<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>REFLEKS GAZETESİ | Türkiye&#039;nin İlk ve Tek Bölgesel Ekonomi Yayını - KÜLTÜR &amp; SANAT</title>
        <description>Refleks Gazetesi, Ekonomi Haberleri, Refleks,Lokomotif Ödülleri</description>
        <link>https://www.refleksgazetesi.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:46:35 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Köleliğin günümüzdeki yeni biçimlerini yazdı</title>
                                    <description>Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Güneş’in “Modern Kölelik” adlı yeni kitabı Gece Kitaplığı etiketiyle yayınlandı. İnsanlık tarihinin en eski sömürü düzenlerinden biri olan köleliğin günümüzde aldığı yeni biçimleri tarihsel, ekonomik ve hukuki boyutlarıyla ele alan çalışma; küresel üretim ağlarından zorla çalıştırmaya, insan ticaretinden çocuk işçiliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede “modern kölelik” olgusunu mercek altına alıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık, köleliği yasal olarak tarihe gömdüğünü düşünse de milyonlarca insan bugün hâlâ özgürlüğünden mahrum bırakılarak çalıştırılıyor, sömürülüyor ve yaşamını başkalarının denetimi altında sürdürüyor. <strong>Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Güneş</strong>, Gece Kitaplığı tarafından yayınlanan “Modern Kölelik” adlı kitabında, köleliğin ortadan kalkmadığını; yalnızca biçim değiştirerek küresel ekonominin görünmeyen bir parçasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Tarihsel süreçten günümüze uzanan kapsamlı bir bakış açısıyla hazırlanan eser, modern köleliği yalnızca hukuki bir mesele olarak değil; ekonomi politikaları, küreselleşme, uluslararası ticaret, göç hareketleri, yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve insan hakları ekseninde çok yönlü biçimde değerlendiriyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Tarih boyunca değişen, ancak sona ermeyen sömürü düzeni</strong></p>

<p>Kitapta, Mezopotamya’daki borç köleliğinden Antik Yunan ve Roma’nın mülkiyet temelli kölelik anlayışına, sömürgecilik döneminin Atlantik köle ticaretinden günümüzün küresel üretim ağlarına kadar uzanan tarihsel dönüşüm ayrıntılarıyla inceleniyor.</p>

<p>Doç. Dr. İsmail Güneş’e göre kölelik, hukuken yasaklanmış olmasına rağmen günümüzde fiili kontrol, baskı ve sömürü mekanizmaları üzerinden yaşamaya devam ediyor. Modern kölelik artık bireyin hukuken “sahip olunan bir mal” olmasından çok, özgürlüğünü fiilen kaybettiği ve sömürüden kaçamadığı yeni ilişkiler ağı içinde varlığını sürdürüyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Modern köleliğin görünmeyen yüzü</strong></p>

<p>Kitapta modern kölelik; zorla çalıştırma, borç esareti, insan ticareti, çocuk işçiliği, zorla ve çocuk yaşta evlilikler, ev işçilerinin sömürülmesi, ticari cinsel sömürü ve sözleşmeli kölelik gibi farklı biçimleriyle ele alınıyor.</p>

<p>Uluslararası araştırmalara yer verilen çalışmada, dünya genelinde yaklaşık 50 milyon insanın modern kölelik koşullarında yaşadığı belirtiliyor. Kadınlar ve çocukların ise bu sömürü düzeninden en fazla etkilenen gruplar arasında yer aldığı vurgulanıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Küresel ekonominin görünmeyen maliyeti</strong></p>

<p>Doç. Dr. İsmail Güneş, modern köleliğin yalnızca suç örgütlerinin değil, denetimden uzak küresel tedarik zincirlerinin de önemli bir sorunu olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Kitapta; çokuluslu şirketlerin maliyet baskısı, taşeronlaşma, şeffaf olmayan üretim süreçleri, yetersiz sosyal denetimler ve kayıt dışı istihdamın modern köleliği besleyen temel yapısal nedenler arasında gösteriliyor. Özellikle küresel üretim zincirlerinde oluşan “denetim boşluğu”, insan hakları ihlallerinin görünmez kalmasına zemin hazırlıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Türkiye’ye ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler</strong></p>

<p>Eserde, uluslararası raporlar ışığında Türkiye’nin modern köleliğin yüksek olduğu ülkelerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.</p>

<p>Göç hareketleri, kayıt dışı çalışma, çocuk işçiliği, zorla evlilikler ve insan ticareti gibi alanlarda yaşanan sorunların ayrıntılı biçimde değerlendirildiği kitapta; ekonomik krizler, yoksulluk, kitlesel göçler ve doğal afetlerin sömürü riskini artıran temel faktörler arasında yer aldığı ifade ediliyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Çözüm yalnızca hukukla değil, ortak sorumlulukla mümkün</strong></p>

<p>Doç. Dr. İsmail Güneş’in yeni çıkan “Modern Kölelik” kitabı, sorunun yalnızca hukuki düzenlemelerle çözülemeyeceğini; devletlerin, uluslararası kuruluşların, özel sektörün ve tüketicilerin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Kitapta; şirketlerin tedarik zincirlerinde tam şeffaflık sağlaması, insan hakları temelli denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, etik üretim anlayışının yaygınlaştırılması ve yapısal yoksulluğun azaltılmasına yönelik politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>İnsan onurunu merkeze alan ekonomik modellerin önemine dikkat çeken çalışma, modern köleliğin yalnızca geçmişe ait bir kavram olmadığını; günümüz dünyasının en önemli insan hakları sorunlarından biri olarak varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Akademik çalışmalarıyla farklı alanlara ışık tutuyor</strong></p>

<p>Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Güneş; yerel yönetimler, kentleşme, bütçe ve stratejik planlama, spor ekonomisi, enerji ve çevre ekonomisi, Adana kent tarihi ile sivil toplum kuruluşları üzerine yürüttüğü akademik çalışmalarıyla tanınıyor.</p>

<p>Daha önce “Adana Kent Yazıları”, “Adana Tarih Yazıları”, “Görsel Bir Tarih: Medeniyetlerin Kavşağı Kilikya”, “Görsel Bir Tarih: Adana’da Fotoğrafik Bir Yolculuk”, “Futbol Ekonomisi”, “İktisadi Düşünürler / Bilinmeyen Yaşamlar, Yaşayan Teoriler”, “Piyasa Başarısızlıkları, Dışsallıklar ve Kamusal Çözümler”, “Sivil Toplum Kuruluşları İçin Stratejik Bütçe” gibi kitaplara imza atan Doç. Dr. İsmail Güneş, yeni çalışması “Modern Kölelik” ile küresel ölçekte giderek derinleşen bir insan hakları sorununu ekonomi politik perspektifiyle ele alarak literatüre önemli bir katkı sunuyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/07/koleligin-gunumuzdeki-yeni-bicimlerini-yazdi_6a5494c374347_h.png</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/koleligin-gunumuzdeki-yeni-bicimlerini-yazdi/9762</link>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:25:33 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Pınar Kür edebiyatı bu kitapta</title>
                                    <description>Türk edebiyatının cesur kalemlerinden Pınar Kür’ün ardından Adana merkezli Son Baskı (www.sonbaski.com) tarafından hazırlanan özel dosya, Gece Kitaplığı etiketiyle “Pınar Kür’ü Edebiyata Uğurlarken / Yazılar, Yorumlar, Eleştiriler” adıyla kitaplaştı. Pınar Kür’ün ilk ölüm yıldönümü yaklaşırken okurla buluşan eser, yazarın edebiyatını farklı kuramsal ve tematik yaklaşımlarla yeniden düşünmeye çağıran kolektif bir çalışma niteliği taşıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türk edebiyatı, 15 Temmuz 2025’te yalnızca önemli bir romancısını değil; yerleşik yargıları sorgulayan, kadın karakterleriyle edebiyatın sınırlarını genişleten, sansürlere ve davalara rağmen yazmaktan vazgeçmeyen en özgün seslerinden birini uğurladı. Aradan geçen bir yılın ardından Pınar Kür’ün edebiyatı, bu kez çok yazarlı bir kitap aracılığıyla yeniden okurun karşısına çıkıyor.</p>

<p>2004 yılından bu yana Adana merkezli olarak “Söz Uçar Yazı Kalır” anlayışıyla bağımsız yayıncılık yapan Son Baskı’nın (www.sonbaski.com), Pınar Kür’ün vefatının ardından hazırladığı özel dosya, 14 Ocak 2026’da yayımlandı. Büyük ilgi gören çalışma, şimdi Gece Kitaplığı tarafından “<strong>Pınar Kür’ü Edebiyata Uğurlarken / Yazılar, Yorumlar, Eleştiriler</strong>” adıyla kitaplaştırılarak okurla buluştu.</p>

<p>130 sayfalık kitap, bir anma çalışmasının ötesine geçerek Pınar Kür’ün romanlarını, öykülerini ve yazarlık serüvenini farklı kuramsal ve tematik perspektiflerden ele alan eleştirel bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor. Pınar Kür’ün ilk ölüm yıldönümü öncesinde yayınlanan eser, yazarın edebi mirasını yeniden gündeme taşıyan önemli bir kolektif çalışma olarak öne çıkıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Bir cesur kalemin izinde</strong></p>

<p>Kitabın sunuş yazısını, Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Apaydın kaleme aldı. “Bir Cesur Kalem: Pınar Kür” başlıklı sunuş yazısında Prof. Apaydın, Pınar Kür’ün sansürler, davalar ve 12 Eylül döneminin baskılarıyla şekillenen yazarlık serüvenini ele alırken onun yalnızca cesur temalarıyla değil; anlatım teknikleri ve edebiyata kazandırdığı yenilikçi bakışla da Türk edebiyatının en özgün yazarlarından biri olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Son Baskı’da Gökçe Gökalp Doğan ve Göksu Koç’un editörlüğünü üstlendiği, Başar Şeker tarafından yayıma hazırlanan özel dosya, metinlerin ilk yayımlandıkları halleri korunarak Gece Kitaplığı tarafından kitaba dönüştürüldü. Büyük ölçüde akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve edebiyat araştırmacılarının katkılarıyla hazırlanan çalışma, Pınar Kür’ün eserlerini tek bir yorum eksenine hapsetmek yerine farklı bakış açılarını buluşturan çoğulcu bir okuma zemini oluşturuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Pınar Kür’e on bir farklı yaklaşım</strong></p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Apaydın’ın sunuş yazısında da dikkat çektiği gibi kitap, Pınar Kür’ün bütün eserlerini tek tek değerlendirmeyi değil, onun edebiyatını farklı yönleriyle tartışmaya açmayı hedefliyor.</p>

<p>Bu doğrultuda Neşe Apaydın, Pınar Kür’ün ilk öykü kitaplarının imgesel mekânı olan Paris Apartmanı üzerinden eskime olgusunu incelerken; Emine Ayan öykülerde belleğin ve anıların kurucu işlevini ele alıyor. Selin Aytekin, “Küçük Oyuncu” romanını tiyatro dünyasında emek sömürüsü ve kadın emeği ekseninde değerlendirirken; Gizem Erkan Çelik, “Yarın Yarın” romanını kadın karakterler odağında yeniden okuyor.</p>

<p>Gökçe Gökalp Doğan, ‘Bitmiş Zamana Dair’ öyküsünde nesne ve mekân ilişkisini çözümlerken; Soner Eşberk, “Asılacak Kadın” romanını erkek egemen iktidar dili ve toplumsal cinsiyet bağlamında inceliyor. Ezgi İtmeç, “Bir Cinayet Romanı” üzerinden suç olgusunu tartışırken; Göksu Koç, “Bitmeyen Aşk” romanında ahlak kavramının tarihsel ve ideolojik boyutlarını sorguluyor.</p>

<p>Ayşegül Örün, Mihail Bahtin’in kronotop kuramı ışığında ‘Kısa Yol Yolcusu’ öyküsünü yeniden okurken; Murat Tatar, “Asılacak Kadın” romanını Marksist estetik açısından değerlendiriyor. Sibel Doğru Zorman ise “Yarın Yarın” romanına farklı bir perspektiften yaklaşarak 12 Mart romanlarının anlatı kalıplarını yeniden tartışmaya açıyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/07/pinar-kur-edebiyati-bu-kitapta_6a4b6a1419cea_h.png</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/pinar-kur-edebiyati-bu-kitapta/9748</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:34:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana’dan Londra’ya gençlik köprüsü</title>
                                    <description>Yüreğir Gençlik Merkezi tarafından yürütülen “Gençlik Atlası Uzman Değişim Projesi” kapsamında Adana’dan İngiltere’ye giden 10 kişilik uzman heyeti, Londra’da gençlik, eğitim ve spor alanlarında inceleme ve temaslarda bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğir Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesindeki Yüreğir Gençlik Merkezi tarafından yürütülen “Gençlik Atlası Uzman Değişim Projesi”, İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu iş birliğiyle uluslararası boyutta devam ediyor.</p>

<p>Türkiye ile İngiltere arasında gençlik çalışmaları, eğitim ve kültürel iş birliklerini geliştirmeyi amaçlayan proje kapsamında Adana’dan giden 10 kişilik uzman heyeti, Londra’da bir haftalık inceleme ve temas programına katıldı.</p>

<p>Projenin ilk adımı, geçen yıl kasım ayında İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu heyetinin Adana’yı ziyaret etmesiyle atıldı. Karşılıklı ziyaret programı kapsamında bu kez Adanalı uzmanlardan oluşan heyet Londra’ya gitti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Gençlik ve eğitim çalışmaları ele alındı</strong></p>

<p>Programın ilk önemli etkinliği Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirildi. İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu, İngiltere’deki gençlik organizasyonları, eğitim sistemi ve Türk toplumunun eğitim faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı.</p>

<p>Heyete, İngiltere’de yaşayan Türk gençlerinin eğitim süreçleri, Türkçe eğitiminin mevcut durumu ve yürütülen gençlik çalışmaları hakkında bilgi verildi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Resmî kurumlara ziyaret</strong></p>

<p>Adana heyeti, Londra temasları kapsamında Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Büyükelçi Hasan Ulusoy’u ziyaret ederek proje hakkında görüş alışverişinde bulundu.</p>

<p>Heyet ayrıca Türkiye’nin Londra Eğitim Müşavirliğinde Eğitim Müşavir Vekili Duygu Altıntaş ile bir araya geldi. Görüşmede, yurt dışında yürütülen eğitim faaliyetleri ve Türk çocuklarının ana dil eğitimine yönelik çalışmalar değerlendirildi.</p>

<p>Program kapsamında Wimbledon Türk Okulu Başkanı Atilla Abacıoğlu’nu da ziyaret eden heyet, İngiltere’de faaliyet gösteren Türk okullarının çalışmaları hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Toplantıya Türkiye’nin Londra Eğitim Müşavir Vekili Duygu Altıntaş ile KKTC Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp de katıldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Türk gençlerinin spor faaliyetleri incelendi</strong></p>

<p>Heyet, İngiltere Türk Aile Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulunu da ziyaret etti. Birlik Başkanı Sevtap Kemal, okulun eğitim çalışmaları ve gençlere yönelik faaliyetleri hakkında uzmanlara bilgi verdi.</p>

<p>Aynı gün İngiltere Türk Toplumu Futbol Federasyonu Asbaşkanı Ertan Uluçay ile bir araya gelen heyet, İngiltere’de yaşayan Türk gençlerinin spor faaliyetleri, kulüpleşme çalışmaları ve sosyal hayata katılımları konusunda görüş alışverişinde bulundu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Heyette 10 isim yer aldı</strong></p>

<p>Gençlik ve Spor Bakanlığı heyetinde Yüreğir Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Necip Demirci, Adana Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Şube Müdür Vekili Gökhan Karabörk ile uzmanlar Hatice Ayten Tanış Avşar, Alper Çabuk, Gamze Keniş, Hüseyin Sarı, Özlem Önal, Hıdır Adıgüzel, Ceren Horoz ve Derya Çiftçi yer aldı.</p>

<p>“Gençlik Atlası Uzman Değişim Projesi” ile Türkiye ve İngiltere arasındaki gençlik politikaları, eğitim uygulamaları ve kültürel etkileşimin güçlendirilmesi, iki ülke arasında kalıcı iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/06/post9735_6a4212c652330_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/adanadan-londraya-genclik-koprusu/9735</link>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:37:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çukurova&#039;nın kültürel hafızasına özel dosya</title>
                                    <description>Son Baskı’nın 17 yazıdan oluşan yeni özel dosyası “Çukurova: Kent, Kültür, Bellek”, Adana ve Çukurova’nın kültürel hafızasını edebiyat, tarih, kent çalışmaları ve toplumsal bellek ekseninde ele alıyor. Akademisyen, edebiyat öğretmeni ve araştırmacıların katkılarıyla hazırlanan çalışma, bölgenin kültürel birikimine çok yönlü bir bakış sunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>5 Ocak 2004’te Adana merkezli olarak yayın hayatına başlayan Son Baskı (www.sonbaski.com), “Söz Uçar Yazı Kalır” anlayışıyla sürdürdüğü yayıncılık serüveninde bu kez doğduğu coğrafyanın hafızasına odaklandı. Son Baskı’nın özel dosya dizisinin yeni çalışması olan “<strong>Çukurova: Kent, Kültür, Bellek</strong>”, Adana ve Çukurova’nın kültürel belleğini farklı disiplinlerden bakış açılarıyla değerlendiren kapsamlı bir kaynak olarak yayımlandı.</p>

<p>Dosyanın sunuş yazısını kaleme alan Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Apaydın, kent–kültür–bellek çalışmalarının yerel kültürlerin görünürlüğünü artırdığına ve kolektif belleğin kayıt altına alınmasına katkı sunduğuna dikkat çekti. Prof. Apaydın, Adana’nın göçlerle şekillenen çok katmanlı kültürel yapısının bu tür çalışmalarla daha görünür hale geldiğini vurguladı.</p>

<p> </p>

<p><b>Çukurova’yı edebiyatın izinde okumak</b></p>

<p>Dosyada yer alan yazılar, Adana ve Çukurova’yı yalnızca bir coğrafya olarak değil; romanlar, öyküler, anılar ve kültürel üretimler aracılığıyla şekillenen bir bellek alanı olarak ele alıyor.</p>

<p>Ayşegül Örün, Yaşar Kemal’in ‘Yılanı Öldürseler’ romanında kolektif suç ve belleğin izlerini sürerken Gökçe Gökalp Doğan, ‘Teneke’ romanı üzerinden Çukurova’nın tarımsal dönüşümünü ve sınıfsal çatışmalarını inceliyor. Gözde Orçan ise ‘Höyükteki Nar Ağacı’ romanı aracılığıyla bölgenin doğasını, kültürünü ve çalışma yaşamını değerlendiriyor.</p>

<p>Orhan Kemal’in eserlerinde şekillenen Adana imgesi de dosyanın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Soner Eşberk, yazarın romanlarında kurulan Adana tasavvurunu bütüncül biçimde ele alırken Suna Kaya, “Uyku” öyküsünden hareketle çocuk emeği ve mekân ilişkisini tartışıyor. Ezgi İtmeç, Muzaffer İzgü’nün ‘Zıkkımın Kökü’ eserindeki çocukluk belleğini incelerken Murat Tatar da Kâmuran Şipal’in ‘Demir Köprü’ romanındaki kent hafızasına odaklanıyor.</p>

<p> </p>

<p><b>Toplumsal dönüşümün ve tarihin izleri</b></p>

<p>Dosyanın önemli bölümlerinden biri Çukurova’nın toplumsal ve tarihsel dönüşümlerini konu alıyor.</p>

<p>İsmail Güneş, Reşat Enis Aygen’in ‘Toprak Kokusu’ romanı üzerinden tarım işçilerinin yaşam koşullarını değerlendirirken Selin Aytekin, Sevgi Soysal’ın ‘Şafak’ romanındaki Adana’yı siyasal ve toplumsal boyutlarıyla ele alıyor.</p>

<p>Göksu Koç, Ali Özgür Özkarcı’nın ‘Erkek Dutların Gölgesinde’ romanında Ermeni meselesinin ve kolektif belleğin izlerini araştırırken Sibel Doğru Zorman, Ayla Kutlu’nun ‘Asi... Asi’ romanı üzerinden başka bir Çukurova mekânı olan Hatay’ın kültürel hafızasına ışık tutuyor.</p>

<p>Mehmet Uluğtürkan ise Tanzimat dönemi devlet adamı ve şair Ziya Paşa’nın Adana Valiliği yıllarını inceleyerek kentin tarihsel gelişimine farklı bir perspektif kazandırıyor.</p>

<p> </p>

<p><b>Kentin kültürel yaşamı da dosyada</b></p>

<p>“Çukurova: Kent, Kültür, Bellek” dosyası yalnızca edebi eserlerle sınırlı kalmıyor; bölgenin kültürel yaşamını şekillendiren dinamiklere de odaklanıyor.</p>

<p>Cuma Duymaz, Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze Adana’daki kültür ve edebiyat dergiciliğini incelerken bu yayınların Yaşar Kemal başta olmak üzere pek çok yazarın yetişmesindeki rolünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Neşe Apaydın, Taçlı Yazıcıoğlu’nun ‘İncirlik Yazı’ romanından hareketle Amerikan kültürünün Adana’daki gündelik yaşama etkilerini değerlendiriyor. Başar Şeker ise Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nın Adana’nın sosyoekonomik ve sosyokültürel yaşamına katkılarını ele alarak kentin bu büyük organizasyondan kalıcı bir kültürel ve ekonomik gelecek üretip üretemeyeceğini sorguluyor.</p>

<p>Zafer Doruk da Adana’nın özellikle 1950’lerden sonraki dönüşümünü, göçleri, demografik değişimleri ve modernleşme süreçlerini kent–kültür–bellek ilişkisi çerçevesinde değerlendiriyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/06/cukurovanin-kulturel-hafizasina-ozel-dosya_6a2eeaeab7f0f_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/cukurovanin-kulturel-hafizasina-ozel-dosya/9699</link>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 20:47:42 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>1927&#039;nin Adana&#039;sında o &quot;sıcak&quot; yaz</title>
                                    <description>Çetin Yiğenoğlu’nun “O Yaz Çok Sıcaktı” romanı, 1927 Adana Demiryolu Grevi üzerinden erken Cumhuriyet dönemine taşradan bakan bir anlatı kurarken Adana’nın kültürel belleğini, kent yaşamını ve dönemin toplumsal çelişkilerini çok katmanlı bir kurgu içinde ele alıyor. Türk romanında 1950 sonrası döneme yoğunlaşan toplumsal kırılmaların aksine, bu çelişkilerin izini Cumhuriyet’in ilk yıllarına taşıyan eser, erken Cumhuriyet Adana’sına dair alternatif bir okuma sunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-yazar Çetin Yiğenoğlu’nun “O Yaz Çok Sıcaktı” romanı üzerine düzenlenen söyleşide, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına Ankara merkezli anlatıların dışından bakan alternatif bir tarih ve toplum okuması tartışıldı. Türk romanında sınıf çatışması gibi temel toplumsal kırılmaların çoğunlukla 1950 sonrası Türkiye üzerinden ele alındığı hatırlatılırken Çetin Yiğenoğlu’nun bu çelişkilerin izini 1927 Adana Demiryolu Grevi üzerinden Cumhuriyet’in henüz ilk yıllarına taşıdığı vurgulandı. 1927 Adana Demiryolu Grevi’ni odağına alan romanın, yalnızca bir direniş hikâyesi değil; Adana’nın kültürel belleğini, kent yaşamını ve erken Cumhuriyet döneminin toplumsal gerilimlerini çok katmanlı bir anlatı içinde görünür kıldığı ifade edildi.</p>

<p>Çetin Yiğenoğlu’nun Ocak 2026’da yayınlanan romanı, <strong>Seyhan Belediyesi 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi</strong>’nde düzenlenen söyleşide ele alındı. Adana Büyükşehir Belediyesi ile Seyhan Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Çetin Yiğenoğlu’na, Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Apaydın ile Hülya Başak Ekmekçi eşlik etti.</p>

<p>Etkinliğe Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanvekili Hasibe Akkan, Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu Başkanı Dr. Haluk Uygur, eski milletvekilleri İbrahim Özdiş ve Zülfikar İnönü Tümer ile çok sayıda edebiyatsever katıldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Bağlamayla başlayan söyleşi: Direnişin türküsü</strong></p>

<p>Söyleşi öncesinde sahne alan Murat Ulaş, bağlamasıyla Anadolu’nun direniş hafızasını taşıyan türküler seslendirdi. “Kalktı Göç Eyledi Avşar İlleri”, “Ankara’nın Taşına Bak”, “Yiğidim Aslanım” ve “Aldırma Gönül” türküleriyle başlayan programda Murat Ulaş, Çetin Yiğenoğlu’nun isteği üzerine Rodrigo’nun gitar konçertosunu da bağlamayla yorumladı.</p>

<p>Müzik dinletisinin ardından Hülya Başak Ekmekçi tarafından hazırlanan ve Çetin Yiğenoğlu’nun yaşamını anlatan görsel sunum gerçekleştirildi.</p>

<p>Sunumda yer alan “Kaleme aldıkları ile karakterini biçimlendiren bir yazar” ifadesi, salondaki dinleyicilerin dikkatini çeken ayrıntılardan biri oldu.</p>

<p>1948 doğumlu olan Çetin Yiğenoğlu’nun gazetecilikten edebiyata uzanan yaşam serüvenini anlatan sunum, söyleşinin düşünsel çerçevesini de oluşturdu.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Çetin Yiğenoğlu zor olanı anlatıyor”</strong></p>

<p>Söyleşinin en dikkat çekici anlarından biri, romanın Türk edebiyatındaki yerinin tartışıldığı bölüm oldu. Prof. Dr. Mustafa Apaydın’a göre “O Yaz Çok Sıcaktı”, Türkiye’nin toplumsal çelişkilerine alışılmış dönemlerin dışından bakmasıyla öne çıkıyor. Prof. Apaydın’ın ifadesiyle: “Türkiye’nin çelişkilerini 1950’lerden anlatmak kolaydır.”</p>

<p>Çetin Yiğenoğlu ise bu çelişkilerin izini Cumhuriyet’in henüz birkaç yaşında olduğu 1920’lerin Adana’sına taşıyor. Böylece roman, erken Cumhuriyet dönemine taşradan bakan alternatif bir anlatı inşa ediyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Deneysel roman ile toplumsal gerçekçilik</strong></p>

<p>Söyleşide öne çıkan bir diğer konu, romanın anlatım biçimine ilişkindi. Çetin Yiğenoğlu’nun “deneysel roman” yaklaşımı, biçimsel olarak yenilikçi teknikler içerse de toplumsal gerçekçilikten kopmayan bir anlatı kuruyor. Bu yönüyle roman, hem biçim hem içerik açısından iki yaklaşımı birlikte taşıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Adana Aydınlanması”</strong></p>

<p>Söyleşide Çetin Yiğenoğlu’nun “Adana Aydınlanması” ifadesi de dikkat çekti. Yiğenoğlu, bu kavramı şu sözlerle tanımladı:</p>

<p>“Adana’da Reşat Enes’lerle başlayan çok önemli bir aydınlanma var. Ben buna Adana Aydınlanması diyorum. Bu aydınlanma, romancılığımızda bir Çukurova kanalı açmıştır. Reşat Enes’in yolundan Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi değerlerimiz çıkmıştır. Adana Aydınlanması Çukurova’da müzikten resme, edebiyattan sinemaya çok önemli aydınlarımızın yetişmesini sağlamıştır.”</p>

<p>Çetin Yiğenoğlu’nun bu yaklaşımı, Türk romancılığı içinde Çukurova’ya uzanan ayrı bir edebiyat geleneğine işaret ediyor. Böylece “O Yaz Çok Sıcaktı” romanı da, bireysel bir anlatının sınırlarını aşarak Adana’nın edebi birikimini ve hafızasını görünür kılan bir çerçeveye dönüşüyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Adana’nın kültürel belleği</strong></p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Apaydın’ın “Bu romanda Adana’nın kültürel belleğine ilişkin çok malzeme var” değerlendirmesi de, söyleşinin en önemli başlıklarından biri oldu.</p>

<p>Roman; gündelik yaşamdan dil kullanımına, mekânlardan toplumsal yapıya kadar birçok katmanda Adana’nın 1920’lerindeki yaşamını yeniden görünür kılıyor.</p>

<p>Adana Garı, Büyük Saat, Arasta ve Seyhan kıyıları gibi mekânlar yalnızca sahne değil; kent hafızasını taşıyan alanlar olarak romanda yer buluyor.</p>

<p>Adana ağzının doğal kullanımı, çok kültürlü kent yapısı, meyhaneler, yerel mizah, düğün gelenekleri ve sınıfsal ilişkiler de bu belleğin önemli parçaları arasında öne çıkıyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/06/1927nin-adanasinda-o-sicak-yaz_6a2c82c88ee87_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/1927nin-adanasinda-o-sicak-yaz/9693</link>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 00:58:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıl çadırlara yoğun ilgi</title>
                                    <description>Mersin&#039;in Erdemli ilçesinde Yörüklere özgü ürünler &quot;Maarifin Kalbinde Yörükler&quot; adlı sergide bir araya getirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:115%">Erdemli Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce düzenlenen sergi, Tömük Mahallesi Yeşildere mevkisine kurulan kıl çadırlarda ziyaretçileri ağırladı.</span></p>

<p style="margin-bottom:11px"><span style="line-height:115%">Katılımcılara yöresel yemeklerin ikram edildiği etkinlikte halk oyunları ekibi gösteri sundu.</span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/06/post9679_6a25479b1812a.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/kil-cadirlara-yogun-ilgi/9679</link>
                <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 13:27:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Adnan Yücel&#039;in kavgasında ve sevdasında buluştular</title>
                                    <description>Türk şiirinin unutulmaz isimlerinden Adnan Yücel, Adana’da düzenlenen “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek: Adnan Yücel” etkinliğiyle anıldı. Ancak bu buluşma yalnızca bir şiir dinletisi değildi. Şairin dizeleri kadar dostlukları, aydın kimliği, sohbetleri, insani yönleri ve Çukurova’da bıraktığı izler de yeniden hatırlandı. Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü olan 3 Haziran’da gerçekleştirilen etkinlik, Adnan Yücel şiirinin hâlâ yaşayan bir hafıza olduğunu bir kez daha gösterdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türk şiirinde umut, direniş, aşk ve özgürlüğün sesi olarak yer edinen Adnan Yücel, ölümünün üzerinden geçen yıllara rağmen Adana’da hâlâ canlı bir hatıraya sahip. Tmolos Yayınevi, Çukurova Sanat Kurulu, Artika Kitap Kulübü ve Yaşam Sanat Dergisi’nin ortaklaşa düzenlediği “<strong>Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek: Adnan Yücel</strong>” etkinliği, kentin önemli kültür mekânlarından Artika Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Etkinlikte İsmail Tekin, Neslihan Dağlı, T. Ahmet Türkmen, Selda Kaya, Eylem Demir ve Ayfer Karakaş söz aldı.</p>

<p>Normalde ölüm yıldönümü 24 Temmuz olan Adnan Yücel için düzenlenen buluşmanın haziran ayında yapılması bilinçli bir tercih oldu. Adana’nın bunaltıcı yaz sıcakları başlamadan, kent sakinleri yaylalara ve yazlıklara dağılmadan önce gerçekleştirilen etkinlik için ayrıca anlamlı bir tarih seçildi. Buluşma, Türk şiirinin büyük ustası Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümü olan 3 Haziran’da düzenlendi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiirinin ardındaki aydın</strong></p>

<p>Etkinlikte konuşan İsmail Tekin ve T. Ahmet Türkmen, Adnan Yücel’in yalnızca şiirlerini değil, düşünce dünyasını ve kişiliğini de anlattı.</p>

<p>Konuşmalarda Adnan Yücel’in iyi bir Cumhuriyet aydını olduğu vurgulanırken Cumhuriyet’in aydınlanmacı değerlerini taşıyan, bilgiyi önemseyen ve entelektüel dürüstlüğü hayatının merkezine koyan bir isim olduğu ifade edildi.</p>

<p>Onu yakından tanıyanların aktardığına göre Adnan Yücel’in bulunduğu ortamlar kısa sürede düşüncelerin enine boyuna tartışıldığı meclislere dönüşüyordu. Eksik bildiği bir konuda bunu saklamayan, açıkça ifade eden tavrı, onun düşünce dünyasının en dikkat çekici yönlerinden biriydi.</p>

<p>Toplumcu şiir geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olarak görülen Adnan Yücel’in, ideolojiyi hiçbir zaman lirizmin önüne koymadığına dikkat çekildi.</p>

<p>Konuşmalarda sık sık vurgulanan bir başka özellik ise onun şiirindeki umut duygusuydu.</p>

<p>Katılımcılar, Adnan Yücel’in yenilmişliğin değil ayağa kalkmanın şairi olduğunu ifade ederken şiirlerindeki yas duygusunun da karamsarlığa ya da melankoliye dönüşmediğini belirtti. Onun şiiri; acının içinden umudu, kaybın içinden direnci ve bireysel sevgiden ülke sevgisine uzanan büyük bir sevdanın izlerini taşıyordu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiirleri yeniden ses buldu</strong></p>

<p>Gecede Adnan Yücel’in farklı dönemlerine ait şiirleri seslendirildi.</p>

<p>Neslihan Dağlı, Selda Kaya, Eylem Demir ve Ayfer Karakaş tarafından okunan şiirler arasında “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”, “Kırlara Bahar Yetmiyor”, “Dalgalar Şenleşirken” ve “Beşlerin Türküsü” gibi eserler yer aldı.</p>

<p>Şiirler okundukça salonda yalnızca bir şairin dizeleri değil, bir dönemin umutları, mücadeleleri ve hatıraları da yeniden hayat buldu.</p>

<p>Çünkü Adnan Yücel’in şiiri, aradan geçen yıllara rağmen yalnızca edebiyatın değil, toplumsal hafızanın da önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyordu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Türküye dönüşen şiir</strong></p>

<p>Buluşmanın en özel anlarından biri ise Adnan Yücel’in adeta simgesi haline gelen “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiirinin türkü olarak seslendirilmesi oldu.</p>

<p>Şiiri besteleyen, Adana’nın önemli saz üstatlarından Özgür Sarıçam da etkinliği izleyenler arasındaydı.</p>

<p>Özgür Sarıçam, Rüya Eylül Seçkin ile birlikte sahne alarak yıllardır dilden dile dolaşan bu şiiri türkü olarak seslendirdi.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Şiirlerinin yanında insani yönleri de daha çok konuşulmalı”</strong></p>

<p>Etkinliğin en anlamlı konuklarından biri ise Adnan Yücel’in eşi Ayşe Yücel’di.</p>

<p>Salonda bulunan Ayşe Yücel, düzenlenen etkinlik için teşekkür ederek gelecekte yapılacak buluşmalarda Adnan Yücel’in yalnızca şiirlerinin değil, yaşamının ve insani yönlerinin de daha kapsamlı biçimde ele alınmasının değerli olacağını ifade etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>İki kişi otururlar, on kişi kalkarlardı</strong></p>

<p>Gecede söz alan isimlerden biri de Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde uzun yıllar aynı odayı paylaştığı Ömer Arslantaş oldu.</p>

<p>Ömer Arslantaş, Adnan Yücel’in son yıllarına tanıklık eden isimlerden biri olarak onun bilinmeyen yönlerini anlattı.</p>

<p>Adnan Yücel’in mitolojiye büyük ilgi duyduğunu belirten Ömer Arslantaş, özellikle “Ateşin ve Güneşin Çocukları” adlı eserinin bu yönüyle dikkatle okunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ancak salonda en çok iz bırakan anlatılar, onun dostluklarına ilişkin olanlardı.</p>

<p>Ömer Arslantaş’ın anlattığına göre ders çıkışlarında Çukurova Üniversitesi’nin Kayıkhane’sine giderlerdi. Başlangıçta iki kişinin oturduğu masalar, akşam saatlerine doğru dostların ve tanıdıkların katılımıyla büyürdü.</p>

<p>Ömer Arslantaş’ın “İki kişi otururduk, ama o masadan en az on kişi kalkardık” sözleri, Adnan Yücel’in çevresinde oluşturduğu dostluk halkasını ortaya koyuyordu.</p>

<p>Ömer Arslantaş’ın paylaştığı bir başka anı ise salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.</p>

<p>Ömer Arslantaş, Adnan Yücel’i hastane döneminde ziyaret ettiğini ve bu ziyarette şairin kendisine şu sözleri söylediğini aktardı:</p>

<p>“Ömer, seni çok daha önce tanıyabilseydim bir 10 sene daha yaşardım.”</p>

<p> </p>

<p><strong>Çukurova’da yaşamaya devam ediyor</strong></p>

<p>27 Mart 1953’te Elazığ’da doğan, öğretmenlik ve akademisyenlik yıllarının önemli bölümünü Çukurova’da geçiren Adnan Yücel; “Kavgalara Sözlenen Sevda”, “Soframda Kaval Sesi”, “Bir Özlem Bir Türkü”, “Acıya Kurşun İşlemez”, “Ateşin ve Güneşin Çocukları”, “Çukurova Çeşitlemesi” ve özellikle “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” gibi eserleriyle Türk şiirinde kalıcı bir yer edindi.</p>

<p>24 Temmuz 2002’de henüz 49 yaşındayken yaşamını yitiren şair, aradan geçen yıllara rağmen Çukurova’nın kültürel belleğinde yaşamayı sürdürüyor.</p>

<p>Artika Sanat Merkezi’ndeki buluşma da bunu bir kez daha gösterdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/06/post9669_6a21f7321202f_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/adnan-yucelin-kavgasinda-ve-sevdasinda-bulustular/9669</link>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 01:02:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>En &quot;baba&quot; performans</title>
                                    <description>Türk tiyatrosunun usta oyuncusu Haluk Bilginer’in başrolünde yer aldığı “Baba” oyunu, 01 Burda PGM’de iki gün boyunca kapalı gişe sahnelendi. Aylar öncesinden tükenen biletler ve yoğun ilgi, Adana’nın kültür-sanat yaşamına damga vurdu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’nın önemli yaşam, eğlence ve kültür merkezlerinden biri olan 01 Burda AVM, Türk tiyatrosunun usta ismi Haluk Bilginer’i “<strong>Baba</strong>” oyunu ile sanatseverlerle buluşturdu. 01 Burda Performans Gösteri Merkezi’nde (PGM) sahnelenen oyun, yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Aylar öncesinden tükenen biletlerle kapalı gişe oynayan “Baba”, yalnızca tiyatroseverlerin değil, Adana’nın kültür-sanat çevrelerinin de yakından takip ettiği etkinliklerden biri oldu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Hafıza, zaman ve insan ilişkilerine etkileyici bir bakış</strong></p>

<p>İnsan hafızası, zamanın etkisi ve aile ilişkileri üzerine kurulu güçlü anlatısıyla dikkat çeken “Baba”, izleyicilere duygu yüklü bir tiyatro deneyimi sundu.</p>

<p>Oyunun başrolünde yer alan Haluk Bilginer, sahnedeki performansıyla bir kez daha tiyatroseverlerin beğenisini kazanırken oyuncu kadrosunun başarılı yorumları da izleyicilerden uzun süre alkış aldı.</p>

<p>Salonun tamamen dolduğu gösterimlerde seyirciler, oyunun dramatik yapısına ve etkileyici atmosferine büyük ilgi gösterdi.</p>

<p> </p>

<p><strong>01 Burda PGM kültür-sanatın önemli adreslerinden biri olmayı sürdürüyor</strong></p>

<p>“Baba” oyununun gördüğü yoğun ilgi, 01 Burda Performans Gösteri Merkezi’nin bölgenin önemli kültür ve sanat merkezlerinden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Yıl boyunca tiyatro oyunları, konserler, gösteriler ve çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan 01 Burda PGM, Türkiye’nin önemli sanatçılarını Adanalı sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sanat ve yaşamın buluşma noktası</strong></p>

<p>Esas Gayrimenkul tarafından hayata geçirilen 01 Burda AVM, alışveriş, eğlence ve kültür-sanat faaliyetlerini bir araya getiren yeni nesil yaşam merkezi anlayışıyla hizmet veriyor.</p>

<p>126 mağazası, geniş sosyal alanları, sinema kompleksi, restoran ve kafeleriyle bölgenin önemli çekim merkezlerinden biri olan 01 Burda, bünyesinde yer alan Performans Gösteri Merkezi sayesinde kültür ve sanat etkinliklerinde de önemli bir rol üstleniyor.</p>

<p>Türkiye’nin önde gelen sanatçılarını Adanalılarla buluşturan merkez, kentin kültürel yaşamına katkı sunmayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/en-baba-performans_6a1ad9bb8f4bf_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/en-baba-performans/9647</link>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 15:31:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir &quot;oda&quot; dolusu müzik</title>
                                    <description>9. AKOB Ulusal Oda Müziği Yarışması, Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç sanatçıları Mersin’de bir araya getirdi. Laçin Akyol anısına düzenlenen yarışma, genç müzisyenlerin performansları ve sanatın birleştirici gücüyle kentin kültür hayatına önemli katkı sundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çukurova Makina A.Ş. ana sponsorluğunda, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersin Kent Konseyi paydaşlığında gerçekleştirilen <strong>9. AKOB Ulusal Oda Müziği Yarışması</strong>, genç müzisyenleri, bestecileri, akademisyenleri ve sanatseverleri Mersin’de buluşturdu. Yerel yönetimler, kurumlar ve çok sayıda destekçinin katkılarıyla düzenlenen organizasyon, kentin kültür-sanat yaşamına güçlü bir katkı sundu.</p>

<p>Ödül töreninde, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gönderdiği mesaj okundu. Vahap Seçer mesajında, genç yaşta yaşamını yitiren sanatçı Laçin Akyol’un anısını yaşatan anlamlı etkinliği kutlayarak Mersin’de sanatın gelişmesine katkı sunan AKOB yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkür etti.</p>

<p>Törende Mersin Büyükşehir Belediyesi adına Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz yer alırken, Mersin Kent Konseyi Başkanı Alper Girgeç, yerel yönetim temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, sanatçılar, akademisyenler ve çok sayıda sanatsever de etkinliğe katıldı. Finale kalan 10 topluluk, sergiledikleri performanslarla izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yarışmanın temel hedefi genç sanatçılara alan açmak</strong></p>

<p>Akdeniz Opera ve Bale Kulübü Derneği (AKOB) Yönetim Kurulu Başkanı Demet Şaman Tarlakazan, açılış konuşmasında yarışmanın yalnızca sürekliliği olan bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel hafızayı güçlendiren ve ortak emeği geleceğe taşıyan bir yapı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kültür-sanat kurumlarının görevinin yalnızca etkinlik düzenlemek olmadığını ifade eden Tarlakazan, genç sanatçıların üretimlerini görünür kılmak ve nitelikli eserlerin yaşam bulabileceği kültürel ortamlar oluşturmanın önemine dikkat çekti. Sivil toplumun kültür ve sanata erişim konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Tarlakazan, AKOB’un çalışmalarını da bu anlayış doğrultusunda sürdürdüğünü söyledi.</p>

<p>Oda müziğinin yalnızca sanatsal değil, toplumsal bir anlam taşıdığını belirten Tarlakazan, bu müzik türünü “bir arada var olabilmenin ve uyum içinde farklılaşabilmenin en incelikli biçimlerinden biri” olarak tanımladı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yarışma Laçin Akyol’un anısına düzenlendi</strong></p>

<p>Bu yılki yarışma, genç yaşta hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol’un anısına ithaf edildi.</p>

<p>Demet Şaman Tarlakazan, Laçin Akyol’un AKOB Genç Dinletiler Projesi’nin de önemli isimlerinden biri olduğunu belirterek, sanatçıyı sevgi ve özlemle andıklarını söyledi. Yarışmanın gelecek yıllarda da Laçin Akyol’un anısını yaşatmaya devam edeceği açıklandı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Türkiye’nin dört bir yanından katılım</strong></p>

<p>Bu yıl yarışmaya Türkiye’nin çeşitli konservatuvarlarından toplam 32 oda müziği grubu ve 118 genç müzisyen katıldı. İki aşamalı değerlendirme sürecinin ardından finale kalan topluluklar, 23 Mayıs’ta Mersin Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi Barış Salonu’nda seçici kurul karşısına çıktı.</p>

<p>Yarışmanın seçici kurulunda keman sanatçısı Çiğdem İyicil, besteci Turgay Erdener, piyanist Ayşe İris Şentürker, klarnet sanatçısı Ebru Mine Sonakın ile orkestra şefi ve viyolonsel sanatçısı Münif Akalın yer aldı.</p>

<p>Seçici kurul üyeleri yalnızca değerlendirme sürecindeki çalışmalarıyla değil, finalist genç müzisyenlerle kurdukları yakın iletişim ve deneyim paylaşımlarıyla da yarışmaya katkı sundu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ödüller sahiplerini buldu</strong></p>

<p>Genel Oda Müziği Performansı kategorisinde ödüller sahiplerini bulurken, özellikle Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencilerinden oluşan topluluklar dikkat çekti.</p>

<p>Final konserlerinde Fuego Quartet, Trio Celestia, Giocoso Oktet, Hacettepe Bass Quartet ve Quintet 1893 gibi topluluklar dünya müzik literatürünün önemli eserlerinden seçtikleri yorumlarla büyük beğeni topladı.</p>

<p>Öte yandan yarışmanın “Genç Türk Bestecisi” kategorisinde bu yıl ödüle değer eser ve topluluk bulunmadığı açıklandı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Birincilik konserleri sanatseverlerden tam not aldı</strong></p>

<p>24 Mayıs’ta gerçekleştirilen ödül töreninin ardından geçen yılın “Genç Türk Bestecisi Birincilik Ödülü” sahibi Okan Toprak’ın “Eski Köyden Anılar” adlı eseri Toprak Duo tarafından seslendirildi.</p>

<p>Daha sonra yarışmanın performans birincisi TOUCHE Trio sahne aldı. Topluluğun besteci Cem Esen’in eserini yorumladığı konser, izleyicilerden büyük alkış aldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Destekçilere teşekkür plaketi verildi</strong></p>

<p>Program sonunda düzenlenen plaket töreninde, Yarışma Koordinatörü ve AKOB Başkan Yardımcısı Bengü Yılmazer, organizasyonun gerçekleşmesine katkı sağlayan kurumlara, sponsor temsilcilerine, gönüllülere ve destekçilere teşekkür etti.</p>

<p>Dokuz yıldır aralıksız sürdürülen AKOB Ulusal Oda Müziği Yarışması, genç müzisyenlerin sanat yolculuklarına destek vermenin yanı sıra Mersin’i ulusal ölçekte kültür ve sanatın önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Yarışma, genç sanatçıların üretimlerini görünür kılan ve kültürel dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/bir-oda-dolusu-muzik_6a1ad47d0184d_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/bir-oda-dolusu-muzik/9646</link>
                <pubDate>Sat, 30 May 2026 15:05:58 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı&#039;</title>
                                    <description>8. Akdeniz Sanat Günleri kapsamında Adana İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen “Bir Şairin İçine Yağmur Yağar: Turgut Uyar’ın Öyküsü” adlı şiir dinletisinde, Türk şiirinin İkinci Yeni temsilcilerinden Turgut Uyar’ın yaşamı ve edebiyat yolculuğu kendi şiirleriyle anlatıldı. Adana Şiir Korosu’nun seslendirdiği şiirlerle dinleyiciler bir yandan “göğe bakmanın” umuduna ortak olurken bir yandan da şairin dizelerinde yankılanan o tanıdık “kimsesizlikle” buluştu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana İl Halk Kütüphanesi bu kez Türk şiirinin en güçlü seslerinden Turgut Uyar’ın dizelerini ağırladı; İkinci Yeni akımının önemli temsilcilerinden olan şairin biriken hüzünleri, umutları, aşkları ve insanın iç dünyasına dair sorgulamaları yıllar sonra yeniden ses buldu.</p>

<p>8. Akdeniz Sanat Günleri Adana Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen “<strong>Bir Şairin İçine Yağmur Yağar: Turgut Uyar’ın Öyküsü</strong>” adlı şiir dinletisinde, Adana Şiir Korosu üyesi şairler Eylem Demir, Neslihan Dağlı, Selda Kaya ve Ayfer Karakaş; Turgut Uyar’ın yaşam öyküsünü ve edebiyat serüvenini anlattı. Program boyunca şairin farklı dönemlerine ait şiirleri seslendirilirken onun Türk şiirinde açtığı özgün yol da dinleyicilere aktarıldı.</p>

<p>“Bugün burada Turgut Uyar’ın diliyle konuşacağız” diyen kadın şairler, “Ondan kalan yağmurların yüreğimize nasıl yağdığını anlatacağız” sözleriyle başladıkları dinletide, salondakileri Turgut Uyar’ın şiir evrenine davet etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sessiz bir insan, büyük bir şiir evreni</strong></p>

<p>Turgut Uyar, yalnızca dili dönüştüren bir şair değil; aynı zamanda modern insanın yalnızlığını, sıkışmışlığını, aşklarını ve umut arayışlarını da şiirinin merkezine taşıyan isimlerden biri olarak anılıyor. Dinletide de bu yönüne dikkat çekildi.</p>

<p>“Turgut Uyar çok sessizdi ama şiirlerinde kocaman bir evren konuşurdu” sözleriyle anlatılan şairin yaşamı, onun şiirlerinde kurduğu dünya ile birlikte ele alındı. Kent yaşamının yorgunluğu, insanın kendisiyle hesaplaşması, aşkın dönüştürücü gücü ve umudun kırılgan ışığı, program boyunca okunan şiirlerde yeniden görünür kılındı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiirleriyle anlatılan bir şairin yaşamı</strong></p>

<p>Dinleti boyunca Turgut Uyar’ın yaşam öyküsü ile şiirleri iç içe aktarıldı. Şairin edebiyat serüveni anlatılırken farklı dönemlerde kaleme aldığı eserlerden bölümler seslendirildi.</p>

<p>Programda, kuşaklar boyunca hafızalarda yer eden “Göğe Bakma Durağı” ve “Geyikli Gece” başta olmak üzere şairin birçok şiirine de yer verildi. Şairin aşkı, yalnızlığı, umudu, kent yaşamını ve insanın iç dünyasını konu alan dizeleri, yaşam öyküsünün anlatıldığı bölümlerle birlikte dinleyicilere sunuldu.</p>

<p>‘Göğe Bakma Durağı’nda yer alan “Tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum” dizeleri, Turgut Uyar’ın insan ilişkilerine ve birlikte yaşama duygusuna yaklaşımını yansıtırken ‘Geyikli Gece’deki “Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı” ifadeleri ise onun şiirlerinde sıkça karşılaşılan umut temasını bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Turgut Uyar’ın şiir anlayışı anlatıldı</strong></p>

<p>Etkinlikte yalnızca şiirler okunmadı; Turgut Uyar’ın edebiyat anlayışı ve Türk şiirindeki yeri de ele alındı.</p>

<p>Kadın şairler, Turgut Uyar’ın İkinci Yeni hareketi içindeki özgün konumuna değinerek onun şiirlerinde gündelik hayatı, bireyin yalnızlığını ve modern dünyanın yarattığı sıkışmışlık duygusunu farklı bir dil ve imge dünyasıyla işlediğini anlattı.</p>

<p>Şairin yaşamından kesitlerin aktarıldığı programda, şiirlerinin arka planına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi.</p>

<p>Katılımcıların ilgiyle takip ettiği dinleti, Turgut Uyar’ın yaşamı, şiirleri ve edebiyat dünyasına bıraktığı izlerin anlatılmasının ardından sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/evet-kimsesizdik-ama-umudumuz-vardi_6a12a287bfb20_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/evet-kimsesizdik-ama-umudumuz-vardi/9638</link>
                <pubDate>Sun, 24 May 2026 09:50:15 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayata sanatla bin adım</title>
                                    <description>Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Sanat Galerisi, ressam Ayşe Yıldız Gürsop ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan “Bir Adım Sanat” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatın iyileştirici gücünü merkeze alan sergide, farklı yaşam hikâyelerinden beslenen 31 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de sanatın birleştirici ve dönüştürücü gücünü gözler önüne seren “Bir Adım Sanat” sergisi kapılarını açtı. <strong>Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Sanat Galerisi</strong>’nde gerçekleştirilen serginin açılışına MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır da katıldı.</p>

<p>Ressam Ayşe Yıldız Gürsop ve öğrencilerinin hazırladığı sergide, biri heykel olmak üzere toplam 31 eser yer alıyor. Yağlı boya tablolar, portre çalışmaları ve farklı tekniklerle üretilen eserler, sanatseverlerden ilgi görüyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sanatı bir terapi aracı olarak görüyor</strong></p>

<p>Mersin Üniversitesi Heykel Bölümü mezunu olan ve uzun yıllardır resim alanında çalışmalarını sürdüren Ayşe Yıldız Gürsop, sanatın insan yaşamındaki dönüştürücü etkisine dikkat çekti. Yıllar içerisinde çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini belirten sanatçı, sergide yer alan eserlerin yalnızca teknik bir üretimin sonucu olmadığını, aynı zamanda kişisel hikâyelerin ve yaşam mücadelelerinin bir yansıması olduğunu söyledi.</p>

<p>Öğrencilerinin büyük bölümünün resme hobi olarak başladığını ifade eden Ayşe Yıldız Gürsop, zaman içerisinde kendilerini geliştirerek eserlerini bir sergide izleyiciyle buluşturabilecek seviyeye ulaştıklarını kaydetti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kadınların yaşamına dokunan bir sanat yolculuğu</strong></p>

<p>Sergide eserleri bulunan öğrenciler arasında ev hanımları, emekliler, bir depremzede ve bir resim öğretmeni bulunuyor. Özellikle kadınların sanatla daha fazla buluşması gerektiğini düşündüğünü dile getiren Ayşe Yıldız Gürsop, sanatın bireylerin ruhsal dünyasına önemli katkılar sunduğunu vurguladı.</p>

<p>Toplumsal yaşamın getirdiği baskılar nedeniyle birçok kadının kendisini zaman zaman sıkışmış hissedebildiğini belirten Gürsop, sanatın bu noktada bir nefes alma alanı yarattığını ifade ederek insanların üretim süreci sayesinde kendilerini yeniden keşfettiğini ve hayata daha güçlü bağlandığını söyledi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Geri dönüşüm malzemeleri sanata dönüştü</strong></p>

<p>“Bir Adım Sanat” sergisinin dikkat çeken yönlerinden biri de geri dönüşüm malzemelerinin sanat eserlerine dönüşmesi oldu. Kendi çalışmalarında sürdürülebilir üretime önem verdiğini belirten Ayşe Yıldız Gürsop, karton kutulardan rölyefler hazırladığını, sergide yer alan heykellerden birini ise kullanılmış defter kâğıtlarından oluşturduğunu anlattı.</p>

<p>Öğrencilerin eserlerinde ise daha çok insan hikâyelerini merkeze alan portre çalışmaları öne çıkıyor. Farklı tekniklerle hazırlanan çalışmalar, sanatçıların iç dünyalarını ve yaşam deneyimlerini izleyiciye aktarıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Farklı kuşaklardan sanatçılar aynı sergide</strong></p>

<p>Sergide eserleri yer alan isimler arasında 80 yaşındaki emekli öğretmen Ayşe Vanlı, ev hanımları Elif Tatlı, Nazife Yetkin, Özlem Keçeli ve Yadigar Çinpolat, emekli Mustafa Kemal Yener, Songül Çağanay ile resim öğretmeni Türkan Bakmaz bulunuyor.</p>

<p>Farklı yaş ve meslek gruplarından sanatçıları bir araya getiren sergi, sanatın ortak bir dil oluşturma gücünü de ortaya koyuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>3 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek</strong></p>

<p>“Bir Adım Sanat” sergisi, 3 Haziran’a kadar hafta içi her gün 08.30 ila 17.30 saatleri arasında MTSO Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek. Sergi, sanatın iyileştirici ve birleştirici yönünü deneyimlemek isteyen tüm sanatseverleri bekliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/hayata-sanatla-bin-adim_6a0ffe2123c2c_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/hayata-sanatla-bin-adim/9633</link>
                <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:44:40 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Antakya’da başladı, Adana’da devam edecek</title>
                                    <description>Antakya’da coşkulu bir açılışla başlayan 8. Akdeniz Sanat Günleri, 18-24 Mayıs tarihleri arasında Adana’da sanatseverlerle buluşacak. Şiir dinletilerinden resim sergilerine, sinema söyleşilerinden müzik programlarına uzanan etkinliklerle kent, 6 gün boyunca sanatın büyülü atmosferine ev sahipliği yapacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz’in kültür ve sanat iklimini farklı şehirlerde buluşturan 8. Akdeniz Sanat Günleri, 16 Mayıs Cumartesi günü Antakya’da gerçekleştirilen coşkulu açılış programıyla başladı. Sekiz ilde düzenlenen organizasyonun önemli duraklarından biri olan Adana, 18-24 Mayıs tarihleri arasında sanatın kalbine dönüşecek.</p>

<p>Şiirden müziğe, resimden sinemaya uzanan geniş etkinlik programıyla dikkat çeken festival kapsamında kentin farklı noktalarında sergiler, söyleşiler, şiir dinletileri ve kültür buluşmaları gerçekleştirilecek. Adana’nın kültür merkezleri, sanat galerileri ve salonları altı gün boyunca sanatın ortak diline ev sahipliği yapacak.</p>

<p> </p>

<p><strong>Antakya’da sanat ve dayanışma buluşması</strong></p>

<p>Festivalin açılış programı Antakya’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Samimi ve güçlü atmosferiyle dikkat çeken programa ilişkin yapılan değerlendirmede, Akdeniz Sanat Günleri Koordinatörü Kubilay Altuntaş ile birlikte böylesine anlamlı bir buluşmada yer almaktan büyük mutluluk duyulduğu ifade edildi.</p>

<p>Organizasyon kapsamında emeği geçenlere teşekkür edilirken misafirperverliğiyle gönülleri kazanan Antakya sorumlusu Mehmet Karasu ve ekibine de özel olarak teşekkür edildi.</p>

<p>Düzenleme komitesi tarafından yapılan açıklamada, Akdeniz Sanat Günleri’nin yalnızca bir etkinlik değil; kültürel dayanışmayı büyüten önemli bir sanat hareketi olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Sanat; sınırları, farklılıkları ve önyargıları aşan ortak bir dildir. Akdeniz Sanat Günleri ile kardeşlik, kültür ve estetik yeniden hayat bulacak” ifadelerine yer verildi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Adana’da dolu dolu sanat programı</strong></p>

<p>Festivalin Adana ayağı 18 Mayıs’ta Artika Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış ve resim sergisiyle başlayacak. Aynı gün dinleti programı ve Çukurova Üniversitesi’nden Doç. Dr. İsmail Güneş tarafından “Festival Ekonomisi” başlıklı söyleşi sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p>19 Mayıs programında Günışığı Sahne Sanatları Merkezi’nde Reşat Enis’i anma etkinliği ile “Şairlerden Şiirler” dinletisi gerçekleştirilecek. 20 Mayıs’ta ise Eğitim-İş 2 No’lu Şube’de Kâmuran Şipal’i anma etkinliği düzenlenecek.</p>

<p>21 Mayıs’ta Çırçır Sanat Merkezi’nde karma fotoğraf sergisi ve “Kod’larımızı Okumada Müziğin Yeri” başlıklı söyleşi yer alırken 22 Mayıs’ta Adana İl Halk Kütüphanesi’nde Turgut Uyar’a ithafen “Bir Şairin İçine Yağmur Yağar” adlı şiir dinletisi gerçekleştirilecek.</p>

<p>Festivalin son günü olan 23 Mayıs’ta ise Adana Tabip Odası’nda öykü buluşmaları, Ken Loach sineması üzerine değerlendirme söyleşisi, şiir dinletileri ve müzik dinletileri sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiir, müzik ve edebiyat aynı çatıda</strong></p>

<p>Festival boyunca farklı şehirlerden şairler, yazarlar, ressamlar ve müzisyenler Adana’da bir araya gelecek. Özellikle Çukurova’nın yetiştirdiği edebiyat ve sanat insanlarının programlarda yer alacak olması kültür-sanat çevrelerinde heyecan yarattı.</p>

<p>Program kapsamında Akdeniz kültürü, halk edebiyatı, Anadolu şiiri, sinema ve yerel sanatın geleceği gibi başlıklarda özel söyleşiler de gerçekleştirilecek.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Adana sanatın sesiyle yaşayacak”</strong></p>

<p>Etkinlik organizatörleri, tüm Adanalıları ve çevre illerden gelecek sanatseverleri Akdeniz Sanat Günleri’ne davet ederek festivalin herkese açık olduğunu belirtti.</p>

<p>Festival boyunca Adana’nın sokaklarında şiir yankılanacak, sazın tellerinde Çukurova’nın sesi duyulacak, ressamların tuvallerinde Akdeniz’in sıcak renkleri hayat bulacak.</p>

<p>Organizasyon komitesi tarafından yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Sanatla omuz omuza, umutla yan yana olmaya devam edeceğiz.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/antakyada-basladi-adanada-devam-edecek_6a08e380be074_h.png</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/antakyada-basladi-adanada-devam-edecek/9616</link>
                <pubDate>Sun, 17 May 2026 00:24:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Adana&#039;yı sanatın da merkezi yapacaklar</title>
                                    <description>Adana’nın kültür-sanat hayatına yeni bir soluk kazandırmak amacıyla kurulan Çukurova Sanat Kurulu, gerçekleştirdiği toplantıda ortak üretim, dayanışma ve kapsayıcı sanat anlayışı vurgusu yapıldı. “Ben değil biz” ilkesiyle hareket edeceklerini belirten kurul üyeleri, Adana’yı sanatın da güçlü merkezlerinden biri haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da kültür ve sanat yaşamına yeni bir ivme kazandırmak amacıyla kurulan Çukurova Sanat Kurulu, ilk yönetim kurulu toplantısını gerçekleştirerek yeni dönemin yol haritasını belirledi. Sanatın toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını hedefleyen kurul, ortak üretim kültürünü merkeze alan yaklaşımıyla dikkat çekti.</p>

<p>Başkanlığını Bünyamin Deniz Kıraç’ın yürüttüğü toplantıya yönetim kurulu üyeleri Gökhan Çağlayan, Zehra Sürmeli, Esin Güvercin, Alişer Avcı, Murat Günaydın ve Kubilay Altuntaş katıldı. Kurulun basın danışmanlığı görevini ise Remzi Yıldırım’ın üstlendiği belirtildi.</p>

<p>Toplantıda; Adana’nın kültürel birikiminin daha görünür hale getirilmesi, sanatçının desteklenmesi ve kentte sürdürülebilir bir sanat iklimi oluşturulması yönünde kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Kurul üyeleri, sanatın yalnızca belirli çevrelerin değil toplumun ortak değeri olduğuna vurgu yaparak kapsayıcı bir anlayışla hareket edeceklerini ifade etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sanatın her dalına açık yapı</strong></p>

<p>86 üyeden oluşan Çukurova Sanat Kurulu’nun; resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, sinemadan fotoğrafçılığa kadar birçok sanat disiplinini aynı çatı altında buluşturacağı belirtildi. Kurulun yalnızca etkinlik düzenleyen bir yapı olmayacağı, aynı zamanda sanat üretimini destekleyen, genç yeteneklere alan açan ve sanatçıların sorunlarına çözüm üretmeyi amaçlayan bir merkez haline geleceği ifade edildi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca kurul bünyesinde oluşturulacak sanat atölyeleriyle genç sanatçılara üretim alanları sağlanmasının hedeflendiği kaydedildi. Sanatseverlerle sanatçılar arasında daha güçlü bağlar kurulmasının amaçlandığı toplantıda, Adana’nın kültür-sanat alanında daha aktif ve üretken bir şehir kimliği kazanması gerektiği vurgulandı.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Sanat toplumun ortak vicdanıdır”</strong></p>

<p>Kurul üyeleri, toplantıda yaptıkları değerlendirmelerde sanatın birleştirici gücüne dikkat çekerek “Ben değil biz” anlayışının temel ilke olarak benimsendiğini ifade etti. Sanatın bireysel rekabet alanı değil, ortak üretim ve dayanışma zemini olduğuna işaret edilen toplantıda, Adana’daki tüm kültür-sanat kurumlarıyla işbirliği içinde hareket edileceği belirtildi.</p>

<p>Kurulun yalnızca merkezde faaliyet gösteren sanatçılarla değil; sokak sanatçıları dâhil olmak üzere emeğiyle sanat üreten herkesi sürecin parçası haline getirmeyi hedeflediği aktarıldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Her ay düzenli toplantılar yapılacak</strong></p>

<p>Çukurova Sanat Kurulu’nun çalışma prensiplerinin de ele alındığı toplantıda, her ay düzenli yönetim kurulu toplantıları yapılacağı ve üyelerden gelen proje önerilerinin değerlendirileceği bildirildi. Uygun bulunan projelerin uygulama programına alınarak hayata geçirileceği ifade edildi.</p>

<p>Kurulun ilerleyen süreçte panel, sergi, şiir dinletisi, konser, tiyatro etkinlikleri, kültür söyleşileri ve sanat festivalleri gibi çok sayıda organizasyona imza atması bekleniyor. Ayrıca çocukların erken yaşta sanatla buluşturulması ve gençlerin sanat üretimine yönlendirilmesi amacıyla sosyal projelerin de hazırlanacağı öğrenildi.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Adana sanatın da başkenti olmalı”</strong></p>

<p>Toplantıda söz alan yönetim kurulu üyeleri, Adana’nın yalnızca gastronomi, tarım ve spor alanlarında değil; kültür ve sanat alanında da güçlü bir marka şehir olması gerektiğini dile getirdi. Çukurova coğrafyasının tarih boyunca önemli sanatçılar yetiştirdiğine dikkat çeken kurul üyeleri, bu kültürel potansiyelin doğru projelerle yeniden görünür hale getirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Çukurova Sanat Kurulu Başkanı Bünyamin Deniz Kıraç öncülüğünde gerçekleştirilen toplantının sonunda, sanatın birleştirici gücüyle hareket edilmesi ve Adana’nın kültür-sanat yaşamına kalıcı katkılar sunulması konusunda ortak görüş birliği sağlandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/adanayi-sanatin-da-merkezi-yapacaklar_6a08d6d05e82d_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/adanayi-sanatin-da-merkezi-yapacaklar/9615</link>
                <pubDate>Sat, 16 May 2026 23:32:28 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇKA, Ziya Paşa’nın Adana yıllarını kitaplaştırdı</title>
                                    <description>Çukurova Kalkınma Ajansı, 1878-1880 yılları arasında Adana Valiliği görevinde bulunan şair, yazar ve devlet adamı Ziya Paşa’nın Adana yıllarını kitaplaştırdı. Gazeteci-yazar Mehmet Uluğtürkan ve tarihçi Ahmet Karataş’ın kaleme aldığı eser, Kalkınma Ajansları Kültür Yayınları serisinin ilk kitabı oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gazeteci-yazar Mehmet Uluğtürkan ve tarihçi Ahmet Karataş tarafından kaleme alınan <strong>“Bir Osmanlı Valisinin Adana Yılları / Ziya Paşa”</strong> adlı kitap, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Kültür Yayınları kapsamında yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Ahmet Rifat Duran, Osmanlı’nın önemli fikir, edebiyat ve devlet adamlarından Ziya Paşa’nın Adana’daki izlerini bu eserle yeniden görünür kıldıklarını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">1800Duran, “Osmanlı’nın en değerli fikir ve devlet adamlarından biri olan Ziya Paşa’nın vali olarak Adana’ya yaptığı hizmetleri ve bu güzel şehirde bıraktığı izleri içeren eseri edebiyat dünyasına kazandırmış olduk. Ömrünün son iki yılını Adana’da geçiren ve kabrini bu topraklarda muhafaza ettiğimiz Ziya Paşa’yı, vefatının 146’ncı yılında onu anlatan bir eserle anmış olacağız. Bu kitapta yalnızca bir valinin icraatlarını değil, bir aydının vicdan muhasebesini, bir ‘ahlak şairi’nin devlet adamlığını ve dönemin Adana’sını okuyacağız,” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Çukurova Kalkınma Ajansı’nın Kültür Yayınları serisinin ilk kitabı olma özelliğini taşıyan eser, 172 sayfadan oluşuyor. Kitapta, dönemin Adana’sına ait fotoğrafların yanı sıra Ziya Paşa’ya ilişkin belge ve görsellere de yer veriliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/cka-ziya-pasanin-adana-yillarini-kitaplastirdi_6a0436a710ae5.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/cka-ziya-pasanin-adana-yillarini-kitaplastirdi/9606</link>
                <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:16:08 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gurur duyduran gençler</title>
                                    <description>Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencileri, “5. Uluslararası Global Art Müzik Yarışması”ndan 9 ödülle döndü.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>6-12 Nisan tarihleri arasında Alanya’da düzenlenen yarışmada piyano, yaylı çalgılar, üflemeli çalgılar, şan ve halk enstrümanları kategorilerinde performanslar sergilendi. Yarışmaya Türkiye’nin yanı sıra Kazakistan, Rusya, Gürcistan ve Çin gibi ülkelerden öğrenciler katıldı.</p>

<p>Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencileri, yarışmada 2 birincilik, 3 ikincilik, 2 üçüncülük ve 2 grand prix olmak üzere toplam 9 ödül kazanarak önemli bir başarıya imza attı.</p>

<p>Aynı zamanda yarışmanın jüri başkanlığını da yapan ÇÜ Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Ülviyye Akbaş, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek ödül alan öğrencileri kutladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/post9603_6a02eaaed4c6f.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/gurur-duyduran-gencler/9603</link>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:53:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>En güzel mayıs</title>
                                    <description>Instagram’da “Hilal’in Kütüphanesinden” sayfasının yöneticisi Türkçe öğretmeni Hilal Karabay tarafından geleneksel hale getirilen “Edebi Akşamlar” etkinliğinin üçüncüsü, Adana’nın tarihi mekânlarından Bosnalı Otel’de gerçekleştirildi. Yaklaşık kırk kişinin katıldığı gecede şiir ve müzik aynı atmosferde buluşurken katılımcılar edebiyatın ve melodilerin iç içe geçtiği duygu dolu bir akşamı birlikte yaşadı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl mayıs ayında düzenlenen “Edebi Akşamlar” etkinliği, bu yıl da şiirin dinginliği ile müziğin sıcaklığını aynı salonda buluşturdu. Instagram’da “<strong>Hilal’in Kütüphanesinden</strong>” sayfasının yöneticisi olan Türkçe öğretmeni Hilal Karabay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, şiirler müzik eşliğinde seslendirilirken dinleyiciler hem edebiyatın hem de şarkıların ortak hafızasında buluştu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kimi zaman sessizce, kimi zaman hep birlikte</strong></p>

<p>Tarihi dokusuyla dikkat çeken Bosnalı Otel’in ev sahipliği yaptığı gece boyunca salon, yalnızca bir etkinlik alanına değil; kelimelerin, notaların ve anıların birbirine karıştığı edebi bir buluşma mekânına dönüştü. Katılımcılar kimi anlarda sessizce şiirlere kulak verdi, kimi anlarda ise şarkılara hep birlikte eşlik etti.</p>

<p>Etkinliğin açılışında konuşan Hilal Karabay, “Ruhumuzun pencerelerini bugün müzik ve şiire açıyoruz” ifadelerini kullandı. Karabay’ın etkinlik öncesinde paylaştığı davet metnindeki “şiirin ve müziğin iyileştiren sesine kulak vermek, kelimelerin ve notaların kalbimize dokunuşunu paylaşmak” ifadeleri ise gece boyunca hissedilen atmosferin temel duygusunu oluşturdu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiirler müzik eşliğinde seslendirildi</strong></p>

<p>Gece, Nâzım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiiriyle başladı. Program boyunca Behçet Necatigil, Füruğ Ferruhzad, Birhan Keskin, Murathan Mungan ve Özdemir Asaf gibi edebiyat dünyasının önemli isimlerinin şiirleri okundu.</p>

<p>Şiirler arasında seslendirilen şarkılar ise gecenin duygusal ritmini tamamladı. “Deniz Koydum Adını”, “Al Beni Yar”, “Deliler”, “Git”, “Uçurum” ve “Sözlerimi Geri Alamam” gece boyunca şiirlerin bıraktığı duyguyu müzikle sürdürdü.</p>

<p>Katılımcılar özellikle aşk, yalnızlık, kırılganlık, umut ve yaşam temalarının öne çıktığı şiirlerde derin bir sessizlik içinde dizelere eşlik etti. Şarkılar sırasında ise salon zaman zaman hep bir ağızdan söylenen melodilerle canlı bir atmosfer kazandı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Bosnalı Otel’in tarihi atmosferi geceye ayrı bir ruh kattı</strong></p>

<p>Adana’nın geçmişini taşıyan mekânlarından biri olan Bosnalı Otel’in tarihi dokusu da etkinliğin en dikkat çekici unsurlarından biri oldu. Loş ışıklar, müziğin sakin ritmi ve şiirlerin yankısı, geceye nostaljik bir hava kattı. Katılımcılar, şehir hayatının yoğun temposundan uzaklaşarak birkaç saat boyunca yalnızca şiire, müziğe ve kelimelerin çağrıştırdığı duygulara odaklandı.</p>

<p>Etkinlik boyunca şiirin yalnızca edebi bir tür değil; insanları bir araya getiren ortak bir duygu dili olduğu hissedildi. Müziğin eşlik ettiği dizeler, salondaki dinleyiciler için kimi zaman geçmişe açılan bir kapıya, kimi zaman ise bugünün duygularını paylaşmanın sessiz bir yoluna dönüştü.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/en-guzel-mayis_6a02a8f7d0c3e_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/en-guzel-mayis/9602</link>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 07:09:57 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Festival zamanı</title>
                                    <description>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Mersin Devlet Opera ve Balesi; opera, bale, konser ve çocuk oyunlarından oluşan zengin programıyla sanatseverleri ağırlamayı sürdürüyor. Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden “Carmina Burana” sahne kantatı yoğun ilgiyle sahnelenirken program önümüzdeki günlerde de devam edecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ülke genelinde sürdürdüğü Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde, Mersin Devlet Opera ve Balesi seçkin eserleri sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Festival programı, her yaştan izleyiciye hitap eden içeriğiyle Mersin’de kültür-sanat atmosferi oluşturdu.</p>

<p>Festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri olan “Carmina Burana” sahne kantatı, güçlü müziği ve etkileyici sahne performansıyla izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Gösteri, festivalin en dikkat çeken sanat etkinlikleri arasında yer aldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Giselle” sahnelenmeye devam edecek</strong></p>

<p>Festival kapsamında klasik bale repertuvarının önemli eserlerinden biri olan “Giselle”, sanatseverlerle buluşmayı sürdürecek. Eserin sahne estetiği, müziği ve koreografisinin festival izleyicileri tarafından ilgiyle takip edilmesi bekleniyor.</p>

<p>Festival programında ayrıca “Akdeniz’de Bahar” konserleri de yer alıyor. Tarsus Müzesi ile Mersin Deniz Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserlerde, Akdeniz’in ezgileri sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p> </p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/festival-zamani_6a00e31698b92_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/festival-zamani/9595</link>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 22:51:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Öncelik kültürel miras ve genç sanatçılar</title>
                                    <description>Adana’nın kültür, sanat ve edebiyat dünyasını ortak bir çatı altında buluşturmayı hedefleyen Çukurova Sanat Kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirerek yeni dönem çalışmalarına resmen başladı. Kurulun başkanlığına Bünyamin Deniz Kıraç seçilirken toplantıda Adana’nın kültürel mirasına katkı sunacak projeler ve genç sanatçılara yönelik çalışmalar mercek altına alındı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da kültür, sanat ve edebiyat alanında ortak üretim ve dayanışmayı büyütmek amacıyla kurulan Çukurova Sanat Kurulu, yeni dönem çalışmalarına başladı. Farklı sanat disiplinlerinden isimleri aynı çatı altında buluşturmayı amaçlayan kurulun ilk toplantısında, 7 kişilik yönetim kurulu oy birliğiyle belirlendi.</p>

<p>Sanat ve edebiyat çevrelerinin yakından tanıdığı isimlerden Bünyamin Deniz Kıraç’ın başkanlığa seçildiği kurulda; Gökhan Çiftçioğlu, Zehra Sürmeli, Resul Güvercin, Alişer Avcı, Kubilay Altuntaş ve Murat Günaydın yönetim kurulunda yer aldı.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Sanatın sesi olmak istiyoruz”</strong></p>

<p>Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Çukurova Sanat Kurulu Başkanı Bünyamin Deniz Kıraç, sanatın birleştirici gücüne dikkat çekerek Adana’daki tüm sanat insanlarına açık bir yapı oluşturmak istediklerini söyledi.</p>

<p>Kıraç, “Adana’da sanatın ve edebiyatın sesi olmak adına ‘Ben de varım’ diyebilen tüm sanat insanlarına kapımız sonuna kadar açık olacak. Sanat kurulu üyesi olan tüm yol arkadaşlarımızla daha sık bir araya geleceğiz. Bizler, tüm sanat dallarına şemsiye olmaya niyetliyiz. Çünkü biliyoruz ki birlik olursak hem sesimiz hem de sanatımız daha güçlü şekilde ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Genç sanatçılar için ortak hedef</strong></p>

<p>Toplantıda, kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi planlanan kültür-sanat projeleri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Özellikle Adana’nın köklü kültürel mirasına katkı sunacak etkinlikler ile genç sanatçıların desteklenmesine yönelik çalışmalar konusunda ortak görüş oluştu.</p>

<p>Kurul üyeleri, sanatın yalnızca bireysel bir üretim alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal birlikteliğin ve kültürel gelişimin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Şiirden tiyatroya geniş etkinlik takvimi</strong></p>

<p>Çukurova Sanat Kurulu’nun önümüzdeki süreçte şiir dinletileri, edebiyat söyleşileri, tiyatro buluşmaları, resim ve fotoğraf sergileri başta olmak üzere çok sayıda kültür-sanat etkinliği düzenlemesi planlanıyor.</p>

<p>Kurulun ayrıca edebiyat, müzik, tiyatro, resim, fotoğraf gibi farklı sanat disiplinlerini aynı platformda buluşturarak Adana’nın sanat alanındaki potansiyelini daha görünür hale getirmeyi hedeflediği belirtildi.</p>

<p>Yeni dönemde hayata geçirilecek projelerle hem Adana’nın kültürel hafızasına katkı sunulması hem de sanatın toplumun her kesimine ulaştırılması amaçlanıyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/oncelik-kulturel-miras-ve-genc-sanatcilar_6a00cee5c524f_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/oncelik-kulturel-miras-ve-genc-sanatcilar/9592</link>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 21:16:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Edebiyatta yeni isimler çıkarmalıyız</title>
                                    <description>Adana Kent Konseyi’nin düzenlediği “Adana’da Edebiyat ve Değerlerimiz” söyleşisinde konuşan yazar Özcan Karabulut, Adana’nın yalnızca geçmişin büyük edebiyatçılarıyla anılmaması gerektiğini söyledi. Kentin kültürel hafızasına, 70’li yılların Adana’sına ve edebiyat iklimine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan yazar, Adana edebiyatının yalnızca geçmişin büyük isimleriyle anılmaması gerektiğini belirterek, “Bugün hâlâ aynı isimleri konuşuyoruz. Elbette onlar çok büyük değerler ama yüz yıl sonra da yalnızca onları konuşuyorsak burada bir eksiklik var demektir. Adana yeni yazarlar, yeni şairler kazanmalıdır” ifadelerini kullandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Özcan Karabulut, Adana Kent Konseyi tarafından düzenlenen etkinlikte Adanalı edebiyatseverlerle buluştu. “Adana’da Edebiyat ve Değerlerimiz” başlıklı söyleşi, Adana Tabip Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Söyleşiyi gazeteci Ufuk Tekin yönetti.</p>

<p>Türk edebiyatına “Aşkın Halleri”, “Hüzünle Bazı Günler”, “Belki de Kaybeden Zaman”, “Baştan Sona Yalnızlık” ve “Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati” adlı öykü kitaplarını kazandıran Özcan Karabulut, “Amida, Eğer Sana Gelemezsem” romanıyla da edebiyat dünyasında dikkat çeken isimler arasında yer alıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Dadaloğlu’yla, Karacaoğlan’la başlayan söyleşi</strong></p>

<p>Programın açılışı şiirlerle yapıldı. Ufuk Tekin, Dadaloğlu’nun “Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri” ve Karacaoğlan’ın “Biz Kız Bana Emmi Dedi” şiirlerini okuyarak salonu Çukurova’nın sözlü kültür iklimine taşıdı.</p>

<p>Ufuk Tekin daha sonra Attila İlhan’ın “Üç Fidan” için yazdığı dizeleri anımsatarak “Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı” sözleriyle başladığı konuşmasında, Üç Fidan’ı andığımız böylesine anlamlı günlerde edebiyat etrafında bir araya gelmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Çinko damlı evlerden çıkan kültürel hafıza…”</strong></p>

<p>Özcan Karabulut ise konuşmasına, Şubat 2025’te “Bellek Adana” kapağıyla yayımlanan Varlık dergisindeki “Adanalı Leo’nun Tanıklığında: 70’ler Odağında Adana’nın Kültürel İklimi” başlıklı yazısını okuyarak başladı.</p>

<p>Özcan Karabulut’un okuduğu metin, yalnızca kişisel bir hatırat değil; 1970’li yılların Adana’sını bütün renkleriyle anlatan canlı bir kültür panoraması niteliği taşıdı.</p>

<p>Hurmalı Mahallesi’nde, çinko damlı evlerin bulunduğu bir avluda geçen çocukluk yılları… Okul yolunda tablalarda yenilen bicibiciler… Toroslar’dan kamyonlarla getirilen karların karsambaça dönüştüğü yaz günleri… Toprak sahalarda yapılan mahalle maçları…</p>

<p>Özcan Karabulut’un anlattığı Adana, yalnızca bir şehir değil; kendine özgü dili, karakterleri, sesleri ve ritmi olan büyük bir yaşam alanı olarak dinleyicilerin karşısına çıktı.</p>

<p> </p>

<p><strong>Mahalle karakterlerinden sinema salonlarına</strong></p>

<p>Özcan Karabulut’un anlatısında, dönemin unutulmayan mahalle figürleri de önemli yer tuttu. Eski İstasyon Karakolu Başkomiseri “Allahsız Salih”, Şalgamcı Ali Göde, Kebapçı Zorro, Hoca Rifat, Vampir Kemal, Tarko Yaşar, Tenekeci Seyfi, Hafız Necati ve Bacaksız Mahmut gibi isimler, Adana’nın halk kültürü içindeki yerleriyle anıldı.</p>

<p>Özcan Karabulut’un belleğinde önemli bir yer tutan sinemalar da kaleme aldığı yazının dikkat çeken bölümleri arasındaydı. Çocukların Zaman gazozlarıyla, annelerin ise mendilleriyle izlediği ‘Ayhan Işık’lı, ‘Belgin Doruk’lu, ‘Fatma Girik’li ve ‘Türkan Şoray’lı filmler… Asri Sineması’nın önündeki kalabalıklar… Çelik Sineması’nda gösterilen Yılmaz Güney’in vurdulu kırdılı filmleri…</p>

<p>Bu anlatılar, Adana’nın bir dönem nasıl güçlü bir sinema ve kültür şehri olduğunu da yeniden hatırlattı.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Fatih Terim’in henüz bilinmediği yıllar…”</strong></p>

<p>Özcan Karabulut’un yazısında anlattığı dönem, aynı zamanda sporun ve gündelik yaşamın da şehir kültürüyle iç içe geçtiği yıllardı. Toprak sahalarda yapılan maçlar, henüz genç bir futbolcu olan Fatih Terim’in formasını giydiği Adana Demirspor günleri, söyleşinin nostaljik anlarından biri oldu.</p>

<p>Özcan Karabulut, Adana Erkek Lisesi’nin kültürel atmosferine de özel bir parantez açtı. Orhan Kemal, Yılmaz Güney, İlhan Selçuk, Demirtaş Ceyhun, Abidin Dino, Ali Özgentürk, Aytaç Arman ve Salih Bolat gibi isimlerin iz bıraktığı, Nurullah Ataç, Arif Nihat Asya’nın ders verdiği okulun, Adana’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Adana’yı Çukurova’dan ayrı düşünemeyiz”</strong></p>

<p>Söyleşinin ilerleyen bölümünde Özcan Karabulut, Adana’nın kültürel üretkenliğinin nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>“Adana’yı sadece Adana olarak görmemek lazım. Çukurova olmadan, Toroslar olmadan, Akdeniz olmadan Adana’yı anlayamayız” diyen Özcan Karabulut, kentin çok katmanlı kültürel yapısına dikkat çekti.</p>

<p>Adanalılığı bir “Akdenizlilik hali” olarak tanımlayan Özcan Karabulut, Fenikelilerden bugüne uzanan tarihsel geçişlerin kentin ruhunu şekillendirdiğini ifade etti.</p>

<p>“Akdeniz tarih boyunca birçok kültürü içinde taşıdı. Adana da bunun önemli merkezlerinden biri oldu” diyen Özcan Karabulut, kentin özgürlükçü ruhunun edebiyata ve sanata da yansıdığını belirtti.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Adana bir özgürlükler havzasıdır”</strong></p>

<p>Özcan Karabulut’un en dikkat çeken ifadelerinden biri ise “Adana bir kültür-sanat deltası, bir özgürlükler havzasıdır” sözleri oldu.</p>

<p>Yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının kültür-sanat alanına daha güçlü destek vermesi gerektiğini belirten Özcan Karabulut, Adana’nın sahip olduğu büyük birikimin yeterince değerlendirilemediğini söyledi.</p>

<p>Kentte Orhan Kemal ve Yaşar Kemal adına kapsamlı edebiyat ödüllerinin bulunmamasını eleştiren Özcan Karabulut, “Adana ve edebiyat denildiğinde bugün hâlâ aynı isimleri konuşuyoruz. Elbette onlar çok büyük değerler ama yüz yıl sonra da yalnızca bu isimleri konuşacaksak burada bir eksiklik var demektir. Yeni isimler çıkarmamız gerekiyor” dedi.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Birbirimizin gölgesine kurşun sıkmamalıyız”</strong></p>

<p>Özcan Karabulut, Adana’daki edebiyat çevrelerine de önemli mesajlar verdi.</p>

<p>“Aynı şehrin çocukları birbirinin gölgesine kurşun sıkmamalı” diyen yazar, kentte dayanışma kültürünün güçlenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Adana’da her ay yemekli edebiyat toplantıları düzenlenebileceğini ifade eden Özcan Karabulut, bu buluşmalarda yalnızca sohbet edilmesinin değil, ortak projeler üretilmesinin de mümkün olduğunu belirtti ve “Ben nerede olursam olayım o toplantılara mutlaka katılırım” dedi.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kamuran Şipal için anma önerisi</strong></p>

<p>Söyleşide ayrıca Adanalı romancı, öykü yazarı ve çevirmen Kamuran Şipal de anıldı.</p>

<p>Kamuran Şipal’in Franz Kafka, Heinrich Böll, Hermann Hesse, Thomas Mann, Bertolt Brecht ve Elias Canetti gibi dünya edebiyatının önemli isimlerini Almancadan Türkçeye kazandırdığı hatırlatıldı.</p>

<p>Katılımcılar, “Kamuran Şipal olmasaydı o önemli yazarları Türkçe okuyamazdık” değerlendirmesinde bulunarak onun adına Adana’da anma toplantıları düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p> </p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/edebiyatta-yeni-isimler-cikarmaliyiz_6a004c9a934dd_h.jpg</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/edebiyatta-yeni-isimler-cikarmaliyiz/9589</link>
                <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:10:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültür-sanatta tüm yollar Mersin&#039;e çıkacak</title>
                                    <description>Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki üçüncü durağı olan Mersin, 17 Mayıs’a kadar konserlerden sergilere, söyleşilerden gastronomi etkinliklerine uzanan 159 organizasyona ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında kent genelindeki 16 farklı noktada kültür ve sanat etkinlikleri düzenlenecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında ilk kez festivale ev sahipliği yapacak olan Mersin, yarından itibaren dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma noktası olacak.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen festival çerçevesinde kent genelinde 57 başlık altında toplam 159 etkinlik gerçekleştirilecek. Hazırlıkları tamamlanan organizasyonda konserler, sergiler, söyleşiler, atölyeler, fotoğraf etkinlikleri ve gastronomi buluşmaları sanatseverlerle buluşacak.</p>

<p>Festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri konser programı olacak. Oğuzhan Koç, Bengü, Kubat, Simge, Alişan, Sefo, Merve Özbey, Ferhat Göçer ve Serkan Kaya festival kapsamında Soli Sahili’nde sahne alacak.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sergiler ve sahne sanatları öne çıkacak</strong></p>

<p>Festival süresince Mersin Arkeoloji Müzesi’nde hat, tezhip, seramik ve dijital eserlerden oluşan “Hane” sergisi sanatseverlerle buluşacak. Aynı müzede, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen eserlerin yer aldığı “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri Sergisi” de ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>

<p>Mersin Trafik Parkı’nda “Ada Kıbrıs Fotoğraf Sergisi” ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti el işi koleksiyonlarının tanıtıldığı “Genablaların Marifeti Sergisi” düzenlenecek.</p>

<p>Mersin Kültür Merkezi ise “Müzik Atlası”, “Ozanların İzinde, Aşıkların Yolunda - Opera Anadolu’da”, Carmina Burana ve Giselle gibi etkinliklere ev sahipliği yapacak. Ayrıca Tarsus Müzesi ile Mersin Deniz Müzesi’nde “Akdeniz’de Bahar” konserleri gerçekleştirilecek.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Mersin’in tamamı kültür sahnesine dönüşecek”</strong></p>

<p>Mersin Valisi Atilla Toros, festivalin yalnızca bir etkinlik serisi olmadığını, kentin kültürel hafızasını görünür kılan büyük bir organizasyon olduğunu söyledi.</p>

<p>Mersin’in antik kentleri ve ören yerleriyle adeta açık hava müzesi niteliği taşıdığını belirten Vali Toros, festivalin şehrin tamamına yayılan çok katmanlı bir kültür ve sanat hareketine dönüşeceğini ifade etti.</p>

<p>Festivalin kentin tanıtımına ve turizm hareketliliğine katkı sağlayacağını vurgulayan Toros, Mersin’in bu büyük organizasyonu yaşamaya ve yaşatmaya hazır olduğunu kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.refleksgazetesi.com/media/2026/05/kulturde-tum-yollar-mersine_69fdef637d3f4_h.png</image>
                                <category>KÜLTÜR &amp; SANAT</category>
                <author>Refleks Gazetesi</author>
                <link>https://www.refleksgazetesi.com/kultur-sanatta-tum-yollar-mersine-cikacak/9584</link>
                <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:09:55 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
