Adana’yla ilgili bazı istatistiklerin üzerinde durmakta fayda var. Özellikle gelir artışı sağlayan kalemleri doğru analiz etmek gerekiyor. İhracat bunların başında geliyor.
15 yıl önce Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 10 şehri arasında yer alan Adana, bugün 15’inci sırada. Son 10 yılda ihracatını sadece 1 milyar dolar artırabilmiş bir şehirden bahsediyoruz. Elbette yeni pazar arayışları ve kapasite artırımı yatırımları değerli; ancak ihracatta esas farkı yaratan unsur “katma değer”.
Katma değer artışı ise inovasyon, tasarım ve markalaşma ile mümkün oluyor. Türkiye’nin “500 Büyük Sanayi Kuruluşu” içerisinde 16, “İkinci 500” listesinde ise 12 firmaya sahip olan Adana’da ihracatın önemli bölümü de bu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Yani ülkenin 1000 büyük sanayi kuruluşunun 28’i Adana’da yer alıyor. Buna karşın şehirde sadece 13 Ar-Ge Merkezi ve 8 Tasarım Merkezi bulunuyor. Bu, büyük sanayi kuruluşlarının tamamının Ar-Ge ya da tasarım altyapısına sahip olmadığı anlamına geliyor.
Diğer taraftan bir sanayi şehri olan Adana’nın yalnızca bir teknoloji geliştirme bölgesi bulunması önemli bir eksiklik. Mühendislik ağırlıklı fakültelere sahip ikinci üniversite olan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin de mutlaka bir teknoparka sahip olması gerekiyor. Adana, daha fazla Ar-Ge Merkezi’ni, daha fazla Tasarım Merkezi’ni ve rekabetçi bir gelecek için daha fazla teknoloji geliştirme bölgesini hak ediyor.
Son dönemde tarım, gıda, balıkçılık, enerji ve petrokimya gibi alanlarda atılan adımları doğru yönde ve kıymetli bulsak da alt başlıklarda ciddi bir çalışma ihtiyacı var.
İklim krizinin yarattığı su ihtiyacı, Adana gibi tarımsal bölgeleri dünyanın en önemli merkezlerinden biri hâline getirebilir. Ancak doğru yatırımlar şart. Kapalı basınçlı sulama sisteminin ovada yaygınlaşması, katma değeri yüksek tarım ürünlerinin Avrupa pazarına günübirlik ulaştırılmasını sağlayacak hava kargo altyapısı, pamuk, buğday ve mısır gibi temel ürünlerde katma değerli üretim modelleri, depolama ve lojistik yatırımları yeni dönemin hamleleri olmalı.
Önümüzdeki birkaç yıl içinde faaliyete geçecek ihtisas OSB’ler, Ceyhan–Yumurtalık hattındaki petrokimya ve enerji yatırımları, Türkiye’nin en büyük konteyner limanının bu şehirde yapılacak olması elbette heyecan verici.
Ancak tüm bunlarla birlikte Adana’nın üretim geleceğine ve gelişmesine katkı sağlayacağını düşündüğüm üç başlıkta; kamudan meslek odalarına, üniversitelerden özel sektöre kadar daha fazla çabaya ihtiyaç var:
- GİRİŞİMCİLİK VE GENÇLİK ODAKLI KALKINMA
Adana’nın biri köklü, diğeri mühendislik ağırlıklı iki güçlü üniversitesi var. Bu insan kaynağını daha etkin değerlendirmek şart. Şehrin girişimciliği destekleyen merkezlere, fonlara, hızlandırma programlarına ve mentorluk ağlarına ihtiyacı var. Gençler sadece iş istemiyor; kendini ifade etme, değer yaratma fırsatı arıyor. Adana bu fırsatı sunarsa gençlerini tutmakla kalmaz; yetenekleri ülkenin dört bir yanından kendine çeker.
- YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİ
Tarım 4.0 teknolojileri, akıllı sulama sistemleri ve karbon nötr üretim modelleriyle Adana bir “yeşil üretim üssü” olabilir. Enerji ve petrokimya yatırımları bu dönüşümü zorunlu hâle getirecek. Sanayide enerji verimliliği, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla bilgi birikimini artıran bir Adana, bu deneyimi çevre şehirlere hatta çevre ülkelere aktarma fırsatını yakalayabilir.
- KÜLTÜR, YARATICI ENDÜSTRİLER VE YAŞAM KALİTESİ
Adana’nın mizahı, festivalleri, sanatı ve yemek kültürü güçlü bir sosyal sermaye oluşturuyor. Bu zenginliği kültür-sanat etkinlikleri, gastronomi, dijital içerik üretimi, tasarım ve moda endüstrileriyle ekonomiye yansıtmak mümkün. Adana, yaratıcılarına alan açtığında sadece gelirini çeşitlendirmez; gelişmişlik sıralamasında da yukarı taşınır.
Bu üç başlık, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksinde 22’inci sıraya kadar gerileyen Adana’yı çok daha üst sıralara taşıyabilir.
Siz ne düşünüyorsunuz?

YORUMLAR