Bir sabah işletmenize geliyorsunuz…
Makineler çalışıyor, vardiya devam ediyor, personel eksiksiz görünüyor. Üretim planı işliyor. Kısacası her şey normal…
Oysa şirketinizde çoktan bir istifa gerçekleşmiş olabilir.
Çalışanınız işyerinden değil, işine duyduğu bağlılıktan istifa etmiştir.
Son yıllarda buna “sessiz istifa” deniliyor.
Çalışan bedenen işte, zihnen uzakta
Sessiz istifa, çalışanın görev tanımının dışına çıkmaktan vazgeçmesidir.
Artık yeni fikir üretmez. Gördüğü sorunları dile getirmez. Fazladan sorumluluk almak istemez. Şirket için mücadele etmez.
İşini yapar, mesaisini tamamlar ve maaşını alır.
Ancak zihinsel ve duygusal olarak organizasyondan çoktan ayrılmıştır.
Çalışan hâlâ işyerindedir fakat heyecanı, enerjisi ve aidiyet duygusu artık orada değildir.
İnsanlar bir günde vazgeçmez
Çoğu yönetici sessiz istifanın yalnızca düşük ücretten kaynaklandığını düşünür.
Oysa sorun çoğu zaman maaştan daha derindedir.
Takdir edilmemek, adaletsizlik duygusu, harcanan emekle alınan karşılık arasındaki dengesizlik, sürekli eleştirilmek, fikirlerin dikkate alınmaması ve kötü yönetici davranışları çalışanı yavaş yavaş işinden uzaklaştırır.
İnsanlar bir günde küsmez.
Bir anda vazgeçmez.
Önce konuşur, sonra daha az konuşur. Ardından sadece kendisinden isteneni yapmaya başlar. Sonunda da şu düşünceye kapılır:
“Bu işletme beni görmüyor, dinlemiyor ve korumuyor.”
Asıl zehir, bu duygunun çalışanların zihnine yerleşmesidir.
Arıza makinede değil, güvende başlar
Diyelim ki bakım ustanız yaklaşan bir arızayı üç kez yönetime bildirdi.
Üçünde de aynı cevabı aldı:
“Sen işine bak.”
Dördüncü seferde ne olur?
Artık konuşmaz.
Makine bozulduğunda ise herkes şaşırır.
Oysa arıza, makinenin durduğu gün ortaya çıkmamıştır. Çok daha önce, çalışanın sözü değersizleştirildiğinde başlamıştır.
Bozulan yalnızca makine değil, çalışanla işletme arasındaki güvendir.
Sessiz istifanın işaretleri
Eskiden öneriler sunan bir çalışan artık konuşmuyorsa, toplantılarda sessizleşmişse, sorumluluk almaktan kaçınıyorsa ve gün boyunca yalnızca mesainin bitmesini bekliyorsa dikkat etmek gerekir.
Çünkü bağlılık kaybı, çoğu zaman çalışanın işten ayrılmasından çok önce başlar.
İşletmeler bu belirtileri genellikle performans düşüklüğü olarak görür. Oysa performanstaki gerileme çoğu zaman asıl sorunun kendisi değil, sonucudur.
Asıl sorun, çalışanın işletmeyle kurduğu bağın zayıflamasıdır.
En tehlikeli çalışan kimdir?
Birçok yönetici sürekli itiraz eden, her konuda fikrini söyleyen veya zaman zaman yönetime karşı çıkan çalışanları riskli görür.
Oysa en büyük risk, bazen hiçbir şeye itiraz etmeyen çalışandır.
Çünkü itiraz eden kişi hâlâ işletmeyle ilgileniyor olabilir. Sorunları dile getiriyor, çözüm arıyor ve bir şeylerin değişebileceğine inanıyordur.
Asıl tehlike, konuşmaktan vazgeçen çalışandır.
İşyerinde kalır ancak kendisini geri çeker. Maaşı ödenir, sosyal güvenlik primi yatırılır, yemeği ve diğer giderleri karşılanır. Buna rağmen bilgi birikimi, deneyimi ve enerjisi artık işletme için değer üretmez.
Bu maliyet çoğu zaman görünmez.
Bu nedenle sessiz istifa, bazı işletmeler için personel devrinden bile daha pahalı sonuçlar doğurabilir.
Çözüm motivasyon konuşmalarında değil
Sessiz istifanın ilacı, süslü motivasyon konuşmaları ya da duvarlara asılan sloganlar değildir.
İnsanlar sözlerle değil, yaşadıkları deneyimlerle motive olur.
Yöneticilerin kendilerine şu soruları sorması gerekir:
Çalışanlarımız fikirlerini rahatça söyleyebiliyor mu?
Hata yapan kişi aşağılanıyor mu, yoksa hatasından ders çıkarması için destekleniyor mu?
Başarılar görülüyor ve takdir ediliyor mu?
Terfi ve ödüllendirme sistemi adil mi?
Çalışanlar gerçekten dinleniyor mu?
İşletmede sağlıklı ve güvene dayalı bir iletişim var mı?
Bu sorulara verilecek dürüst cevaplar, bir işletmenin gerçek durumunu maaş bordrolarından ve üretim raporlarından çok daha açık biçimde gösterir.
İnsan önce umudunu kaybeder
Bir işletme için en büyük tehlike, çalışanların kapıdan çıkıp gitmesi değildir.
Asıl tehlike, içeride kalmalarına rağmen umutlarını, heyecanlarını ve aidiyet duygularını kaybetmeleridir.
Çünkü çalışan işyerinden ayrıldığında bunu hemen fark edersiniz.
Masası boşalır, vardiyası açık kalır, yerine yeni birini ararsınız. Ancak çalışan kalbiyle ve zihniyle ayrıldığında görünürde hiçbir şey değişmez. Makineler çalışır. Vardiyalar devam eder. Üretim planı işler. Fakat işletme, en değerli gücünü sessizce kaybetmeye başlar.
Ve yönetim bunu fark ettiğinde, çoğu zaman çok geç kalmıştır.
Yorumlar
Kalan Karakter: