Prof. Dr. Aybar: “Nükleer sadece enerji değil, ‘güçlü bir...

Prof. Dr. Aybar: “Nükleer sadece enerji değil, ‘güçlü bir teknoloji’ demek”

Enerji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar, nükleer enerjinin temelini oluşturan radyoaktif elementlerin sadece elektrik üretimi için değil, sağlıktan tarıma, arkeolojiden sanayiye, su kaynaklarının korunmasından hayvancılığa kadar birçok alanda kullanıldığını belirterek, “Nükleer sadece enerji değil, ‘güçlü bir teknoloji’ demek” dedi.

03 Mart 2020 - 13:29
Reklam

Refleks 

Nükleer sadece enerji üretmiyor, bu teknoloji bir yandan evreni keşfetmemize yardımcı oluyor, bir taraftan da bir zamanlar gidilmesi hayal olan yolculuklar gerçekleştiriliyor. Satürn'ün sırlarını eşsiz detaylarla aktaran Cassini uydusu sayesinde yeni keşifler yapılırken, Yeni Ufuklar (New Horizon) adlı uzay aracının Plüton’dan yolladığı buz altı okyanusları gibi ilginç veriler uzayda yeni bir yaşamın izlerini süren bilim dünyasını sarsmaya devam ediyor. Mars'ta 7 yıldır dolaşan Curiosity keşif aracından gelen etkileyici fotoğraflar ise gelecek için heyecan oluşturmaya devam ediyor.

SİVRİSİNEKLERE, NÜKLEER TEKNİKLERLE EKOLOJİK DOĞUM KONTROL UYGULAMASI YAPILIYOR

Senegal’de nükleer tekniklerle çevreye zarar vermeden sivrisineklerin üremesini kontrol altına alan ekolojik doğum kontrol uygulamasının başarısı, son dönemde bu alandaki en ilgi çekici uygulamalar arasında yerini aldı. Nükleer tekniklerle toprak erozyonunun önlenmesi, içme suyunun kirleticilerden arındırılarak suyun iyileştirilmesi ise şu anda dünyanın farklı ülkelerinde uygulanmaya devam ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, (IAEA) Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliği ile mantar hastalığına dirençli muzlardan iklimdeki değişikliklere, hastalıklara ve böceklere karşı daha dayanıklı pirinçlere kadar çok sayıda ilgi çekici çalışmada nükleer tekniklerden yararlanıyor.

NÜKLEER TEKNİKLER, GIDA İSRAFININ ÖNLENMESİNE YARDIMCI OLUYOR

Tohum ıslahı, hayvansal üretimde kapasitenin artırılmasında da kullanılan nükleer teknikler, gıda israfının önlemesine de yardımcı oluyor. Hasat edilen gıdalar tüketilmeden önce en az yüzde 20'si israf edilebiliyor. Işınlama (ürünleri radyoaktif hale getirmeden mikropları öldüren bir süreç) ile meyve ve sebzelerin olgunlaşmasını geciktirilebiliyor, raf ömrü önemli ölçüde artırılabiliyor. Ayrıca zararlılar kontrol edebiliyor ve gıda kaynaklı hastalıkların bulaşması önlenebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Brezilya, Kanada, Çin, Hindistan, Endenozya, İsrail, Japonya, Güney Afrika ve Tayland gibi ülkelerde patates, soğan, sarımsak, tavuk, balık, karides, baklagiller, baharat, kurutulmuş ve taze meyveler gibi birçok ürün ışınlanarak raf ömrü uzatılıyor ve ihraç ediliyor.

“NÜKLEER TEKNOLOJİ, ÜLKEMİZE KATMA DEĞER ÜRETECEK BİR TEKNOLOJİDİR”

Enerji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Şelli Aybar, nükleer enerjinin temelini oluşturan radyoaktif elementlerin sadece elektrik üretimi için değil, sağlıktan tarıma, arkeolojiden sanayiye, su kaynaklarının korunmasından hayvancılığa kadar birçok alanda kullanıldığını kaydetti. Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını karşılamak için güvenli ve fosil yakıtlara göre daha temiz enerji seçeneklerinden birinin nükleer enerji olduğunu vurgulayan Aybar, “Nükleer teknoloji sadece enerji boyutuyla değil, diğer uygulamaları ile de ülkemize katma değer üretecek bir teknolojidir. 1954 yılında Sovyetler Birliği’nde dünyada elektrik üreten ilk nükleer santral olan Obninsk Nükleer Güç Santrali faaliyete geçti. Bunu 1956 yılında İngiltere’de, 1957 yılında ABD’de de faaliyete geçen santraller takip etti. ‘Gelişmiş’ kategorisinde gözüken tüm ülkeler enerjisinin önemli bir bölümünü nükleerden karşılıyor. Bu ülkelerde birden çok nükleer santral var. Dünyada İlk nükleer santrallerin kurulduğu yıllarda ülkemizde başlatılan çalışmaları olumlu sonuçlandırabilseydik eğer; bugün Türkiye çok daha farklı bir noktada olurdu. Nükleer sadece enerji değil, ‘güçlü bir teknoloji’ demek” diye konuştu.

“AKKUYU, UZUN YILLARA DAYANAN BİR EMEĞİN VE HAYALİN SİMGESİ”

Türkiye’de yıllar içerisinde farklı hükümetler döneminde nükleer santrale sahip olmak için çok çaba harcandığını dile getiren Aybar, “Geçmişte insan kaynağını güçlendirmek için yapılan çalışmaların da çok değerli olduğunu ifade etmeliyiz. 1983 ve 1984 yıllarında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından yurt dışına nükleer enerji üzerine doktora yapmak için öğrenciler gönderildi. 1984’te Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilen öğrencilerden biri de benim” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin nükleer enerji tarihinin 1956 yılında kurulan Atom Enerjisi Komisyonu’yla başladığını hatırlatan Aybar, “1957 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı kurucu üyeliği ile nükleer serüvenimiz uluslararası boyut kazandı. Yapılacak olası bir nükleer güç santrali (NGS) için yer tespiti yapıldı ve 1976 yılında Akkuyu sahası için yer lisans onayı gerçekleşti. Hemen sonrasında, 1977-1979 yıllarında ihale çalışmaları yapıldı ama iptal oldu. Daha sonra 1983-1985 yılları arasında ihale çalışmaları yine yapıldı, yine iptal oldu. 1996-2000 yıllarında 3. kez ihale çalışmaları yapıldı, fakat yine iptalle sonuçlandı. Nihayet 2010 yılında Rusya ile Nükleer Güç Santralı anlaşması imzalandı. Çok uzun yıllara dayanan bir emeğin ve hayalin simgesi olan Akkuyu’nun ilk ünitesinin 3 Nisan 2018 yılında temeli atıldı. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu Rosatom tarafından inşa edilen ve her biri 1200 megavatlık 4 reaktörden oluşacak Akkuyu NGS tam kapasite devreye girdiğinde, yaklaşık 35 milyar kilovatsaat elektrik üretimiyle ülkenin elektrik talebinin yüzde 10'unu karşılayabilecek” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA DÜNYA NÜKLEER KULÜBÜNÜN YENİ ÜYESİ OLABİLİR”

1970’li yıllarda nükleer güçle tanışan Güney Kore’nin, kendi ülkesinde nükleer enerjinin geliştirilmesinde önemli ilerlemeler kaydettiğine ve bugün diğer ülkelerde nükleer santral inşaat projelerini yürüttüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Aybar, şöyle devam etti:

“Nükleer santral yapımı için neredeyse birlikte çalışmalara başladığımız Güney Kore’de bugün 25 reaktör işletilmektedir. 4 reaktörün inşaatı da devam ediyor. Üstelik kendi yerli teknolojisi ile yurt dışındaki nükleer santral projelerinin hayata geçirilmesinde yardımcı olan Güney Kore, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk nükleer santrali olan Barakah NGS’yi inşa etmektedir. Ülke, ekonomik kalkınmasını da gerçekleştirdi. Türkiye, önümüzdeki yıllarda Akkuyu’nun ardından diğer nükleer santralleri de faaliyete geçirerek dünya nükleer kulübünün yeni üyesi olabilir.”


Bu haber 1463 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Karantinada çocukların sosyal medya kullanımına dikkat!
Karantinada çocukların sosyal medya kullanımına dikkat!
Belarus NGS’nin 1 no’lu güç ünitesinde kullanılacak nükleer yakıtın kabul işlemi tamamlandı
Belarus NGS’nin 1 no’lu güç ünitesinde kullanılacak nükleer...