Spor tarihinin tozlu sayfalarında bazı rekorlar vardır ki, kırıldıkları anın heyecanıyla hatırlanır. Bir de Sergey Bubka’nın rekorları vardır. Onunki bir “an” değil, on yıla yayılmış bir “süreç” olarak zihinlere kazınmıştır.
Ukraynalı efsanevi sırıkla atlamacı, kariyeri boyunca dünya rekorunu tam 35 kez kırdı. Ancak onu bir iş dünyası gurusu ya da kişisel gelişim ikonu hâline getirebilecek asıl detay bu sayı değil, rekoru kırma şekliydi: Çıtayı her seferinde sadece 1 santimetre yükseltmek.
6.00 metreyi aştığında henüz yolun başındaydı. İsterse ertesi gün 6.10 metreye atlayabilirdi. Ama o, 6.01’i, sonra 6.02’yi hedefledi. Neden? Çünkü Bubka, sürdürülebilir başarının sırrını çözmüştü.
Peki, bu “1 Santimetre Felsefesi”ni bugünün rekabetçi iş dünyasına ve kendi kişisel yolculuğumuza nasıl uyarlayabiliriz?
1. En Büyük Rakibiniz Aynadadır: Kendinle Yarışma Disiplini
İş dünyasında ve sosyal yaşamda sıkça düştüğümüz bir tuzak var: Yan kulvara bakmak. Rakip şirket ne yapıyor? Eski okul arkadaşım Linkedin’de hangi terfiyi paylaştı?
Bubka yan kulvara baksaydı, 6.00 metreyi geçtiği gün kariyerini fiilen bitirmiş olurdu çünkü, zaten rakipsizdi. O, başkalarını yenmenin verdiği geçici tatminle değil, kendi potansiyelinin sınırlarını keşfetmenin verdiği kalıcı motivasyonla hareket etti.
İş dünyasına not: Pazar payı savaşları önemlidir ama vizyoner şirketler rakiplerini değil, kendi “dünkü hâllerini” eskitmeye çalışırlar. Kendi en iyi ürününüzü yine siz tahtından indirmezseniz, bunu başkası yapacaktır.
Bireylere not: Motivasyon, dışarıdan gelen bir alkış değil, içeriden gelen bir disiplindir. Disiplin ise her gün dünden biraz daha iyi olmayı taahhüt etmektir.
2. “Büyük Sıçrama” Yanılgısı ve Kümülatif Etki
Hepimiz o “büyük anı” bekleriz. Şirketi uçuracak devasa anlaşmayı, hayatımızı değiştirecek sihirli değneği...
Oysa başarı, nadiren devasa sıçramalarla gelir.
Bubka’nın grafiği bize şunu haykırıyor: İstikrar, yoğunluktan üstündür.
10 yıl boyunca her yıl 1 santimetre ilerlemek, bir yılda 10 santimetre ilerleyip sonraki 9 yıl yerinde saymaktan çok daha zordur. Buna “kümülatif etki” diyoruz.
İş hayatında her gün yüzde 1 daha verimli bir süreç tasarlamak, yıl sonunda ciddi bir kârlılık artışı demektir. Kişisel hayatta her gün sadece 10 sayfa kitap okumak ise yıl sonunda devasa bir bilgi birikimine dönüşür.
3. İnsanların Iskaladığı Noktalar Neler?
Bu durumu düşündüğümde, insanların “Bubka Disiplini”ni uygularken genellikle iki noktada zorlandığını görüyorum.
Gerçekçi geri bildirim döngüsünün eksikliği: Bubka, çıtanın nerede olduğunu milimetrik olarak biliyordu. Peki siz kendi çıtanızın nerede olduğunu biliyor musunuz? Çoğu şirket ve birey, bulunduğu noktayı verilerle değil hisleriyle ölçüyor. Kendi rekorunuzu kırmak için önce mevcut rekorunuzun ne olduğunu net ve ölçülebilir verilerle bilmeniz gerekir. Ölçemediğinizi geliştiremezsiniz.
Sürdürülebilirlik yerine tükenmişlik seçimi: İnsan doğası sabırsızdır. 1 santimetre yerine hemen 20 santimetre atlamak ister. Bu ise çoğu zaman sakatlanmayla sonuçlanır. İş dünyasında iflas, kişisel hayatta tükenmişlik sendromu...
Bubka’nın dehası, enerjisini 10 yıla yayabilmesindeydi. Kendinize şu soruyu sorun:
“Bugün gösterdiğim eforu 5 yıl boyunca sürdürebilir miyim?”
Cevap hayır ise, çıtayı biraz indirin ama her gün atlamaya devam edin.
Sizin Bugünkü “1 Santimetreniz” Ne?
Bugün seçme şansınız olsa, hangi alanda 1 santimetre ileri gitmeyi arzu ederdiniz?
Sergey Bubka’nın hikâyesi, zirveye ulaşmakla değil, zirvede kalmakla ilgilidir. Çünkü zirve, varılacak bir nokta değil; sürekli yukarı taşınan bir çizgidir.
Bugün pazartesi sendromu yaşıyor olabilirsiniz ya da şirketiniz bir büyüme sancısı içinde olabilir. Bırakın başkalarının ne kadar yükseğe zıpladığını.
Derin bir nefes alın, sırığınızı elinize alın ve sadece tek bir şeye odaklanın:
Bugün, düne göre sadece 1 santimetre yukarı çıkabilmek için ne yapabilirim?
Dijital Refleks’e yayın hayatında başarılar diliyorum. Tüm okuyucularımızı bu güzel gazetenin dijital platformuna sahip çıkmaya çağırıyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: