Bilgisiz ve iletişimsiz girişimcilik olur mu?
Esra ÖZDEN

Esra ÖZDEN

esra@memedya.com.tr

Bilgisiz ve iletişimsiz girişimcilik olur mu?

29 Nisan 2018 - 19:03

Geçtiğimiz günlerde Mersin’de gerçekleştirilen Bilişim Zirvesi’nde konuşmacıydım. BT Vizyon tarafından gerçekleştirilen etkinliğe Mersin Üniversitesi’nden gençlerin yoğun ilgisi beni mutlu etti. Burada yaptığım konuşmamın bazı bölümlerini paylaşmak istiyorum:

Bu etkinlikte benden istenen, girişimcilik ekosisteminde teknoloji, bilişim ilişkisine dair bir şeyler söylemek, bu çerçevede bizlerin ne yaptığını sizlere aktarmak…

Önce girişimcilik ekosistemi üzerinde durmamız gerekiyor.

Nedir bu girişimcilik ekosistemi?

Son dönemde çok konuşuluyor… Oysa hep vardı…

‘Girişimcilik ekosistemi’ni ben iş dünyası sahnesinde yer alan ya da almak isteyen aktörlerin birbiriyle etkileşimi ve ‘çevre koşulları’ olarak tanımlıyorum. Yapabildiğim en kısa ve anlaşılır tanım bu.

Bu ‘çevre koşulları’ 300 yıl önce nasıldı?

İnsanlar ihtiyaçlarını tarlasından, yetiştirdiği hayvanlardan kendisi karşılıyordu. İşletmeler çok küçüktü. Zanaatkârlar vardı.

Bugün ne var?

Küçüklü büyüklü şirketler, dev holdingler, yeni start-up’lar…

Değişimde önemli faktör teknoloji…

Teknolojinin sunduğu imkânlar girişimcilikte yeni organize olma şekillerini ortaya çıkardı.

İnternet… İnternet siteleri… Online alışveriş platformları… Canlı iletişim şekilleri…

Yetmedi… Nesnelerin interneti, yapay zekâ ve sayılabilecek onlarca teknolojik trend yepyeni bir ekosistem oluşturdu.

Bugün en küçüğünden en büyüğüne kadar birçok şirket, ‘Ben bu ekosistemin dışında kalacağım’ diyebilir mi?

Diyemez.

Artık daha fazla bilgiye ve iletişime ihtiyaç var. Bu iki unsur olmadan adeta var olabilmek mümkün değil.

Bilgi ve iletişimle bir şirket diğerine hizmet verebiliyor. Birbiriyle ticaret yapabiliyor, hizmet alabiliyor. Know-how transferi bunlarla oluyor. İşbirliği bu iki olgu ile yapılabiliyor.

Kısa süre önce bilgiye ulaşım bu kadar kolay ve ucuz değildi.

Artık en değerli şey bilgi de değil, bilgiye ulaşmak da değil. Bunların hepsi aylık 39,99 lira tutan bir internet aboneliği ile mümkün. Şu anda en değerli olan şey, bu bilgileri ‘yaratıcı’ ve ‘insanların ihtiyaçlarına ürün veya hizmet olarak cevap veren’ bir şekilde birleştirebilmek… Yani sentezleyebilmek.

Bunun en kısa yolundan biri işbirlikleri. Yepyeni iş modellerinin mümkün olduğu, uçsuz bucaksız açıklık ve fırsatlar olan bu dünyada şirketlerin veya kendi işini yapan şahısların birbirleriyle girebilecekleri en verimli ve kârlı etkileşim şekli işbirliği. Bu trendin ne kadar kuvvetli olduğunu paylaşım ekonomisine örnek bütün şirketler üzerinden görmek mümkün.

Sonuçta, şu gerçeği kabul etmek zorundayız.

Şirketimiz hangi büyüklükte olursa olsun, hangi sektörde olursak olalım teknolojiye ve bilişime en yakın ve sürekli izliyor olma zorunluluğumuz var.

Aday girişimciden mentore, melek yatırımcıdan girişimcilikle ilgili kurumlara kadar sağlıklı bir ekosistemi çalıştırmak için de vazgeçilmezimiz teknoloji ve bilişim.

DURUM NE?

Tam 100 yıl önce İngilizler İstanbul’u işgal etmişti. Adana, Kahramanmaraş, Urfa, Gaziantep’te Fransızlar… Antalya’da İtalyanlar, İzmir’de Yunanlar… Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verdiğimiz Milli Mücadele ile onları öyle bir kovduk ki 100 yıldır unutmuyorlar.

İçimizdeki beyinleri bağlı hainleri kullanarak 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundular, olmadı. Suriye ve Irak sınırında terör gruplarına bugüne kadar hiçbir ülkeye vermedikleri silahları verdiler, bize karşı kullansınlar diye; hepsine el koyduk. İnanamadılar… Şimdi, Türk tahvillerine yönelik ABD kökenli tahvil fonlarından ciddi miktarda alım yapılıyor.

Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s raporla gözdağı veriyor. Faiz lobisi, ‘döviz artık eski seviyesine inmez’ diyerek kıs kıs gülüyor. Artık savunma sanayiinde etkin bir Türkiye var. Kendi savunması için İnsansız Hava Aracı (İHA) var. Bunlara rağmen İHA, denizaltı, tank, helikopter yapan Türkiye var. Bu satırları yazdığımda Malezya’da ‘Asya Hava Savunma Sanayi Fuarı’ vardı. Fuarda ürünlerine en fazla ilgi gösterilen ülkenin Türkiye olduğunu öğrendim.

Özel sektörümüz çok etkin. Genç nüfusumuzun girişimcileri, inovatif ve katma değeri yüksek üretimlere yöneldi. Tarımdan sağlığa, ilaçtan petrokimyaya kadar her alanda ithalatı azaltacak adımlar atıyoruz. Her atak Türkiye’nin büyümesini engellemeye yönelik. Şimdi Türk milleti başkanlık sistemi ile görev yapacak, ‘Biz arkasındayız’ diyeceği güçlü hükümeti seçme sürecine girdi. Önümüzdeki 5 yıl Türkiye için çok önemli.

Büyüyeceğiz… Hem de küresel aktörlerin ‘huzursuzluk çıkar, silah sat, sömürge yap’ yöntemiyle değil. Mazlumun yanında olarak, birliktelikle, hoşgörü ile… İşte, buna çıldırıyorlar. Çok önemli bir 60 güne hazırlanıyoruz. Kimin kazanacağı önemli değil. Güçlü bir hükümete ihtiyacımız var. Bu süreçte fitne, fesat, spekülasyon ne varsa deneyebilirler. Bize düşen, demokrasiye sıkı sıkıya sarılarak eşsiz güzellikte bir seçim sürecini geride bırakmak… |

Bu yazı 1486 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar