(Taşköprü ve Sabancı Merkez Cami / Adana Fotoğraf: Ayhan Şenbayrak)
Bir şehri şehir yapan yalnızca binaları, yolları, meydanları değildir. Şehir, aynı zamanda insanların bir arada yaşama iradesidir. Ortak alanlara gösterilen özen, kamusal davranış kültürü, çevreye duyarlılık, birbirinin hakkını gözetme bilinci ve ortak geleceğe sahip çıkma duygusudur.
Bu yönüyle kent bilinci, “ben” duygusunun ötesine geçip “biz” diyebilme becerisidir.
Adana, özellikle 1950’li yıllardan sonra yoğun göç hareketleriyle büyük bir değişim yaşadı. Nüfusu hızla arttı, sosyal yapısı çeşitlendi, mahalleleri genişledi, ihtiyaçları çoğaldı. Ancak bu büyüme çoğu zaman planlı bir kentleşmeyle desteklenemedi. Konut sorunları, altyapı eksiklikleri, düzensiz yapılaşma ve ortak yaşam alanlarının ihmal edilmesi, zamanla Adana’nın temel meseleleri arasına girdi.
Bugün yaşadığımız şehir, işte bu tarihsel birikimin sonucudur. Farklı kültürlerin, farklı hayat tarzlarının, farklı beklentilerin bir araya geldiği büyük ve güçlü bir şehir… Ama aynı zamanda çözüm bekleyen çok sayıda sorunu da sırtında taşıyan bir şehir.
Peki bu sorunları kim çözecek?
Belediyeler mi? Kamu kurumları mı? Sivil toplum mu? İş dünyası mı? Kanaat önderleri mi?
Elbette hepsi…
Fakat asıl mesele, bütün bu unsurların aynı hedef etrafında buluşup buluşamayacağıdır. Çünkü bir şehrin kaderi, yalnızca yöneticilerin aldığı kararlarla değişmez. O şehirde yaşayan insanların ortak çıkar bilinci geliştirmesiyle değişir.
Ortak çıkar bilinci, herkesin aynı düşünmesi demek değildir. Aynı siyasi görüşte, aynı hayat tarzında, aynı ekonomik düzeyde olmak hiç değildir. Ortak çıkar bilinci; farklılıklarına rağmen insanların yaşadıkları şehrin geleceğinde birleşebilmesidir.
Daha temiz sokaklar, daha güvenli mahalleler, daha yeşil alanlar, daha düzenli trafik, daha güçlü ekonomi, daha yaşanabilir bir kent merkezi, daha nitelikli kültür-sanat ortamı, daha sağlıklı çevre…
Bunlar kimsenin tek başına sahiplenebileceği hedefler değildir. Bunlar Adana’da yaşayan herkesin ortak menfaatidir.
Bu çerçevede şu soruyu sormak gerekiyor:
Adana’da bu ortak menfaat etrafında buluşabilecek kaç kişi var?
Kendi kişisel hesabının, kurum çıkarının, siyasi pozisyonunun, gündelik tartışmaların ötesine geçip “Bu şehir hepimizin” diyebilecek kaç insan var?
Daha güzel, daha düzenli, daha huzurlu, daha yaşanabilir bir Adana için gerçek anlamda ittifak kurmaya hazır mıyız?
Çünkü şehirler, sadece şikâyet ederek güzelleşmez. Yalnızca geçmişiyle övünerek de geleceğe taşınmaz. Bir şehri ayağa kaldıran şey, ortak bir hedefe inanmış insanların kararlılığıdır.
Adana’nın tarihi mirası var. Bereketli toprakları var. Güçlü sanayisi, limanlara açılan stratejik konumu, zengin mutfağı, kültürü, enerjisi ve insan kaynağı var. Yani Adana’nın potansiyeli eksik değil.
Eksik olan, çoğu zaman bu potansiyeli ortak akılla harekete geçirecek birlik duygusudur.
Nasrettin Hoca’nın göle maya çalarken söylediği gibi “Ya tutarsa” diyerek beklemek mi daha doğru, yoksa bu şehrin geleceği için sorumluluk alan insanların aynı masa etrafında buluşması mı?
Adana’nın artık “ya tutarsa” demeye değil, tutturacak iradeyi ortaya koymaya ihtiyacı var.
Daha iyi bir Adana mümkündür. Ama bunun yolu, ortak çıkar bilincinden geçer.
Ortak çıkar bileşenleri zamanla elbette değişebilir. Bugün bizi aynı hedefte buluşturan ihtiyaçlar, yarın başka önceliklere dönüşebilir. Fakat değişmemesi gereken şey, bu şehrin geleceği için birlikte hareket etme iradesidir.
Tarihiyle, toprağıyla, kültürüyle, üretim gücüyle ve insanıyla çok daha yüksek yaşam standartlarına ulaşabilecek bir Adana için kurulacak her samimi ittifak değerlidir.
Yeter ki mesele gerçekten Adana olsun.
Yeter ki ortak çıkarımızın, aslında ortak geleceğimiz olduğunu unutmayalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: