Adana'ya seyir kulesi yakışmaz mı?
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

[email protected]

Adana'ya seyir kulesi yakışmaz mı?

07 Ekim 2022 - 13:33 - Güncelleme: 07 Ekim 2022 - 14:09

Arabalı Tanrı Tarhunda, Adana Arkeoloji Müzesi’nin en değerli eserlerinden biri. Grek mitolojisinin Baştanrısı Zeus’a ilham kaynağı olduğu bilinen Tarhunda’nın dev maketini Seyhan Baraj Gölü kıyısına inşa ederek her yıl binlerce turisti Adana’da ağırlayabilir, şehrin tanıtımına önemli katkı sağlayabiliriz. Adana Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliğiyle Seyhan Baraj Gölü kıyısına yapılacak altı lokanta, tepesi seyir kulesi olacak dev bir heykel yapılabilir.

Refleks Gazetesi olarak Adana Valisi Dr. Süleyman Elban ve Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeydan Karalar’a çağrıda bulunuyoruz. Bu talebimize TMMOB Mimarlar Odası Adana Şubesi de proje yarışmasıyla katkı sunabilir.

Sizi Sedat Memili’nin Refleks’e yazdığı ‘ARABALI TANRI TARHUNDA’ yazısıyla baş başa bırakıyorum:  

ARABALI TANRI VE ÜÇ BİN YILLIK MESAJ

Çocukça bir hayal… “Bir dilek tut” deselerdi, mutlaka bir müzede, elimde bir ses kayıt cihazı ile oradaki heykellerle konuşmayı dilerdim. Müzede, kırık bir çömleğin, tapınakta bir heykelin, duvar resmi veya mozaiklerinin anılarını dinlerdim. Bir sikkenin hangi amaçla hangi elleri dolaştığını, bir taşın bugüne gelmek için yaşadığı maceraları duymayı çok arzu ederdim. Böyle bir olanak, zannedersem dünyanın en değerli hazinesi olurdu.

Geçen hafta Mehmet Uluğtürkan, kızı Nadiye ile Adana Müzesi’ni gezmiş. Güzel duygularını paylaştı. Müzede Arabalı Tanrı Tarhunda’nın heykelinden söz etmişti. Dileğim gerçekleşmiş olsaydı, Arabalı Tanrı ile konuşmayı çok isterdim. Hemşerimiz olan bu tanrının, Grek mitolojisinin Baştanrısı Zeus’a ilham kaynağı olduğunu pek az kimse bilir.

Daha açık ifade ile mitolojilerin Baştanrısı Zeus, Kizzuwatna Fırtına ve Hava Tanrısı Tarhunda’nın Grek versiyonudur.

Bu arada küçük bir not vereyim, yaşadığımız bölge, merkezi bugünkü Çukurova olan Kizzuwatna, dünyanın en korunaklı bölgelerinden biriydi. Bir Roma yazıtı şöyle der: “Kilikya, insanlar tarafından değil, tabiat tarafından korunur.” (Şimdi de insanlar tarafından korunmuyor, ama tabiatın da eskisi kadar cömert olmadığı görülüyor.)

Bölgemiz, yine de istila edilmekten kurtulamazdı. Çünkü bu coğrafya, dünyada her medeniyetin ihtiyaç duyduğu zengin meşe ve sedir ağaçlarına sahipti.

Yani anlayacağınız bu bölgenin kaynak olarak bereketi hem zenginleşmesine hem de bolca düşmana sahip olmasına neden olmuştur. Güzellerin kötü kaderi gibi…

TARHUNDA’NIN ARABASI

Tanrının neden arabası vardır? Ya da koca tanrı, neden arabaya ihtiyaç duymuştu?

Hatırlayın, Erich von Daniken’in ‘Tanrıların Arabaları’ kitabı, geçtiğimiz yüzyılın en çok satılan kitaplarından biri oldu. Bu araba, orada kast edilen arabalardan değil. Tarhunda’nın arabası, bayağı tahtadan bir arabaydı. Peki, ne özelliği vardı? Anlatalım, efendim.

Kizzuwatna, Hititlilere bağlı vasat bir krallıktır. (Aralarında yapılan Konargöçerlik Antlaşması’nı, inşallah bir gün anlatırız. Üç bin yıldır değişmeyen kader…)

Memleketimiz, Mısır tehdidine karşı sırtını Hititlilere dayamıştır. Mısır’ın dünyaya hâkim olmak için bolca gemiye ihtiyacı vardı. Gemiler de sedir ve meşe ağacından yapılmaktaydı. İşte, Adana’nın işgal edilme nedenlerinden biri…

Küçük ama önemli bir bilgi: “Ölümsüzlüğü arayan Gılgamış, Amanos dağlarını aştıktan sonra sedir ormanı ile karşılaşmıştır. İşte, o sedir ormanları bu bölgedir.

Savaş arabaları o dönemin tankı sayılırdı. Bu arabalar için dayanıklı tahtalara ihtiyaç vardı. Kizzuwatna, Hititlilerin meşe ve sedir ihtiyacını karşılıyordu.

Hititliler, Mısır kadar güçlü değillerdi. Mısır ordusu çekirge gibi kalabalık ve papirüs türü ağaçlarla yaptıkları arabalar hafif olduğu için çok çevikti. Bu da savaşta Mısır ordusunu güçlü yapıyordu.

Ancak o arabaların bir zayıflığı vardı ki o da şuydu: Mısır arabaları tek kişilikti. Asker, bir eliyle arabayı sürüp kontrol ederken diğer eliyle savaşmak zorunda kalıyordu.

Hititliler bu zaafı görüp devrim niteliğinde bir sistem icat ettiler. Arabaları çift kişilik yaptılar. Böylelikle bir asker arabayı sürerken diğeri rahatlıkla, mızrak, ok ya da kılıç kullanabiliyordu.

İşte, bu üstünlük, Hititlileri dönemin en güçlü ordusu yapmaya yetmişti.

DEMİR; HİTİTLİLERİN ATOM BOMBASI

Hunların, en büyük imparatorluklarından birini kurup dünyaya hâkim olmalarının nedeni, atı evcilleştirmiş olmalarıydı.

Hititlileri de dünya imparatoru yapan, demirin arabalarda kullanımını keşfetmiş olmalarıydı.

Mısır arabaları hafif ve çevikti ama iki kişi almıyordu. Hafifliği bir yandan onu avantajlı yaparken, diğer taraftan güçsüz kılıyordu. Arabaları, meşe veya sedir ile yapmak istedikleri zaman da bunları birbirine bağlayamıyorlardı. Çünkü demirleri yoktu. Demir olmayınca mekanik aksam güçsüz kalıyordu. 

Kizzuwatna’nın sağlam arabaları ile Hititlilerin demiri kullanma becerisi, sadece Kadeş Savaşı’nın sonucunu değil, dünyanın da tarihini değiştirmişti.

HAYAL EDİYORUM

Bazı olaylar, dünya tarihini sonsuza kadar değiştirir. Stefan Zweig’in tanımlamasına göre o anlar, “dünyanın yıldızının parladığı anlar”dır. Bir kez yaşanır, ama sonsuza kadar dünyanın değişmesine neden olur.

Tarhunda’nın inanç sistemi, Zeus’a kaynaklık etmesi ve son olarak Kizzuwatna ağacı ile Hitit demiri ile birleşmesi, dünyayı sonsuza kadar değiştirmiştir. Ve bu olaylar bu topraklarda yaşanmıştır.

Önceki dönemlerde Adana’da valilik yapan ve dostluğunu, bilim insanı ve sanatçılardan esirgemeyen İlhan Atış bir sohbetimizde “Adana tozlu bir mücevherdir. Bu tozları elbirliği ile üflemeliyiz” demiştir. İlhan Atış Valimize Adana’ya katkıları için bir Adanalı olarak minnettarım.

Hayalim; mimari görünümü Arabalı Tanrı Tarhunda olan devasa bir yapının, Seyhan Baraj Gölü’nün karşı kıyısına (Tengerlek Tepesi veya çevresi) inşa edilmesi. Ayaktaki Tarhunda’nın da kule olarak yükselmesi.

Böyle bir eser, yüzyıllar öncesinin değerlerini yüzyılların ötesine taşıyan ve bütün dünyanın ilgi odağı olan turistik bir şahesere dönüşür.

Arabalı Tanrı Tarhunda, üç bin yıl ötesinden bize mesaj veriyor.

Bunu Mehmet Uluğtürkan’a anlattım. Sanırım, o projeyi daha açık anlatacaktır.

Adana, Adana sevdalılarına teslim edilecek kadar değerlidir.

Yani… Bence…

+ + +

- Baba, Adana Müzesi’ni gezdin mi?

- Evet, kızım.

- O zaman ‘Adana’nın Tanrısı’nı görmüşsündür.

(Hızlıca hafızamı zorladım. Acaba hangi eserdi diye düşündüm.)

Bilmediğimi bozuntuya vermemek için;

- Tövbe de, kızım. Her şehrin ayrı tanrısı mı olurmuş?

- Anladım, baba. Üstünkörü gezmişsin. Bugün gidip detaylı gezelim mi?

Olur dedim, geldik.

Harbiden de Adanalı bir tanrımız varmış!

Bundan ta 4 bin yıl önce Tarhunda adlı bir kral, yazıta, “Ben Adana’nın tanrısı” diye başlamış.

Adana Müzesi’nde iki öküzün çektiği arabasının üzerinde dev heykeliyle tanışma imkânı bulduğumuz tanrı karşısında ne yapacağımızı bilemedik, affetsin arkamızı dönüp selfie çektik.

Misafirlerimle birkaç kez dolaştığım müzeyi kızımla ince eleyip sık dokuyarak bir kez daha gezdim.

Cumhuriyet’in ilk yılında Atatürk’ün emriyle kurulan Adana Müzesi, Türkiye’nin önemli değerleri arasında.

Milli Mensucat Fabrikası kompleksine taşınan devasa ve modern binanın Adana Milletvekili Ömer Çelik’in Kültür Bakanlığı döneminde şehre kazandırıldığını da hatırlatıp kendisine teşekkür edelim.

Küçük bir de eleştirimiz var:

Eserler hakkında bilgi verilen panolarda çok sayıda imla hatası var. Yüreğir’in ‘Y’sinin küçük yazılması, Mezopotamya yerine Mesopotomya yazılması gibi.

Gezmediyseniz mutlaka zaman ayırın. Kızınız varsa onunla gezin. Daha keyifli oluyor.

+ + +

SEVİYORUM ÜRETEN İNSANLARI

Türkiye’de veteriner olup da Hidayet Şimşek’i tanımayan var mı, bilmiyorum.

Veterinerlik sağlık meslek lisesinden Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesine uzanan bir eğitim geçmişi var. Hatta yetinmemiş, MBA yapmış.

Türkiye’de hayvancılığın gelişmesine katkı sağlayacak onlarca yararlı proje üretmiş, yönetmiş ve başarıyla sonuçlandırmış.

Kamu sektörü ve özel sektör deneyiminin ardından girişimciliğe adım atmış. Kurduğu Hasvet A.Ş. çatısı altında görüntüleme sistemleri, kan analiz cihazları, anestezi ve yoğun bakım üniteleri, klinik laboratuvar ürünleri ve çiftlik ekipmanları ithalatı, üretimi, satışı ve servis hizmetleri var.

Bulunduğu sektörlerin yazılımlarını bünyesinde geliştiriyor. Kurduğu akademiyle sektörünün öncüleri arasında yer alıyor.

Hayvan ve insan sağlığına yönelik cihazlardan mama ve tarım ilacına kadar birçok alanda üretim tesislerini yönetiyor.

Görüntüleme ve tıbbı cihaz sektörünün Philips, Fujifilm, Mindray gibi birçok uluslararası markası Türkiye’de onun şirketiyle çalışıyor. Dünyanın en ünlü yem ve ilaç markalarına üretim yapıyor.

Merkezi Antalya’da bulunan şirketi Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana’nın yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Balkan ülkelerinde yapılanmış durumda.

Şirketi Hasvet, TOBB’nin ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde 3 yıl üst üste yer alma başarısı gösterdi.

Veteriner girişimci Hidayet Şimşek’le Antalya Güzellik Fuarı’nda tanıştım.

Ne alaka?” dediğinizi duydum. Anlatayım.

Hidayet Şimşek, medikal sektöründeki 17 yıllık dünya pazarı, üretim, servis ve danışmanlık hizmeti birikimini ‘Esplus’ markasıyla buluşturdu.

Fuarda sergilediği ürünleri güzellik sektörünün beğenisini kazandı. Bu nedenle fuarın en çok ziyaretçi çeken stantlarından biri ‘Esplus’ oldu.

Hidayet Şimşek, sektörün uluslararası arenada talep ettiği tüm belgelere sahip olarak ürettikleri cihazların ilgi görmesinden mutlu olduklarını söylerken şu önemli bilgileri ekliyor:

Türkiye’nin en geniş kadrosuna sahip ‘Teknik Servis Departmanı’nı ve ‘Akademi Eğitim Merkezi’ni kurarak yola çıktık. 7 gün 24 saat her cihazımızın arkasında durarak hizmet veriyoruz. Odağımızda hiçbir zaman ‘para kazanma’ olmadı. Yaptığımız her işi ‘aşkla yapanlar’ olarak anılmaya devam edeceğiz.

“İyi ki tanıdım” dediğim iş insanları arasına Antalya’dan bir kişiyi daha aldım.

Bu yazı 1049 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar