Adana’da Yargıtay Başkanlığı, Çukurova Üniversitesi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Adana Barosu ve Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğinde düzenlenen “Güncel Gelişmeler Işığında İş Hukukuna İlişkin Uygulama Sorunları ve Çözüm Önerileri Sempozyumu” başladı.
Adana Ticaret Odası’nda düzenlenen sempozyumun açılışında konuşan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, iş hukukunun yalnızca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıkları düzenleyen teknik bir alan olmadığını, aynı zamanda sosyal adaletin, çalışma barışının ve ekonomik sürdürülebilirliğin en önemli teminatlarından biri olduğunu söyledi.
Ekonomik kalkınmanın temelinde üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın bulunduğunu vurgulayan Şentürk, güçlü ekonominin ancak güven ortamı içinde gelişebileceğini belirtti. Şentürk, “Güvenin temel dayanağı ise hukuktur, adalettir. Hukukun ve adaletin güçlü olduğu yerde insanlar birbirine, kurumlara ve sisteme güvenir. Hukuki istikrarın sağlandığı ülkelerde yatırım artar, üretim güçlenir, girişimcilik cesaret kazanır. Bu nedenle adalet ile ekonomi birbirinden ayrılmaz iki temel unsurdur,” diye konuştu.
Yatırımcı öngörülebilir hukuk ister
Bir yatırımcı için yalnızca teşvik mekanizmalarının varlığının yeterli olmadığını ifade eden Şentürk, yatırımcının aynı zamanda öngörülebilir bir hukuk düzeni istediğini söyledi. İşverenin karşılaşacağı hukuki sonuçları önceden öngörebilmesi, işçinin ise hakkına zamanında ulaşabileceğinden emin olması gerektiğini belirten Şentürk, şöyle devam etti:
“Girişimcilik özgürlüğünün güçlenmesi, yatırımların artması ve ekonomik ilişkilerin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi yalnızca ekonomik göstergelerle değil hukukun güvenilir, şeffaf, etkin ve öngörülebilir biçimde uygulanmasına da bağlıdır. Yatırımcının karşılaşabileceği hukuki ve idari süreçleri önceden öngörebildiği bir hukuk düzeni, ekonomik güven ortamının en önemli unsurlarından biridir. Tam da bu nedenle iş uyuşmazlıklarının hızlı, etkin ve adil biçimde çözülebilmesi büyük önem taşımaktadır.”
İş davaları uzarsa çalışma barışı zarar görür
İş yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılmasının yalnızca bireysel hak arama özgürlüğünün değil, çalışma barışının, üretim sürekliliğinin ve ekonomik istikrarın da önemli bir güvencesi olduğunu dile getiren Şentürk, şunları kaydetti:
“İş davalarının uzun sürmesi yalnızca dosya sayılarının artması anlamına gelmez. Uzayan her dava işçi bakımından geçim kaygısına, işveren bakımından ise öngörülemez maliyetlere ve ekonomik belirsizliğe dönüşebilmektedir. Geciken adaletin tarafları tam tatmin etmeyeceği açıktır. Bu sebeple çağdaş hukuk sistemleri artık yalnızca karar veren değil, aynı zamanda makul sürede çözüm üreten bir yargı anlayışını esas almaktadır.”
Şentürk, son yıllarda gerçekleştirilen yargı reformlarıyla iş uyuşmazlıklarının daha kısa sürede çözülebilmesi amacıyla önemli yapısal adımlar atıldığını belirterek, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, dijitalleşme uygulamaları ve uygulama birliğini güçlendirmeye yönelik çalışmaların bu yaklaşımın önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Yeni çalışma modelleri yeni hukuk sorunları doğuruyor
Sempozyumda ele alınacak başlıkların güncel ve önemli olduğunu vurgulayan Şentürk, klasik iş ilişkilerinin yanında esnek çalışma modelleri, uzaktan çalışma sistemleri ve dijital platform temelli çalışma biçimlerinin hayatın doğal bir parçası haline geldiğini söyledi.
Bu dönüşümün yeni hukuki sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Şentürk, “Akademisyenlerin, yargı temsilcilerinin, avukatların ve iş dünyasının bir araya geldiği sempozyumlar, çalıştaylar ve ortak değerlendirme platformları son derece kıymetlidir. Uygulamadan gelen sorunların akademik bakış açısıyla ve yargısal tecrübeyle birlikte değerlendirilmesi hem mevzuatın gelişimine hem de daha öngörülebilir ve istikrarlı bir uygulama anlayışının oluşmasına katkı sağlamaktadır,” dedi.
Güçlü ekonomi ile güçlü hukuk düzeninin birbirini tamamlayan iki temel yapı olduğunu anlatan Şentürk, rekabet gücü yüksek ekonomilerin ortak özelliklerinden birinin hızlı ve öngörülebilir hukuk sistemine sahip olmaları olduğunu söyledi.
Şentürk, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin en temel özelliklerinden biri ise hukuki güvenlik ve öngörülebilirliktir. Her birey, her çalışan, her işveren ve her yatırımcı hukuken güvende olduğunu hissetmelidir. Kamu gücünün keyfi kullanılmadığına, hak arama yollarının açık olduğuna ve uyuşmazlıkların makul sürede çözülebileceğine ilişkin güven duygusu toplum düzeninin temelidir,” diye konuştu.
Adaletin güçlü olduğu yerde ekonomi de güçlü olur
İş yargılamalarının hızlandırılmasının yalnızca teknik bir reform meselesi olmadığını, aynı zamanda bir hukuk kültürü meselesi olduğunu belirten Şentürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İletişimin güçlü olduğu, kurumlar arası diyaloğun sürdürüldüğü, ortak aklın işletildiği bir hukuk ortamı, uyuşmazlıkların daha hızlı, daha isabetli ve daha adil biçimde çözümlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Karşılıklı iletişimi güçlendiren, uzlaşmayı teşvik eden, çözüm odaklı yaklaşımı esas alan bir hukuk anlayışı, çalışma hayatının huzuruna ve toplumsal barışa doğrudan katkı sunacaktır. İnanıyorum ki adaletin güçlü olduğu yerde ekonomi de güçlü olur. Hukuki güvenliğin sağlandığı yerde yatırım artar. Çalışma barışının korunduğu yerde toplumsal huzur güçlenir.”
Albayrak: Teraziyi denk tutuyoruz
Yargıtay 1. Başkanvekili Adem Albayrak ise yakın zamanda katıldığı bir toplantıda işçi temsilcilerinin yargıdan şikâyet ettiğini, sempozyumda da işveren temsilcilerinin benzer şikâyetlerini gördüğünü söyledi.
Albayrak, “O zaman yargının doğru yolda olduğunu anladım. Çünkü yargı teraziyi denk tutar. Bizim kararları işçiler de beğenmiyor, işveren de beğenmiyorsa demek ki hukuka uygun karar veriyoruz diye kendi kendime mutlu oldum. Bu mutluluğu da sizlerle paylaşmak istiyorum,” ifadelerini kullandı.
Albayrak, 2025 yılında iş hukukuyla ilgili 665 bin 830 dosya açıldığını kaydetti.
Sempozyum yarın sona erecek
Sempozyumun açılışında Adana Valisi Mustafa Yavuz, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Adana Barosu Başkanı Volkan Böke ve ADASO Başkanı Zeki Kıvanç da konuşma yaptı.
Yarın sona erecek sempozyumda bireysel iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk ve tahkim, iş hukuku boyutuyla yeni nesil çalışma türleri, iş sözleşmesinin sona ermesi, kıdem tazminatı ve Anayasa Mahkemesi’nin iş hukukuna ilişkin bireysel başvuru kararları ele alınacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: