Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Refleks gazetesinin ‘Adana Ne Yapmalı?’ özel sayısına konuştu. Refleks İmtiyaz Sahibi Esra Özden ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Mehmet Uluğtürkan’ın sorularını yanıtlayan Vali Köşger, tüm çabaların daha yaşanabilir, daha gelişmiş, Türkiye’ye daha fazla değer katacak bir Adana için sarf edildiğini söyledi.
ULUĞTÜRKAN: Adana’nın UNESCO’ya ‘Gastronomi Şehri’ olmak için yaptığı başvuru bir kez daha kabul edilmedi. Bir gerekçe sunuldu mu, nerede hata yapıyoruz?
‘GASTRONOMİ ŞEHRİ’ ÜNVANINI MUTLAKA ALACAĞIZ
‘UNESCO Tescilli’ gastronomi şehri olmayı hak eden bir şehiriz. Semerkant’ta ilan edilmesini beklerken olumsuz yanıt aldık. Tabi üzgünüm. Gönül de vermiştim, emek de vermiştik. Başvuru sahibi ‘Adana Büyükşehir Belediyesi’ olduğu için oraya bir gerekçe sunuldu mu bilmiyorum. Ama Türkiye’de herkes biliyor ki gastronomi şehri dendiğinde ilk üçte hatta en üstte yer alan şehir Adana’dır. Eksiklerimizi gidereceğiz. Daha eğitimli, donanımlı şefler yetiştireceğiz, otantikliğe, hijyene dikkat edeceğiz, mutfaklarımızı geliştireceğiz. Bu yöndeki çabamızı sürdüreceğiz. Elbette bir daha başvuracağız. Adana lezzetlerinin dünyaya duyurulması çerçevesinde UNESCO Tescili elbette değerlidir. Ama bu yıl da olumsuz sonuç aldık, hakkımız yendi diye gastronomi şehri olma yolundaki çalışmalarımızı nihayetlendirecek değiliz. Daha çok çalışıp gereğini yerine getireceğiz. Adana lezzetlerinin ‘Coğrafi İşaret’ ve Avrupa Birliği nezdinde tescillenmesi çalışmalarında da varsa eksiklerimiz gidereceğiz. Adana Kebabı, şalgamımız ve çok sayıda lezzetimizin Avrupa’dan tescil alabilir, almalı. Belki bu konuda yerel yönetim, üniversite, merkezi yönetim, STK’larla daha fazla çalışmamız lazım.
ULUĞTÜRKAN: Bu çerçevede Adana’nın ‘Coğrafi İşaretli’ ürün sayısının yeterli olmadığını düşünüyorum. Bizi en öne çıkaran ‘Adana Kebabı’ ve ‘Adana Şalgamı’nda bile Avrupa Birliği’nden tescil alamadık. Gaziantep’in tescillemediği ürünü neredeyse kalmadı. En son Antep Lahmacunu da Avrupa’dan tescil aldı.
ÜNİVERSİTELERİMİZLE YAKINLAŞACAĞIZ
İlgili meslek odalarımızın daha fazla çalışması gerekiyor. Birlik içerisinde çalışılması gerekiyor. Üniversitelerimizi de bu sürecin içerisine dahil etmeliyiz. Her iki rektörümüzle görüştüm. İki güçlü üniversitemizin şehre yakınlaşması konusunda yeni bir döneme girmek zorunda olduğumuzu söyledim. Her iki üniversitemizin akademisyenlerinin şehre nüfuz etmesi şart. Bu konuda çalışıyoruz. Tez yazıp rafa kaldırmak olmaz. Tarımda, sanayide, turizmde akademisyenlerle birlikte çalışmadan yol alabilmek zor. Şehir üniversitesine daha çok yakınlaşırken akademisyenlerin de fildişi kulelerden çıkması şart. Bunu çok önemsiyor, üzerinde çalışıyorum.
ÖZDEN: Evet, biri köklü diğeri mühendislik ağırlıklı çok dinamik iki devlet üniversitemiz var. Ama Adana’nın vakıf ve özel üniversitelere de sahip olması gerekmiyor mu? Bu çerçevede girişim ve gelişme yok mu?
ÖZEL VE VAKIF ÜNİVERSİTELERİMİZ OLMALI
Geçtiğimiz günlerde üniversite yönetimlerinin bulunduğu bir toplantı yapıldı Adana’da. Gaziantep’in iki devlet üniversitesinden sonra iki de özel üniversitenin adı okundu. Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve Sanko Üniversitesi… Adana’nın üniversite kuracak iş insanları, STK’ları yok mu? Var. Bu alanda da harekete geçilmesi lazım. Şu an Adana’da bir özel üniversite kurulmasıyla ilgili bir çalışma var. Umarım bu sayı artar.
ÖZDEN: Son dönemde en fazla heyecan uyandıran kamu yatırımı ‘Konteyner Limanı.’ Yumurtalık’ta gerçekleştirilecek bu yatırımla ilgili gelinen aşama nedir?
KONTEYNER LİMANINDA TAKVİM İŞLİYOR
Geçtiğimiz ay Adana heyeti olarak Ankara’daydık. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ile Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’yı ziyaret ettik. Her iki bakanlıkta da ilk konumuz ‘Konteyner Limanı’yla ilgiliydi. ÇED süreci devam ediyor. Limanla ilgili deniz alanı tahsisi yapıldı. 2 yıl süreli ön tahsis sürecinde acele etmemiz gerekiyor. Konuyu Bakan Kurum’a hatırlattık. Bakanlığın önümüzdeki iki yıl içerisinde bölgede somut çalışma başlatması gerekiyor. Önümüzdeki yıl o alanda projelerinde somut ilerleme sağlamalarını bekliyoruz. Tüm Doğu Akdeniz’de liman yapmaya en uygun alanı seçtik. Montanlı gemilerin giriş çıkış yapabilmeleri için 18 metrelik bir derinliğe ihtiyaç var. Bu derinlikte Adana ve Mersin’in sadece belirlediğimiz alanda yeri var. Aynı bölgede Sanko liman yaptı. Botaş’ın kendi limanları var. Rönesasns Holding yapıyor. Sasa yapacak. Tek boşluk vardı. Ona da devlet konteyner limanı yapıyor. Konteyner Limanımızın otoyol ve demiryolu hattı bağlantılarının projeleri de hazır. Takvim arzu ettiğimiz gibi işliyor. Türkiye’nin neredeyse toplam kapasitesi büyüklüğünde Adana’ya bir konteyner yapılacak. Bu gerçekten Adana’yı farklı bir noktaya taşıyacak.
ULUĞTÜRKAN: Büyük yatırımlar arifesindeyiz ama mevcut yatırımlarımıza ulaşımda zorlanıyoruz. Trafik Adana’nın en önemli sorunları arasına girdi. Bugün Adana OSB’ye sanayici şehir merkezinden bir saatte ulaşabiliyor. Sanayicimiz, orada çalışanlar günlerinin en az iki saatini yolda harcıyor. Nasıl çözülecek bu sorun?
YEREL YÖNETİM ALTERNATİF ÇÖZÜM ÜRETMELİ
Tarsus Adana Gaziantep Otoyolu (TAG) Otoyolu şehir içi yola dönüşmeden yerel yönetimlerin alternatif yollar üzerinde çalışması gerekiyordu bu yapılmamış. TAG Otoyolu tüm Güney Doğu’nun Ankara, İstanbul’la bağlantısını sağlıyor. Yoğun saatlerde TIR ve kamyon trafiğini durdurmak, cezalar kalıcı çözüm değil. Belediyelerin yeni yollar üzerinde çalışması lazım. Sarıçam tarafından OSB’ye alternatif yol yapılmalı. Üstelik o bölgeye ihtisas sanayi siteleri yapıyoruz. O bölgeye yoğunlaşan bir trafik var. Dolayısıyla daha da artacak bir yoğunluk olacak. Yerel yönetimin Ulaştırma Bakanlığı’yla konu üzerinde çalışması lazım. OSB’ye toplu taşıma servis sayısını azaltabilir. İzmir’deki İZBAN benzeri bir tren hattı olabilir. Her fabrikanın 20 servis aracı çıkarması yerine toplu taşıma üzerinde çalışılması gerek. Ceyhan Pozantı Otoyol projesi trafiği çok rahatlatır ama inşasının en erken başlama tarihi 2027 olabilir.
ÖZDEN: Adana petrokimya sektöründe de atılım yapmaya hazırlanıyor. Kimya OSB konusundaki gelişmeler hangi aşamada?
KİMYA OSB Mİ ÖZEL ENDÜSTRİ BÖLGESİ Mİ?
Bu konudaki çalışmayı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bizlerle birlikte yürütüyor. Bölgede bir Kimya OSB olarak mı yoksa Özel Endüstri Bölgesi olarak mı konumlandırılacak, bu çalışma sürüyor. Konteyner Limanı ve oradaki yatırımlarla birlikte düşündüğümüzde Türkiye ekonomisine ivme kazandıracak, ithal ettiğimiz birçok kimya ürününü üreteceğimiz bir alan olacak.
ULUĞTÜRKAN: Denizini çok etkin kullanamayan, deniz turizminden pay alamayan bir Adana var. Buradaki penceremiz Karataş. Ancak, bölgedeki altyapı eksikliği bizi bu gelirden mahrum bırakıyor. Bu çerçevede ne düşünüyorsunuz?
DENİZ ÖNCE ADANALI’NIN TERCİHİ OLACAK
Adana’nın denize 160 kilometre sahili var. Evet, turizmin bu kolundan gelir elde edemeyen bir Adana var. Ama öncelikle şunu söyleyeyim. Önce Adana’nın bu değerine sahip çıkması gerekmiyor muydu? Adanalı deniz tercihini Mersin’den, Antalya’dan ve batı şehirlerimizden yana kullanırken ‘Karataş’a gelin’ çağrısı çok anlamlı olmaz sanırım. Bu bölgeye yatırım yapılmamış. Kaçak yapılaşma çoğalmış. Kum, deniz, iklim güzel ama denize girilecek tesis yok. Öncelikle Karataş’taki illegal yapılara son verdirdik. Bazı alanları kamu kuruluşlarına tahsis ettik. Örnek tesisler oluşsun istiyoruz. Ama burada Büyükşehir Belediyesi’nin bir plan çerçevesinde altyapı hizmetlerini yapması gerekiyor. Elbette Karataş Belediyesi’nden beklenecek yatırımlar değil. Büyükşehir yasasıyla hedef şehrin her noktasına bütünlük içerisinde hizmet götürmekti. Yani Feke’ye de Karataş’a da uygun, gelişime açık altyapıyı Büyükşehir Belediyesi götürmeli. Bir de şu var. İlla deniz turizminden de pay alacağız diye çabaya gerek yok. Elbette Adanalı kendi şehrinde denize girmek istiyorsa buna sözüm yok. Ama Adana bu alana harcadığı enerjiyi gastronomiye ayırırsa daha başarılı olur diye düşünüyorum.
ULUĞTÜRKAN: Deniz ve turizm konuları oldukça sevecen. Ama sevimsiz bir konuya geçeyim. Güvenlik… Adana son dönemde silahlı çatışmalarla, gaspla, tehditle, mafyayla anılmaya başladı. Önce çok merak ettiğim bir konuyu sorayım. Ruhsatsız silahı bir tarafa bırakıyorum. Şehirde neredeyse her dört kişiden birinin ruhsatlı silahı olduğunu düşünüyorum…
RUHSATLI DA ÇOK RUHSATSIZ DA
Adanalılar silahı seviyor. Talep çok. Benim de diğer şehir valiliklerimde ‘ruhsat vermiyor’ şöhretim var. Burada da kolay vermiyorum ama arıcısı meclis üyesi, kuyumcusu, çiftçisi, sanayicisi silah sahibi olmak istiyor. Ancak şunu da hemen ifade edeyim. Ruhsatlı silahla suç işleme yok denecek kadar az. Zaten böyle silah sahibi olanların işi gücü olanlar, konumu itibariyle yasa mevzuatlara uymaya özen gösterenler… Suç, ruhsatsız silahlarla işleniyor. Adana’nın geçiş güzergahında olmasından, aldığı göçten ve farlı sebeplerden kaynaklı ruhsatsız silah hayli fazla. Emniyet güçlerimizin kamyon dolusu silahlar yakaladığı oluyor. Bununla mücadelede yargımızla iş birliğinde Adana’ya özel bir uygulama başlattık. Ruhsatsız silah yakalatan kim olursa para cezasının yanı sıra yargı mensuplarımızın en üst seviyede inisiyatiflerini kullanarak bir ay hapis cezası verdik. Sonra bu uygulamamız İçişleri ve Adalet Bakanlıklarımızın çalışmasıyla tüm Türkiye’de yaygınlaştı. Böylece ruhsatsız silah taşınmasını önemli ölçüde azalttık.
ULUĞTÜRKAN: Gasp, mala çökme, mafya, tehdit konuşuyoruz. İş insanından sokaktaki vatandaşa birinci gündemimiz güvenlik. Konu komplo teorilerine kadar geldi. ‘Bilinçli yapılıyor. Topraklarımız, şehrimiz çok değerli. Adanalı usansın, korksun şehrini terk etsin. Başkaları yerleştirilecek’ diyenlere rastladım. Nasıl çözeceğiz bu sorunu?
SÜYUU VUKUUNDAN BETER
Kusura bakılmasın ama Adana dedikodu seviyor. Bir mevzu çıksın da dedikodusunu yapalım yapalım, köpürtelim diye bir yarış var adeta. Başka şehirlerde bu kadar dedikodu iştahı var mı bilmiyorum. İstatistikler önümde. Her ay iyiye gidiyoruz. Geldiğim gün 3 cinayet oldu. Görev yaptığım hiçbir şehirde benim ilk gündemim asayiş olmamıştı, burada oldu. Tüm yaşananlara rağmen suç işlenme oranında Türkiye’de ilk 10’da değiliz. Buna rağmen kafalarda soru işaretleri devam ediyor. Bir de Adana’nın geçmişten kalan bir imajı var. Sanki Adana kanunun, hukukun olmadığı, herkesin kabadayı olduğu, silahla dolaşılan bir yer. Elbette değil. Biraz da burada çekilen dizilerin etkisi olmuş. Burada dizi sektörü için güzel bir iklim var. Görselliği, havası, ışığı, güneşi. Tamam, isterse tüm şehir set ya da plato olsun. Ama burada çekilen mafyalı, kavgalı, gürültülü dizilere, filmlere izin vermeyeceğim. Vermiyorum da. Önce senaryolarını okutuyorum, arkadaşlara. Adana’da konu mu yok. Tarımı, sanayisi, yetiştirdiği sanatçılar… Orhan Kemal’inden Arif Nihat Asya’sına… Burası sokakları kontrolsüz, herkesin asıp kesebildiği bir yer değil Adana. Önlemlerimizi aldık. Emniyet gücü sayımızı, teçhizatımızı artırdık. Son dönemde Türkiye’nin sorunu sanal kumarla da ciddi mücadele ediyoruz Adana’da. Adam kaybediyor. Tefeciye bulaşıyor, uyuşturucuyla tanışıyor, silaha davranıyor. Aslında sorunun kaynağı çarpık kentleşme. 1200 çıkmaz sokağımız var. İmkan olsa Adana’nın yarısını yıkıp yeniden yapmak lazım. Buna rağmen polisimizin ayak basmadığı yer yok. Suçta oranımız her ay düşüyor. Düşecek. Vatandaşımızın da dedikodu yapıp, konuyu köpürtmek yerine duyarlı olması, gördüğü her olumsuzluğu polise ihbar etmesi lazım.
ÖZDEN: Bir başka sorunumuz da motosiklet. Trafikte, yolda, kaldırımda her yerdeler. Adana’da otomobil kullanmak çok zorlaştı. Güvenlik önlemi almadan, kasksız, egzozuyla ses kirliliği yapan motosikletler Hindistan’ı andıran görüntüler ortaya çıkarıyor…
MOTOSİKLETLERLE HİNDİSTAN GÖRÜNTÜSÜ
Coğrafyası, yaz kış kullanılabilmesi, ekonomik olması Adana’da motosiklet kullanımını çoğalttı. Haklısınız. Bu konuyla ilgili her hafta rapor alıyorum. Her hafta 10 milyonun üzerinde ceza kesiliyor. Yüzlerce motosiklete el konuluyor. Abartı egzoz takan, kurallara uymayanları cezalandırıyor, motosikletlerine el koyuyoruz. Üzerinde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz.
ULUĞTÜRKAN: Seyhan Gölü’nü, nehrini etkin kullanamayan bir Adana var. Adanalı bu güzelliklerden yararlanamıyor. Merkezi yönetimle yerel yönetim ortak bir proje üretemediği bu sonuç ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Göl DSİ’nin, kıyıları güzelleştirmesi gereken belediye olunca sonuç alınamıyor. Adana bu kıymetini nasıl değerlendirebilir?
SEYHAN GÖLÜ NE OLACAK?
Adana’nın 70 yıllık sorunu bu. Seyhan Barajı’nda 1957 yılında su tutulmaya başlanmış. Kamulaştırması daha erken başlamış. O zamandan bugüne DSİ, Milli Emlak, Milli Parklar, Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait araziler var orada. Hangi arazi kimin? Hangi arazi işgal altında? Bugüne kadar ciddi bir çalışma yapılmamış. Benim görev anlayışımda hukuk en ön planda oldu her zaman. Bir işe başladığımda mevzuat ve hukukla başlarım. Sonra herhangi bir pürüz çıkmasın diye. Vatandaşın hakkını devlete, devletin hakkını vatandaşa geçirmemek için çalışırım. İşin en temeli kadastro haritaları. Su yükseltisinden sonra ve zaman içerisinde kaymalar yaşanmış. Önce üst kod farklı belirlenmiş. Ona göre kamulaştırma yapılmış. Sonra üst kod düşürülmüş. Dolayısıyla kilometrelerce arazi ortaya çıkmış. Çıkan arazi tekrar sahiplerine verilmiş. Bazısı almış bazısı almamış bu arazileri. Yani karmakarışık bir hal almış. Arapsaçını çözdük. Herkes şimdi mülkünü biliyor. Örneğin DSİ’nin 860 tapusu var gölün etrafında 188’i işgal edilmiş. Milli Emlak’ın, Doğa Koruma’nın, Orman’ın arazileri var. Geçtiğimiz ay bütün işgalcilere tebligatlar gitti. Boşaltın, yıkacağız dedik. Mağduriyet doğmasın diye de süre verdik. Önce gölün etrafındaki illegal yapılaşmayı ortadan kaldıracağız. Orda DSİ’nin bir projesi var. Gölün kenarında bir Millet Bahçesi yapacak. Adanalı’nın hafta sonu eşi, çocuklarıyla gidebileceği, piknik yapabileceği, eğlenebileceği, spor yapabileceği bir yaşam alanı oluşmasını arzu ediyoruz. Herkese hitap edecek, gönül rahatlığıyla, güven içerisinde yararlanabileceği bir havza oluşturmak istiyoruz.
ÖZDEN: Sera OSB ve Su Ürünleri OSB yatırımları da Adana ekonomisine önemli ivme kazandıracak. Bu iki proje hangi aşamada?
KARADA DENİZ SUYUYLA BALIK YETİŞTİRECEĞİZ
Sera OSB’yi tamamladık. Tahsisler yapıldı. Aslında bu Ekim ayında ilk seraların oluşturulmasını bekliyorduk. Altyapı çalışmalarımız henüz tam anlamıyla bitmedi. Bu yılın sonu itibariyle bitmiş olacak. Ve ilk seralarımız yeni yılın bahar ayında faaliyete geçecek. Bu süreçte oradaki yatırımların kredilendirilme çalışmaları dahil tüm hazırlıklar yapılıyor. 100 bin ton sebze üretimi, 5 bin kişilik istihdam beklediğimiz bir yatırımı faaliyete geçiriyoruz. Su ürünleri OSB’yi de altyapı ihale aşamasına getirdik ancak talepte istediğimiz sonucu alamadık. Talep bekliyoruz. Metrekaresine 1000 TL’nin üzerinde yatırım yaptığımız alana 200 TL’ye yatırımcıya tahsis edeceğimiz bir OSB’den bahsediyoruz. İstenilen rakam toprak bedeli bile değil. Dünyada böyle bir uygulamanın örneği yok. Deniz suyu ve tatlı suyu yatırımcıya sunacağımız bir ortam hazırladık. Sanayi alanları olacak, kendi enerjisini güneşten karşılayan organize bir bölge ortaya çıkarıyoruz. Havuz, kafes balıkçılığı, su ürünlerinin işlenmesi hepsi bir arada olacak. Belki tanıtımı konusunda çok başarılı olamadık. Ama bu yönde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Çok yakında bölgenin yatırımcıları, gerekse bu sektörün büyük oyuncuları burada olacak diye düşünüyorum. Karada deniz suyuyla balık yetiştirilecek. Bu yem ve taşıma konusundaki maliyetleri çok azaltacak. 365 gün yemleme, 365 gün hasat. Adana, büyük yatırımlarının meyvesini alacağı bir yıla girecek.


YORUMLAR