İnternet, bilgisayar ve bulut teknolojileri son 30 yılda dünya ekonomisinin dört kat büyümesine katkı sağladı. Yapay zekânın ise önümüzdeki 15 yıl içerisinde küresel ekonomiyi ikiye katlayabilecek bir güç oluşturacağı tahmin ediliyor.
O hâlde sormamız gerekiyor: Türkiye, özellikle de gelecekte Marmara’ya alternatif bir üretim üssü olmasını beklediğimiz Çukurova, bu büyük dönüşümden nasıl etkilenecek?
Tam altı yıl önce Girişimcilik Ekosistemi Derneği olarak Çukurova Yatırım Platformu’nu kurduk. Amacımız, geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren iş insanlarını teknoloji girişimleriyle buluşturmak ve bu alanda yatırım yapmalarını teşvik etmekti.
Aradan geçen sürede platform üyelerimizin yenilikçi iş fikirlerine yatırım yaptığını, teknoloji girişimcilerinin büyümesine katkı sunduğunu ve bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini görmek, önemli bir mesafe aldığımızı gösteriyor.
Çukurova Yatırım Platformu olarak geçtiğimiz günlerde girişim sermayesi alanının etkin kuruluşlarından Boğaziçi Ventures ile iş birliği yaparak “Yapay Zekâ Odağında Yatırımcı Buluşması”nı gerçekleştirdik.
Geleceğin ekonomisinin hangi yetenekler, teknolojiler ve iş modelleri üzerinde yükseleceğini konuştuğumuz buluşmada, geleneksel sektörlerin yatırımcılarıyla teknoloji girişimcilerini aynı masada bir araya getirdik.
Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı Münir Kundakçı ile yatırımlardan sorumlu Yönetici Ortak Tuna Erçilli’nin sunumları, yapay zekânın ulaştığı noktayı bütün açıklığıyla ortaya koydu.
Artık yapay zekâ yalnızca teknoloji şirketlerinin gündeminde değil. Tarımdan sağlığa, finanstan eğitime, sanayiden medyaya kadar hemen her alanı yeniden biçimlendiren büyük bir dönüşümle karşı karşıyayız.
Bugün dünyanın en değerli şirketlerine baktığımızda veri, yazılım ve yapay zekâ ekseninde yükseldiklerini görüyoruz. Daha da önemlisi, önümüzdeki yıllarda yaşanacak değişimin internet devriminden bile daha kapsamlı olacağının öngörülmesi.
Üretken yapay zekâ pazarına ilişkin rakamlar, dönüşümün hızını açık biçimde ortaya koyuyor. 2023 yılında yaklaşık 64 milyar dolar büyüklüğe sahip olan pazarın, 2032 yılında 1,3 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Yazılım, reklam, oyun ve bilgi teknolojileri gibi alanlarda beklenen yüksek büyüme oranları, yeni dönemin fırsatlarının nerelerde yoğunlaşacağına da işaret ediyor.
Ancak toplantıda beni asıl düşündüren rakamlar değil, insanın bu dönüşümde üstleneceği rol oldu.
Çünkü yapay zekâ çağında fark yaratmak, yalnızca yeni teknolojileri satın almak ya da kullanmakla mümkün olmayacak. Doğru soruları sorabilen, değişime uyum sağlayan ve bilgiyi iş modeline dönüştürebilen insanlar ile kurumlar öne çıkacak.
Bu nedenle geleceğin en önemli sermayesi yalnızca para olmayacak. Yetişmiş insan gücü, merak, cesaret ve yenilik üretme kabiliyeti de en az finansal kaynak kadar belirleyici olacak.
Türkiye bu açıdan önemli bir potansiyele sahip. Ülkemizde 206 üniversite, milyonlarca üniversite öğrencisi ve güçlü bir mühendislik yetenek havuzu bulunuyor. Son beş yılda Türk girişimlerine 2 milyar doların üzerinde yatırım yapılması da bu potansiyelin yalnızca bir temenniden ibaret olmadığını gösteriyor.
Ancak benim asıl üzerinde durmak istediğim yer Adana.
Adana, tarih boyunca tarımın, ticaretin ve sanayinin güçlü merkezlerinden biri oldu. Kentin üretim kabiliyeti, girişimcilik kültürü ve krizler karşısında ayakta kalma becerisi tartışılmaz.
Şimdi bu birikimi yeni ekonominin imkânlarıyla buluşturma zamanı.
Yapay zekâ destekli tarım uygulamaları, akıllı üretim sistemleri, enerji teknolojileri, lojistik çözümleri ve dijital girişimler; Adana için yalnızca yeni yatırım alanları değil, aynı zamanda önemli bir kalkınma fırsatı sunuyor.
Verimli topraklarımız var. Güçlü bir sanayi altyapısına sahibiz. Üniversitelerimiz, genç nüfusumuz ve farklı sektörlerde yetişmiş insan kaynağımız bulunuyor.
Eksik olan ise bütün bu değerleri ortak bir hedef etrafında buluşturabilmek.
Dünya bugün değeri 1 milyar doları aşan girişimlerin, yani yeni unicorn’ların peşinde. Bizim de bazı soruları daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:
Geleceğin büyük teknoloji şirketlerinden biri neden Adana’dan çıkmasın?
Dünya tarım teknolojilerinde söz sahibi olacak bir şirket neden Çukurova’da kurulmasın?
Bölgenin gençleri neden yalnızca iş arayan değil, fikir geliştiren, şirket kuran ve yatırım alan girişimciler olmasın?
Yapay zekâ çağının sunduğu en önemli imkânlardan biri, coğrafyanın teknoloji üretmenin önündeki engel olmaktan çıkmasıdır.
Artık küresel bir girişimin mutlaka Silikon Vadisi’nde doğması gerekmiyor. Güçlü bir fikir, doğru bir ekip ve uygun bir yatırım ortamı varsa dünyanın herhangi bir şehrinden küresel değer üretmek mümkün.
Elbette bunun için yalnızca toplantılar düzenlemek yetmez.
Üniversitelerin, sanayicilerin, yatırımcıların, yerel yönetimlerin ve girişimcilerin aynı hedef etrafında buluşması gerekiyor. Fikirlerin projeye, projelerin şirkete, şirketlerin de küresel markalara dönüşebileceği sürdürülebilir bir ekosistem kurulmalı.
Adana’daki yatırımcı buluşmasını bu nedenle değerli buluyorum. Çünkü bu toplantı, bölgenin geleneksel üretim gücüyle yeni nesil teknolojiler arasında kurulabilecek bağın küçük ama önemli bir adımıydı.
Belki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bu dönemi, Çukurova’da yapay zekâ ve teknoloji girişimciliğinin güç kazanmaya başladığı yıllar olarak hatırlayacağız.
Ancak bunun gerçekleşmesi için geleceği yalnızca konuşmamamız, onu birlikte kurmamız gerekiyor.
Adana’nın bu dönüşümde seyirci kalma lüksü yok.
Çünkü yapay zekâ çağında kazananlar, teknolojiyi uzaktan izleyenler değil, onu üretime, yatırıma ve toplumsal faydaya dönüştürenler olacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: