Girişimci kadınlarla iftarda buluştuk
Esra ÖZDEN

Esra ÖZDEN

[email protected]

Girişimci kadınlarla iftarda buluştuk

23 Mart 2024 - 18:29

 

ABD Kültür Ateşesi Erica Marrero ve birkaç kadın girişimciyle birlikte bir iftar programında bir araya geldik. Yemek masasına geçmeden bir belgesel izledik.  

Ünlü yönetmen Rayka Zehtabchi’nin ‘Bir Kadının Yeri’ adlı adlı belgesel, farklı ülkelerden üç kadının hayat ve iş mücadelesini anlatıyor.

Gastronomi alanında mobing, cinsiyet ayrımcılığı engellerine rağmen kariyer yapma mücadelesi veren ve sonunda başaran üç kadın ‘şef’in etkileyici öyküsü…

Belgeseldeki bir cümleye takıldım:

“Siz restoranı görüyorsunuz. Restoran masvavi uçsuz bucaksız bir denizse, mutfak bu denizin korsan gemisi.”

Zira, burada neler neler yaşanıyor. Birçok yerde olduğu gibi erkekler mutfakta da başarmak, şefliğe yükselmek isteyen kadınlara sözlü tacizden fiili teşebbüse yapmadığını bırakmıyor. Erkek, işini iyi yapıp şefliğe yükselebiliyor. Oysa kadının işinde başarması yetmiyor. Bu süreçte fiziki ve psikolojik baskıların tamamını da göğüslemesi gerekiyor.

Belgesel bitince bu kez kendi insanımız, Anadolu’dan çıkıp dünyanın en ünlü şefleri arasına giren bir kadını dinledik.

Ebru Baybara Demir…

Dünyanın en iyi şefleri arasında.

Bir şehrin ‘Turizm Kenti’ne dönüşümünün kahramanı.

Yüzyılın felaketi Kahramanmaraş depremlerinde ihtiyaç sahiplerine 6 ayda 3 bin gönüllüyü organize ederek 15 milyon kap yemek dağıtımının organizasyon mimarı.

Ebru hanım 1999 yılında Marmara Üniversitesi Turizm Rehberlik Bölümü’nü bitirdiğinde iş yaşamına İstanbul’da rehber olarak başlayabilirdi.

Öyle yapmadı.

Memleketi Mardin’e yerleşti. Cercis Murat Konağı’nı kiraladı.

Bu Mardin’in ilk turizm işletmesiydi. Beraberinde kendine inanan 21 kadınla yola çıktı. Mardin’in kültürünü, lezzetlerini bu şehrin misafirleriyle buluşturdu.

Bu süreçte Ebru hanımın maruz kaldığı durum, önüne çıkan engeller Rayka Zehtabchi’nin ‘Bir Kadının Yeri’ adlı adlı belgeseldeki kadınlardan daha mı azdı sanıyorsunuz.

Daha fazlasıydı ama yılmadı.

Yıllarca Anadolu mutfağı üzerine geniş çaplı araştırmalar yürüttü. “Sofraya konan yemeğin lezzeti, gücünü aldığı topraktan, fayda sağladığı hayatlardan gelir” felsefesiyle birçok proje geliştirdi. Bulunduğu bölgenin bir turizm destinasyonu olmasında ve kadınların ekonomik yönden güçlendirilmesinde katalizör oldu. Türkiye’nin birçok bölgesinde toprağın besin değerleri, verimliliğini artırma, biyobozunur atık yönetimi gibi birçok alanda sosyal girişimcilik projeleri hayata geçirdi.

‘Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ çatısı altında Mezopotamya’nın en eski buğdaylarından ‘Sorgül’ buğdayının çoğaltımı, Şemim Sabunları, El Ele Elden Ele Mağazası ve online satış platformunu gibi birçok iş fikrini hayata geçirdi.  

Hala bu yöndeki çalışmalarına devam ediyor.

Pandemi ve deprem…

Dünyaya tarımsal üretimin ve gıdaya ulaşımın en stratejik alan olduğunu öğretti. Bir dönem savunma sanayine devasa yatırım yapan ülkeler, gıdada kendi kendine yeten ülke olabilme yatırımları yapıyor.

Ebru Demir, son dönem ağırlıklı gündeminin ‘gıdada dayanıklılık’ olduğunu söyledi ve altını çizdi. Ancak, dayanıklılığı katkı maddeleriyle değil, doğal ürünler ve yöntemlerle sağlama yönünde çalışmalar yaptığını anlattı. Bu gerçekten çok geniş bir alan. Yani, birçok kadın bu cümleden yola çıkarak yeni iş fikirleri geliştirebilir. Kendi başarı hikayelerini yazabilir.

Erica’ya teşekkür ediyorum. Antakya’dan Teofarm Yöneticisi Elif Ovalı, Slow Food Adana Lideri Pırıl Bilici, başarılı çiftçi Efsun Gürani gibi her türlü engellemelere, baskılara, mobinge rağmen başarı öyküsü yazan kadınlarla bizleri bir araya getirdiği için…

Bu yazı 258 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar