Cumhuriyet'in hızlı yükselişinde kadına verilen değer...
Esra ÖZDEN

Esra ÖZDEN

esra@memedya.com.tr

Cumhuriyet'in hızlı yükselişinde kadına verilen değer vardı

20 Mart 2020 - 17:08

Refleks 

Bu yıl en güzel ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ etkinliklerinden birini Seyhan Soroptimist Kulübü gerçekleştirdi. Aile evlilik danışmanı ve yazar Serhat Yabancı’nın konuşmacı olarak katıldığı etkinlik her açıdan anlamlıydı. Etkinliğin geliri üniversite eğitimi alan kız çocuklarına burs olarak verildi. ‘Güçlü kadın mı, mutlu kadın mı?’ başlıklı etkinlikte Serhat Yabancı’nın verdiği bilgiler çok değerliydi. Ama ben Seyhan Soroptimist Kulübü Başkanı çok değerli arkadaşım Aysel Eyüpoğlu’nun etkinlik açılış konuşmasını çok beğendim. O konuşurken ara ara alkışlamak istedim. 


O güzel konuşmadan bazı kesitleri sizlerle paylaşmak istiyorum:  

“Tam 100 yıl önce, savaşlardan çıkmış bir toplum; bir ülke kurma hazırlıkları yapıyordu. Ve kurulacak bu ülkenin lideri, çöken imparatorluktaki en önemli eksikliği hissetmiş, yeni kurulacak ülkede bu eksikliğin giderilmesi için tüm hazırlıklarını yapmıştı.  Yeni kurulacak Türkiye’de toplumun diğer yarısı kadın eşit ve etkin olacaktı. Kadın sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmazsa doğru temel atılmamış olacaktı.

Nitekim öyle oldu. Türkiye’nin kurucusu Atatürk, Cumhuriyet’in kurulmasından kısa süre sonra kadına seçme ve seçilme hakkı tanıyan devrimini yaptı. O dönem dünyanın en gelişmiş ülkeleri şaşkındı. Henüz onlarda dahi kadının seçme seçilme hakkı yoktu. Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla birlikte kadın her alanda yer almaya başladı.

Yerde Cumhuriyet’in ilk kadın mimarı Mualla Eyüboğlu, gökte ilk savaş uçağı pilotu Sabiha Gökçen… Hastanede Dr. Safiye Ali, adliyede ilk kadın hâkim Adalet Yılmaz vardı. Kadın arkeologlar, milletvekilleri, belediye başkanları, opera sanatçıları, gazeteciler, başöğretmenler ülkenin hızlı yükselişinin temel taşları olmuşlardı. 

Genç Türkiye, kadınına değer veriyor, değer verdikçe yükseliyordu. Ekonomide büyüme rekorları kırılıyor, sosyal yaşamdaki gelişmeler her ülkeyi kıskandırıyordu.”

Başkan Eyüpoğlu, “Sonrası malum” dedi ve devam etti: 

“Bugün, bu toplantıya gelmeden önce bir istatistik dikkatimi çekti. 

Geçtiğimiz şubat ayında Türkiye’de 22 kadın, erkekler tarafından öldürülmüş. Öldürenlerin 20’si ilkokul mezunu… Biz eğitimi gerçekten çok göz ardı etmişiz. Reformlarımız, gelişme hamlelerimiz, kurucumuz Atatürk’ten sonra hız kesmemiş sadece, adeta durmuş. Bugün ekonomiden sosyal hayata çektiğimiz bütün sıkıntıların kaynağında eğitimi ve kadını göz ardı edişimiz var.”


Ve Eyüpoğlu konuşmasını anlamlı bir temenni ile tamamladı:

“Cinsiyet eşitliği konusunda 100 yıl önce dünyaya örnek olan bir ülkede bugün ortalama bir kadının öldürülüyor olmasından hicap duyuyoruz. Ancak biz çağdaş Cumhuriyet kadınları olarak sadece üzülmenin bir anlam ifade etmeyeceğinin de bilincindeyiz. Geleceğimiz için hepimizin bireysel olduğu kadar görev yaptığımız sivil toplum kuruluşlarında bu önemli sorunun çözümü için çaba gösterme zorunluluğumuz var. Biz her 8 Mart’ta ‘kadın sorunu’ değil, Türk kadınının başarısını konuşmak istiyoruz.” 

KADIN EKONOMİDE SÖZ SAHİBİ OLDUĞU KADAR ÖZGÜR 

Son yıllarda neredeyse her 8 Mart’ta mutlaka bir etkinliğin konuşmacısı oldum. Ama bu 8 Mart’ta en keyif aldığım etkinlik, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) radyosundaki sohbet oldu. ÇÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nüket Elpeze Ergeç’le ‘kadın kadına’ Türkiye’de kadın olmayı, kadınlarımızın sorunlarını ve yapılması gerekenleri konuştuk. 


Her zaman savunduğumu ‘Radyo Üniversite’de de yineledim: 

1) Türkiye kadın kaynağını değerlendirmediği ve eğitimi en üst düzeye çıkarmadığı sürece asla gelişmiş ülke olamayacak ve her alanda hep yarım kalacak. 

2) Tüm kadınlarımız ekonomik özgürlüğünü kazanmadığı sürece şiddetten, mobbingden, tacizden uzak kalmayacak. 

3) Sorunun çözümünde Atatürklü yıllarda kadına verilen değeri yaşamın her alanına ve özellikle toplumun tüm kesimlerine nakşetmeden kesin başarı elde edilemeyecek.    

Prof. Dr. Nüket Elpeze Ergeç’in de çok değerli tahlilleri vardı. Doğal olarak kadın girişimciliğini de konuştuk. Kadının iş hayatına aktif katılımından belki daha değerlisinin patron kadın sayısının artması gerektiğinde hemfikir olduk. Her platformda savunuyorum. Kadına özgü bazı özelliklerin girişimcilikte avantaj sağladığını zaten biliyoruz. Üretkenlik, sezi gücü, detaycılık, sabır, incelik… Bütün bu özellikler iyi bir girişimcide olmazsa olmazlar arasında. Ve maalesef erkekler bu özelliklerden mahrumlar. O yüzden ben girişimcilikte kadınla erkeği rakip değil, birbirlerini tamamlayıcı olarak görüyorum.


Bu yazı 2843 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar