Kısmet bu hafta sonunaymış…
Değerli dostum Dr. Haluk Uygur’un davetiyle Altınoran Düşünce ve Sanat Platformu’nun sezon kapanış etkinliğine katıldım.
Bazı mekânlar vardır… İçeri adım attığınız anda yalnızca bulunduğunuz yer değil, ruh hâliniz de değişir. Etkinliğin düzenlendiği avluya girdiğimde tam da bunu yaşadım.
Betonun gökyüzünü, gürültünün insan sesini örttüğü; toprağı, suyu ve havası giderek kirlenen; hoşgörüsünü, özgürlüğünü ve merhametini yavaş yavaş yitiren bir Adana’da yaşıyoruz.
Gelir dağılımındaki uçurum derinleştikçe şehrin iki yakası birbirinden biraz daha uzaklaşıyor. Bütün bunlar insanı yoruyor, üzüyor, kaygılandırıyor.
İşte böyle bir şehirde Altınoran gibi bir topluluğun içinde bulunmak, uzun bir çöl yolculuğunun ardından serin bir vahaya rastlamak gibi geldi bana…
Duayen gazeteciler, ressamlar, şairler, edebiyatçılar, fotoğraf ustaları, bilim insanları ve aydınlarla aynı avluda buluşmak; Adana’nın bütün bu değerleri hâlâ bağrında taşıdığını görmek bana çok iyi geldi.
İnsan bazen yaşadığı şehrin yalnızca eksilen yanlarına bakıyor. Oysa biraz dikkatle bakınca bütün gürültünün arasında sessizce üreten, düşünen, yazan, çizen ve geleceğe iz bırakan insanların da varlığını fark ediyor. Umudunu yeniden hatırlıyor.
Altınoran, sanatın hemen her alanında yürüttüğü çalışmalarla Adana ile dünya arasında görünmez ama güçlü bir köprü kuruyor. Sanat tarihi, sanat felsefesi, göstergebilim ve fotoğraf alanlarında açtığı atölyelerle düşünceyi besliyor; Sinematek Adana, Altınoran Şiir Grubu, Haiku Grubu ve Doğa Grubu gibi oluşumlarıyla şehrin kültür hayatına yeni nefesler taşıyor.
Dönem başkanlığını Yaşar Ateşoğlu'nun yürüttüğü bu yapıyı, Adana’nın en kıymetli değerlerinden biri olarak görüyorum. Çünkü böylesine zengin, üretken ve çok sesli bir kültür ortamı Anadolu’nun her kentine nasip olmuyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: