Geniş masaların etrafında toplanmakla fikir üretilemez
Çiğdem SEZER

Çiğdem SEZER

sezercigdem@gmail.com

Geniş masaların etrafında toplanmakla fikir üretilemez

07 Şubat 2018 - 13:14

Yapılan bir araştırmada, İngiltere’de kahve içme alışkanlığının başlaması ve kahve evlerinin (coffee house), yani bizim kullandığımız adı ile kafelerin açılması ile birlikte yaratıcı ve yenilikçi fikirlerin üretilmeye başlandığı görülmüş. Kahve evlerinin sayısının artmasının entelektüel gelişime katkısı bizzat gözlemlenmiş. Kahvenin zihni açan, enerji veren ve insanı daha uyanık yapan etken bir içecek olduğu bilindik bir gerçek. Ama burada diğer en önemli etken ise, kahve evlerinde insanların bir araya gelerek sohbet etmeleri ve birbiriyle iletişim kurmaları.

Farklı deneyim ve bilgi birikimine sahip insanların bir araya gelerek konuştuğu, paylaştığı bu ortamlarda fikirlerin üretilmesi de gayet normal. Fikir üretirken en çok ihtiyaç duyulan şey de bilgi, deneyim, görsellik. Yani ne kadar çok malzeme olursa o kadar çok yeni fikir üretebilirsiniz. Kahve evlerinin ya da diğer kullandığımız adıyla kafelerin bu sinerjiyi sağlamadaki payı oldukça yüksek. Yalnız olduğunuzda da bazen aklınıza çok yeni fikirler gelebilir; ama aslında bu yeni fikirlerin oluşması için gerekli kuluçka zamanı çok öncesine dayanır. Bu kuluçka döneminin oluşmasında da yaratıcılığı destekleyen çevresel faktörlerin etkisi büyüktür. İnsanlar ne kadar çok bir arada olduğunda, paylaştığında ve iletişim kurduğunda yenilikçi fikirlerin daha çok üretildiğini görmek mümkün.

Yine uzman bir ekibin yaptığı araştırmada, bir laboratuvarda çalışan insanların, laboratuvarlarda yalnız iken değil de, ekibin bir araya gelip toplantılar yaptığı zaman yeni fikirlerin ve projelerin oluştuğunu belirlemiş. Bu nedenle de beyin fırtınaları ve arama konferanslarının yeni fikirler oluşturmada önemi büyük. Bir kişinin fikri, başka bir fikrin gelişmesine neden olabilir. Bir başkasının sunduğu bir bilgi, sizin sorununuzu çözmeye yarayabilir.

Aynı konuyu işletmeler açısından bakarsak da, işletme içerisinde insanların birbiriyle iletişim kuracağı, bir kahve ya da çay içerken birbiriyle sohbet edeceği ofis dışı alanların ve zamanların oluşturulması çok önemli. Aslında biz hep yeni fikri üretmeleri için geniş masaların etrafında toplantılar yapmaya çalışıyoruz; ama bazen o kocaman masalarda en yüksek otoritelerin bulunduğu ortamda insanlar akıllarındaki paylaşmak istemiyorlar. Fikirlerin paylaşılması, problemlerin konuşulması için daha samimi ve sıcak ortamların yaratılması ve bu sohbetlere de işten kaytarma olarak bakmamak lazım.

Çalışanların sustuğu, fikir beyan etmediği, üst yönetimden çekindiği bir yerde yenilikçi projelerin üretilmesini beklememeliyiz. Kapalı kapılar ardında, kişilerin tek başına çalıştığı, bilgisayara gömüldüğü ortamlarda yeni fikirlerin üretilmesi, problemlerin tespit edilip çözümler sağlanması ise elbette mümkün değil. Bunun için de yeni fikir üretme ortamlarını ve koşullarını oluşturmak gerekiyor.

Ken Ruth’un dediği gibi, “insanoğlu havasızlığa birkaç dakika, susuzluğa yaklaşık iki hafta, açlığa hemen hemen iki ay, yeni fikir üretmemeye yıllar ve yıllar boyunca dayanabilir”. |

Bu yazı 600 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar