Mersin Organize Sanayi Bölgesi, Adana Yeminli Mali Müşavirler Odası ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) işbirliğiyle gerçekleştirilen Sürdürülebilirlik Konferansı, iş dünyasının geleceğine ilişkin önemli mesajların paylaşıldığı bir buluşma oldu. Bağımsız denetçiler, yeminli mali müşavirler, mali müşavirler, akademisyenler ve sanayicilerin katıldığı etkinlikte; sürdürülebilirliğin artık çevresel duyarlılığın ötesinde yatırım kararlarını, finansmana erişimi, ihracat gücünü, kurumsal itibarı ve ekonomik büyümeyi belirleyen yeni bir ekonomik paradigma haline geldiği vurgulandı.
Mersin Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen konferansta konuşmacılar, sürdürülebilirliğin artık gönüllülük esasına dayanan bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışından çıkarak işletmeler için stratejik bir zorunluluğa dönüştüğüne dikkat çekti.
Konferansta öne çıkan ortak görüşlerden biri, şirketlerin gelecekte yalnızca finansal performanslarıyla değil; çevresel etkileri, sosyal sorumlulukları ve yönetişim kaliteleriyle de değerlendirileceği yönünde oldu.
Konuşmacılara göre sürdürülebilirlik artık yalnızca bugünün üretim süreçlerini değil, yarının rekabet gücünü şekillendiren temel unsur haline geliyor.
İklim krizinden yeşil yakalılara uzanan geniş gündem
Konferansın açılış konuşmalarını; Mersin Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Sabri Tekli, Adana Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yılmaz Uçak, Çukurova Kalkınma Ajansı Mersin Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Levent Sırrı Selekoğlu ve KGK Başkan Yardımcısı Murat Yünlü yaptı.
Açılış konuşmalarının ardından Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. M. Levent Kurnaz, “İklim Krizi ve Sanayinin Geleceği” başlıklı konuşmasıyla gün boyu ele alınacak sürdürülebilirlik tartışmalarının çerçevesini ortaya koydu.
Programın devamında düzenlenen ilk panelde “Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması ve Denetimi” başlığı ele alındı. Prof. Dr. Ümmühan Aslan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda, KGK Sürdürülebilirlik Daire Başkanı Gülşah Günay ile KGK Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er konuşmacı olarak yer aldı.
Günün ikinci paneli ise “Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem: Raporlama, Finansman, Kariyer ve Teşvikler” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Muhasebe Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Karabınar’ın üstlendiği panelde Prof. Dr. Ümmühan Aslan, Doç. Dr. Murat Erdoğan, Hatice İğde ve İffet Erduran; sürdürülebilirlik alanında dönüşen raporlama yaklaşımlarını, finansman modellerini, kariyer olanaklarını ve teşvik mekanizmalarını çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi.
Geleceğin ekonomisi şekilleniyor
Konferansta yapılan değerlendirmelerde sürdürülebilirliğin çevre başlığının çok ötesine geçtiği vurgulandı.
Uzmanlar, günümüzde yatırımcıların, finans kuruluşlarının ve uluslararası ticaret ağlarının şirketleri değerlendirirken yalnızca bilanço büyüklüklerine bakmadığını; karbon ayak izi, kaynak verimliliği, enerji yönetimi, kurumsal yönetişim ve sosyal etki gibi göstergelerin de giderek daha belirleyici hale geldiğini ifade etti.
Bu çerçevede; karbon ayak izi, yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi, dijitalleşme, ESG yönetimi, sürdürülebilir finansman, kurumsal yönetişim, şeffaf raporlama başlıklarının yeni dönemin rekabet kriterleri arasında yer aldığı belirtildi.
Konuşmacılar, sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil; yatırım çekebilmenin, ihracatı sürdürebilmenin ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin ön koşullarından biri haline geldiğini dile getirdi.
Güçlü sanayi olmadan güçlü gelecek kurulamaz
Etkinlikte şehirlerin ve bölgelerin kalkınmasına ilişkin önemli değerlendirmeler de yapıldı.
Bir kentin başarısının artık yalnızca nüfusuyla ölçülemeyeceği; ürettiği katma değer, dönüştürdüğü sanayi yapısı, oluşturduğu yaşam kalitesi ve gelecek nesillere bıraktığı ekonomik miras ile değerlendirileceği ifade edildi.
Katılımcılar, güçlü sanayi olmadan güçlü şehirlerin, güçlü şehirler olmadan da güçlü bölgelerin oluşamayacağını vurgulayarak sürdürülebilir ekonominin Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekti.
Negatif dışsallıklar yeni maliyet kalemlerine dönüşüyor
Konferansın dikkat çeken başlıklarından biri de “negatif dışsallıklar” oldu.
Uzmanlar, geçmişte işletmelerin çevre üzerinde oluşturduğu bazı etkilerin ekonomik karşılığının tam olarak hesaplanmadığını ancak yeni dönemde bunun değişeceğini belirtti.
Çevre kirliliği, karbon salımı, su tüketimi ve iklim riskleri gibi unsurların gelecekte şirketlerin finansal yapıları üzerinde doğrudan etkiler oluşturacağı ifade edildi.
Karbon vergileri, sınırda karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik yükümlülüklerinin işletmeler için yeni maliyet kalemleri yaratacağına dikkat çekilirken çevresel etkilerin giderek finansal göstergelere dönüşeceği değerlendirildi.
Konferansta dile getirilen görüşlere göre şirketlerin gelecekte yalnızca ne kadar kâr ettikleri değil, bu kârı hangi çevresel ve sosyal maliyetlerle elde ettikleri de sorgulanacak.
TSRS ve ESG iş dünyasının yeni dili oluyor
Etkinlikte KGK’nin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları da ele alındı.
KGK tarafından yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile birlikte işletmeler için yeni bir raporlama dönemi başladığı vurgulandı.
Konuşmacılar, yatırımcıların karar süreçlerinde giderek daha fazla önem kazanan ESG yaklaşımının iş dünyasının geleceğini şekillendirdiğini ifade etti.
ESG; çevresel etki (environmental), sosyal etki (social), kurumsal yönetişim (governance) başlıklarından oluşuyor.
Yeni dönemde yatırımcıların ve finans kuruluşlarının şirketleri değerlendirirken bu üç başlığı birlikte dikkate aldığı belirtilirken sürdürülebilirlik raporlarının da finansal tablolar kadar önemli hale gelmeye başladığı ifade edildi.
Konferansta, sürdürülebilirlik raporlamasının temel amacının şeffaflığı, karşılaştırılabilirliği ve güvenilirliği artırmak olduğu vurgulanırken raporlamanın yanı sıra güvence denetimi süreçlerinin de giderek önem kazanacağına dikkat çekildi.
Antroposen Çağ ve yeni ekonomi
Konuşmalarda insan faaliyetlerinin gezegen üzerindeki etkisinin belirleyici hale geldiği yeni dönem olarak tanımlanan “Antroposen Çağ” kavramına da değinildi.
Sanayi Çağı’nın fosil yakıt ekonomisi, kaynak tüketimi, seri üretim, kâr maksimizasyonu üzerine kurulu anlayışının yerini; kaynak verimliliği, yeşil ekonomi, döngüsel üretim, düşük karbonlu kalkınma, sürdürülebilir değer yaratımı odaklı yeni bir ekonomik modele bıraktığı ifade edildi.
Bu dönüşümün yalnızca üretim süreçlerini değil, işgücünü ve meslekleri de yeniden şekillendirdiği belirtildi.
Yeşil yakalılar yükseliyor
Konferansın en dikkat çekici bölümlerinden biri de geleceğin işgücü olarak tanımlanan “yeşil yakalılar” üzerine yapılan değerlendirmeler oldu.
Uzmanlara göre geçmişte çevre mühendisleri veya doğa koruma uzmanlarıyla özdeşleştirilen yeşil meslekler, artık çok daha geniş bir alana yayılıyor.
Finans, insan kaynakları, tedarik zinciri yönetimi, veri analitiği, mühendislik ve stratejik planlama gibi alanlarda sürdürülebilirlik odaklı hibrit rollerin önem kazandığı ifade edildi.
Konferansta, işletmelerin artık yalnızca çevre mevzuatını bilen çalışanlar değil; çevresel verileri analiz edebilen, yapay zekâ ve dijital araçlarla yorumlayabilen, bunları şirket stratejilerine dönüştürebilen “melez profesyoneller” aradığı vurgulandı.
Yeşil yakalı istihdamının arkasındaki temel nedenler arasında TSRS ve uluslararası raporlama standartları, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), yatırım ve kredi süreçlerinde iklim risklerinin artan önemi, enerji verimliliği, kurumsal itibar yönetimi ve yeni nesil çalışanların beklentileri gösterildi.
Katılımcılar, sürdürülebilirlik yeteneğinin artık bir maliyet unsuru değil, stratejik bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Her meslek “sürdürülebilirlik” elbisesini giyecek
Konferans boyunca öne çıkan ortak mesajlardan biri de sürdürülebilirlik dönüşümünün yalnızca belirli sektörleri değil, tüm meslekleri etkileyeceği yönünde oldu.
Mali müşavirlikten bağımsız denetçiliğe, insan kaynakları uzmanlığından yatırım danışmanlığına kadar her meslek grubunun kendi çalışma alanında sürdürülebilirlik boyutunu geliştirmek zorunda kalacağı belirtildi.
Konuşmacılar, geleceğin en güçlü şirketlerinin yalnızca teknolojiye yatırım yapanlar değil; sürdürülebilir insan kaynağına yatırım yapan kurumlar olacağını ifade ederek sürdürülebilirliğin artık bugünün değil, geleceğin ekonomisini şekillendiren temel unsur haline geldiğini vurguladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: