Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü’nün Doğu Akdeniz’de gerçekleştirdiği kapsamlı bilimsel araştırma seferi, bölgedeki çevresel baskının boyutunu gözler önüne serdi. Hatay’ın Samandağ ilçesinden Muğla’nın Dalaman kıyılarına kadar uzanan hatta yapılan ölçümler, özellikle Mersin Körfezi için dikkat çekici risklere işaret ediyor.
Şubat ayında gerçekleştirilen seferde 87 ayrı istasyonda su kolonu ve deniz tabanından örnekler alındı; fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametreler detaylı şekilde incelendi. Elde edilen bulgular, karasal kaynaklı kirliliğin Doğu Akdeniz’de belirgin şekilde arttığını ortaya koydu.
Kirlilik ve iklim baskısı aynı anda artıyor
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Akdeniz’de uzun yıllardır sürdürülen izleme çalışmalarının, bölgedeki değişimi artık “çarpıcı” seviyede gösterdiğini belirtti. Özellikle İskenderun, Mersin ve Fethiye körfezlerinin hem kirlilik hem de iklim değişikliği baskısına en açık alanlar arasında yer aldığını vurgulayan Salihoğlu, deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın bölgesel olarak 2-2,5 dereceye kadar çıktığını ifade etti.
Salihoğlu’na göre değişim yalnızca yüzeyle sınırlı değil. Artan sıcaklıkların derin su katmanlarına kadar ulaşması, Akdeniz’in dolaşım sistemlerinde de değişim sinyalleri veriyor. Bu durumun önümüzdeki yıllarda daha belirgin sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Besin tuzu yükü katlandı
Seferde görev alan Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Mantıkcı ise özellikle yoğun yağışların ardından nehirler aracılığıyla denize taşınan kirliliğe dikkat çekti. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan azot ve fosfor içerikli gübrelerin denize ulaşmasıyla birlikte bazı bölgelerde besin tuzu miktarının 2 kat, yer yer 3 ila 5 kat arttığı tespit edildi.
Bu artışın, “ötrofikasyon” olarak bilinen ve alglerin aşırı çoğalmasına neden olan süreci tetiklediğini belirten Mantıkcı, yaz aylarında bu etkinin daha görünür hale geleceğini söyledi.
Yaz ayları kritik: Oksijen düşebilir
Artan besin yükünün yaz döneminde fitoplankton patlamalarına yol açabileceğini ifade eden Mantıkcı, bunun özellikle dip sularda oksijen tüketimini artırarak ekosistem üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini kaydetti.
Mersin, İskenderun ve Fethiye körfezlerinde oksijen seviyelerinin kritik eşiklere yaklaşabileceği uyarısında bulunan Mantıkcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Özellikle Mersin Körfezi’nde ekosistem direnci zayıflıyor. 2021 ve 2024’te Marmara Denizi’nde görülen müsilaj olayları bunun önemli bir göstergesi. Benzer bir süreç Akdeniz’de de yaşanabilir.”
İstilacı türler ve iklim etkisi büyüyor
Deniz suyu sıcaklıklarının artmasıyla birlikte Süveyş Kanalı üzerinden gelen istilacı türlerin yayılımının da hızlandığına dikkat çekildi. Küresel iklim olaylarının Akdeniz üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirten Mantıkcı, özellikle güçlü El Nino etkisinin yaz aylarında daha sıcak ve kurak koşulları beraberinde getirebileceğini ifade etti.
Çözüm için acil adımlar çağrısı
Uzmanlar, bölgedeki risklerin azaltılması için acil önlemler alınması gerektiği konusunda hemfikir. Kıyı kentlerinde ileri biyolojik arıtma sistemlerinin yaygınlaştırılması, tarımda bilinçli gübreleme yapılması, kıyı yapılaşmasının kontrol altına alınması ve sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarının hayata geçirilmesi, ekosistem direncinin korunması açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Bilim insanlarına göre Akdeniz’deki bu kırılgan denge, doğru politikalar ve zamanında müdahalelerle korunabilir; aksi halde Marmara’da yaşanan çevresel krizlerin benzeri, bu kez Akdeniz kıyılarında da kaçınılmaz hale gelebilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: