Sasa Genel Müdürü Dr. Mehmet Şeker'le keyifli sohbet
Esra ÖZDEN

Esra ÖZDEN

esra@memedya.com.tr

Sasa Genel Müdürü Dr. Mehmet Şeker'le keyifli sohbet

09 Mart 2019 - 15:50 - Güncelleme: 09 Mart 2019 - 16:05

Türkiye’nin ilk 100 büyük sanayi kuruluşu arasında yer alan Sasa Polyester Sanayi A.Ş.’yi 1966 yılında Sabancı Ailesi kurdu.

Adana’nın en büyük sanayi kuruluşu olan Sasa, başta tekstil sektörünün ihtiyaç duyduğu polyesterin, elyafın ve birçok kimyasalın dev üreticisi. Halka açık bu şirketin Sabancı Holding’e ait hisseleri yaklaşık 4 yıl önce Gaziantepli Erdemoğlu Holding tarafından satın alındı.

Bir ekonomi yayını yöneticisi olarak merak içerisindeydim. Sasa, nasıl bir yol izleyecekti? Zira Türkiye’nin bu güzide değerinin daha da büyümesi hepimizin arzusuydu. Bünyesinde Merinos, Dinarsu, Padişah gibi halı markalarını bulunduran Erdemoğlu Holding, yüzde 84,80’e ulaşan hâkim hissesiyle gözbebeğimiz Sasa’yı nereye taşıyacaktı?

Holding yöneticileri Sasa’yı büyütme ve yeni yatırımlar ekleme kararı aldığında sevindik. Bugün Sasa, ar-ge’sinde yeni ürün çalışmaları yapıyor, kapasite artırımına yönelik yatırımlarını hızla sürdürüyor.

Geçtiğimiz hafta ortağım Mehmet Uluğtürkan’la birlikte Sasa Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Dr. Mehmet Şeker’le sohbet ettik.


Dr. Şeker, gerçekten çok yönlü bir yönetici… Bunda elbette daha önceden aldığı görevlerin etkisi var. Öncelikle kendisi bir Gaziantepli… Bu şehirden olmanın üretimi seven olduğunu zaten biliyoruz. İkincisi,  kendisi bir tıp doktoru… Hem de Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi mezunu. Yani Adana’yı yakından tanıyor. Birçok sivil toplum kuruluşunda görev almış. 24’üncü Dönem Gaziantep Milletvekili… Bu görevi süresince çalıştığı komisyonlardan biri güvenlik ve istihbarat… Yaptıklarına baktığınızda dolu dolu bir milletvekilliği dönemi var.

Şu an Türkiye’nin 100 büyük sanayi kuruluşu arasında yer alan Sasa’yı yönetirken elbette deneyimlerinden yararlanıyor. Ama yönetici adaylarına öneri sunmayı ihmal etmiyor:

Çok okuyun. Ama okuduklarınız sadece ilgi alanınız ya da sektörünüzle ilgili olmasın. Her alanda bir şeyler okumaya özen gösterin. Spor yapın. Yapamıyorsanız yapanlara imkân sağlayıp ilgi gösterin. Sanata uzak durmayın. Bu size zarafet kazandırır.

Sasa Genel Müdürü Dr. Mehmet Şeker’i genç girişimcilerle bir araya getirecek etkinliğimizi ajandasına not ettirip yanından ayrıldık.

Gerçekten hem keyifli hem yeni bir şeyler aldığımız bir sohbet oldu. Kendisini izlemeye devam edeceğim. 

Patronu olacağınız işin önce çalışanı olun

Genç işadamı Fatih Sarı, Adana’da yeni açılan bir pastaneyi anlattı. Ürün çeşitliğini, lezzeti anlatırken “Buradan pasta alabilmek için sıra bekledim” deyince duraksadım. Bir pastane müşterisine sıra bekletecek kadar bir iş çıkarmışsa girişimcisiyle tanışmam gerek diye düşündüm.

Süleyman Demirel Bulvarı’nın ara sokağındaki yere gittim. Kapıda güler yüzle karşılayan biri ‘portakallı kurabiye’ ikram ederek hoş geldiniz dedi. Kalabalık arasında işletme sahibiyle tanışmak istediğimi söyledim.

Biraz sonra genç bir girişimci karşımdaydı. Yeşil Fırın Pastanesi’nin sahibi Faruk Korkmaz’la oturduk ve başladık sohbete…

Sıcacık dereotlu, labne peynirli, cevizli poğaçalar masamıza geldi. Tatlı, tuzlu, meyveli rengârenk kurabiyeler, pastalar da yanındaydı. Güzel, şirin görüntüyü anlatabilirim; ama lezzeti hangi kelimelerle anlatabileceğimi bilmiyorum.

Arı kovanını andıran pastaneyi ne zaman açtıklarını ve kaç kişi çalıştığını sordum.

‘Faruk Usta’ (Oradakiler böyle hitap ediyor), henüz 3 yıl olmadığını ve istihdamlarının 60 kişiye ulaştığını söyledi. “Nasıl geldi bu başarı?” dedim ve dinledim.


Faruk Korkmaz, hep marka pastanelerde çalışmış. İmalathanede çıraklık, kalfalık, ustalık derken kendi işini kurmaya karar vermiş. “Çalıştığım marka pastanelerde gördüğüm birkaç eksiklikten yola çıktım” deyince merak ettim, anlattı:

Birincisi, pasta, özel günlerin ihtiyacı… Dolayısıyla özel günün ürünleri özel olmalı. Yani standartlar aşılmalı. Çeşit çoğaltılmalı. İkincisi, bu sektörde maliyet ila satış rakamı arası hayli açık… ‘Yeşil Fırın’ı kuracağım. Benden pasta alanlar ‘Evet bu pasta verdiğim bu parayı hak ediyor’ dedirteceğim’ demiştim. Üçüncüsü, her gün kendimizi geliştireceğiz diye söz verdim kendi kendime. Bu, ya yeni ürün olacak ya da pastamızı müşterimize sunuş şeklimizde olacak demiştim. Bunları yaptık. Adanalı da bizi ve lezzetlerimizi çabucak sevdi.

‘Yeşil Fırın’ girişiminden çıkarılacak ana fikir: Patronu olacağın işin önce çırağı ol. En iyi yapan yerlerde işçi olarak başla. Hemen büyük kazanç peşinde olma, müşterini aldatma. Her gün işletmeni ve kendini geliştirdiğini test et.

Bu yazı 444 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar