Tufan Uğur Kurçer aslında bir teknoloji şirketi yöneticisi. Yani gündüzleri teknolojiyle, geceleri mitolojiyle uğraşanlardan… Kablolar, yazılımlar, sistemler bir yana, adam bir de kalkmış tarihin, mitolojinin ve kehanetlerin peşine düşmüş.
Son kitabı “Erythrai Kehaneti”, mitolojiyi tarihsel araştırmalarla besleyen, okura da roman lezzetinde sunan bir çalışma. Romanını okuyacağım kitaplar arasına aldım. Hatta söyleşiden sonra listeye değil, listenin başına aldım.
Söyleşiden bana kalan en eğlenceli başlıklardan biri Luviler oldu.
Luviler, Anadolu’nun en eski halklarından biri. MÖ 2. binyılda, yani bundan yaklaşık 4 bin yıl önce, Batı ve Güney Anadolu’da yaşamışlar. Hititlerle aynı dönemin insanları. Kendi dilleri var: Luvice. Bu dil hem çivi yazısıyla hem de Anadolu hiyeroglifleriyle yazılmış.
Bizim Adana coğrafyası da bu kadim dünyanın dışında değil. Karatepe-Aslantaş’ta bulunan yazıtlar bunun en önemli kanıtlarından biri. Hatta Karatepe yazıtları, Fenikece ve Luvice/Anadolu hiyeroglifleriyle yazıldığı için bilim dünyasında çok kıymetli. Bir bakıma Anadolu hiyerogliflerinin çözülmesine yardım eden büyük anahtarlardan biri.
Yani anlayacağınız, Adana’nın “Ben eskiyim kardeşim” deme hakkı var. Hem de öyle üç beş asırlık değil, binlerce yıllık bir özgüven bu.
Kurçer’in anlatımındaki en güzel taraf ise Luviler üzerinden Adanalılarla İzmirliler arasında kurduğu bağdı.
Düşünün şimdi…
Luviler Ege’den Anadolu’nun güneyine uzanıyor. İzmir tarafı da onların izini taşıyor, Adana tarafı da. Demek ki aramızdaki benzerlik boşuna değilmiş.
İzmirli rahatına düşkün, Adanalı zaten rahatlığı icat etmiş.
İzmirli efedir, Adanalı külhanbeyidir.
İzmirli özgürlüğüne düşkündür, Adanalı zincir görse alerji olur.
İzmirli yönetime muhaliftir, Adanalı daha cümle kurulmadan itiraz eder.
İzmirli rakıyı sever, Adanalı rakının yanına kebabı koyup meseleyi büyütür.
Tek fark şu:
İzmirli rakı-balık yapar. Adanalı rakı-kebap yapar.
İzmirli denize karşı demlenir. Adanalı mangalın başında tarih yazar.
Söyleşi boyunca bir yandan mitoloji konuştuk, bir yandan Anadolu’nun kadim halklarını dinledik, bir yandan da Adanalılığın köklerini neredeyse Tunç Çağı’na kadar götürdük.
Sonuç mu?
Adanalı olmak zaten zordu.
Şimdi bir de 4 bin yıllık tarihî sorumluluk yüklendi omuzlarımıza.
Çok keyifli bir söyleşiydi.
Erythrai’nin kehaneti çarpsın, çok keyifliydi.
Yorumlar
Kalan Karakter: