Uzay projesi tamam, bir de Çukurova'yı sulayabilsek...
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Uzay projesi tamam, bir de Çukurova'yı sulayabilsek...

16 Şubat 2021 - 17:43

Covid-19 pandemisi tüm dünyaya tarımsal üretimin önemini hatırlattı. Fakat “Tarım önemli” diyerek sadece farkındalık yaratmak, sürüklendiğimiz felakete uğramayacağımız sonucunu getirmeyecek.

Başta yağlı tohumlar olmak üzere artan ithalatımız, ülkemizin sadece ekonomisini zor durumda bırakmayacak. Tarımda yeniden yapılanma sürecimizi başlatmaz ve bu çerçevede gerekli yatırımları yapmazsak, yakın gelecekte açlıkla karşı karşıya kalabileceğiz.

Tarımsal üretimde tohumdan ilaca, gübreden mazota kadar pahalı girdi maliyeti, tüketim ve ihracat desenine uymayan organizasyonsuzluk, ekonomik olmaktan uzaklaşmış bölünmüş araziler, tarlayla market arasındaki fiyat uçurumu, ucuz krediye ulaşamama, düşük katma değer, ara eleman sıkıntıları gibi onlarca sorun yaşayan tarım kesiminin son felaketi kuraklık olacak.

Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay’ın oluşturduğu ‘Çukurova’, verimli topraklarıyla Türkiye’nin en önemli tarımsal merkezi.

Çukurova’nın tarımsal gücü sadece verimli toprağı ve uygun ikliminden kaynaklanmıyor. Berdan, Seyhan, Ceyhan gibi büyük nehirler Çukurova topraklarına can suyu oluyor.

Ama ne kadarına?

Şimdi vereceğim güncel verileri ve detayları DSİ 6’ncı Bölge Müdürlüğünden aldım.

Çukurova’da sulamaya elverişli 840 bin hektar alan var.

Bu alanın ancak 485 binlik alanı sulamaya açılmış.

Yani nehirler denize dökülürken bu verimli toprakların henüz yarısıyla suyu buluşturabilmiş değiliz.

Suyla buluşturamadığımız alanın sadece yüzde 15’inde su götürmeyle ilgili inşaat çalışmaları yapıyoruz. Yüzde 27’lik alanda planlama çalışmamız bütçe bulunabilirse yapılacak. Geri kalan kısımda kimin ne yapmak istediği ise belli değil.

Sulamada içler acısı tablomuz bunlardan ibaret değil. Sulamaya açık 485 bin hektarlık alanın ancak yüzde 82’sinde sulama yapabiliyoruz. Bu sulamanın da yüzde 1,5’ini toprak kanalla, yüzde 23,3’ünü kaplamalı kanalla, yüzde 51,5’ini kanaletle, yüzde 23,5’ini de kapalı boru kanal sistemiyle gerçekleştiriyoruz.

Üreticilerimiz; böyle bir sulama altyapısıyla yüzde 63 oranında yüzeysel sulama, yüzde 30’unda damlama sulama ve sadece yüzde 7’sinde yağmurlama sulama uyguluyor.

Eşsiz iklime sahip Çukurova’nın verimli topraklarının yarısına su taşıyamıyoruz. Taşıdığımız suyun da önemli bölümü vahşi sulama, uygun olmayan altyapıyla telef olup gidiyor.

Oysa, gerçekleştireceğimiz yatırımla Çukurova topraklarının tamamını modern yöntemlerle kayıp kaçağa mahal vermeden suyla buluşturabilmemiz mümkün.

Bu sağlandığında Türkiye, başta yağlı tohumlar olmak üzere tüm tarımsal ürünlerde tek bir sentlik ithalat yapmaz, hatta birçok üründe ihracatçı konuma kavuşabilir.

Başımı her yastığa koyuşumda savunma sanayiinde başarı öyküsü yazan, uzay projesine başlayan Türkiye’nin Çukurova’nın sulama sorununa neden ilgi göstermediğini düşünüp duruyorum.

Uyuyamıyorum. 

Bu yazı 3070 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar