Atatürk'ün Silifke'deki çiftliği ne oldu?
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Atatürk'ün Silifke'deki çiftliği ne oldu?

17 Ekim 2019 - 17:59 - Güncelleme: 18 Ekim 2019 - 08:59

Ardı ardına harpler milleti bitirmişti. 

Köyler yanmış, bağlar harap olmuştu. Yokluk, yoksulluk memleketin her yanına işlemişti.

Rusya’nın buğdayına, Romanya’nın ununa muhtaçtık.

Cumhuriyet ilan edileli henüz iki yıl olmamıştı.

Tarih, 27 Ocak 1925’ti. Atatürk, Mersin’deydi.

Yanındakilere, “Milli ekonomiyi evvela tarımla büyütebiliriz. Ama bu iş, sabanla değil makinelerle, iyi tohumla, iyi hayvan ırkıyla, ilimle, fenle olur. Bir çiftlik alıp orada milletime örnek olacak işler yapılsın istiyorum. Var mı uygun bir yer?” dedi.

Etrafındakiler birbirine baktı. Aralarından biri, “Silifke’de hazineden satılan bir yer var, paşam” dedi.

Atatürk, bir gün sonra Silifke’ye gitti.

Satılık olan çiftlik, bakımsız ama içerisinde temiz su kaynağı bulunan 12 bin dönümlük bir araziydi.

Sadık Taşucu’ya araziyi alması için vekâlet verdi.

Ankara’ya döner dönmez 36 bin liraya satın alınan ve bedelini kendi cebinden ödediği çiftlikte neler yetiştirilebileceğine kafa yordu.

Yurtdışından kaliteli pamuk tohumu getirtip Silifke’ye gönderdi. Çıkan pamuk uzun elyaflı ve kaliteliydi. Bunlarla birlikte jüt, keten gibi lifli ürünleri de ektirmişti.

At, keçi, tavuk, inek, koyun gibi hayvanların seçme ırkları bu çiftlikte çoğaltılmaya başlanmıştı.

Traktör ve tarım makineleri Anadolu’da ilk kez burada kullanılmaya başlanmıştı.

Her üründe hasat çok iyiydi. Çıkan hasadı depolanacak yerler yapılıyordu. Silifkeli, Gülnarlı, Anamurlu, Mutlu köylüler bu çiftlikte çalışmaya başlamıştı. Burada öğrendikleri modern tarımı, deneyimlerini kendi bölgelerine taşıyorlardı.

Atatürk, 10 Mayıs 1926’da tekrar Mersin’deydi.

Aklı, ‘Silifke Tekir Çiftliği’ndeydi.

Bir an önce çiftliğine gitmek istiyordu.

İyi haberler alıyordu ama Ankara’dan verdiği talimatlarla ne kadar mesafe alınabilmişti?

12 Mayıs akşamı çiftliği satın alması ve işleri takip için vekâlet verdiği Sadık Taşucu’nun evine gitti. Geceyi orada geçirdi. Sabah uyanır uyanmaz çiftliğine geçtiler.

O gün Atatürk’ün sevinci bir çocuğunkiyle aynıydı.

Çiftlik hayvanlarıyla ilgilendi. Traktöre binip hasat yaptı.

Bu çiftlikleri Anadolu’da çoğaltmalıyız. Milletim bunlardan örnek ve feyz almalı. Ama bunları ziraat mektepleriyle beslemek gerek” dedi yanındakilere Mersin’e dönerken.

Tarih, 1937’nin 23 Haziran’ıydı.

Atatürk, eline kalemini aldı. “Başvekâlete” diye bir dilekçeye başladı.

Özetle, “Çiftliklerimle amacın hâsıl olduğunu düşünüyorum. Millete örnek olacak iyi işler çıkarıldı” diye yazdığı dilekçesinin son satırı şöyleydi:

Tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşlarıyla beraber hazineye hediye ediyorum.

Tarımın stratejik bir alan ve ekonominin temeli olduğunu algılayan, O’nun kadar bu alana önem veren bir liderimizin daha olduğunu sanmıyorum.

Atatürk’ten sonra hiçbir zaman “köylü, milletin efendisi” olamadı. Hatta tarımla uğraşanlar hor görüldü, destek verilmedi.

O yüzden bugün İsrail’in tohumuna, Fransız’ın fidanına, Uruguay’ın angusuna, Çin’in sarımsağına, Bulgaristan’ın samanına muhtaç oluyoruz.

Küçümseyip hor gördüğümüz tarımla Çukurova kadar tarım arazisi bulunmayan Hollanda 107 milyar dolar, biz Türkiye olarak 18 milyar dolarlık tarım ihracatı yapabiliyoruz.

Tarıma, ‘Atatürk ruhu’ üflenmeden olmayacak.

NOT:

Atatürk’ün Silifke’deki çiftliğinin akıbetini merak ettiniz mi? Sizce ne olmuş olabilir:

a) Dünyanın en kapsamlı tarım müzelerinden biri haline getirildi.

b) Tarımsal araştırmalar merkezi oldu.

c) Suriyelilere tahsis edildi. |

Bu yazı 952 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar