Cumhuriyet, 'tam bağımsızsak' anlamlı
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Cumhuriyet, 'tam bağımsızsak' anlamlı

28 Ekim 2020 - 17:25
Reklam

Kurtuluş Savaşı kazanılmıştı.

Ama Cumhuriyet’in ilanına daha 8 ay vardı.

Savaş meydanlarından zaferle çıkan memleketin çiftçisi, tüccarı, sanayicisi ve işçisi kışın şiddetine rağmen İzmir’de bir araya gelmişti.

Ekonomik bağımsızlığın rotasını belirlemek üzere bir araya gelen 1135 delegeye Atatürk, şöyle hitap etti: 

“Sürekli borçlanarak, az üreterek ve devlet yönetiminde israfla bağımsız bir ülke olamayız. Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa, zaferlerin devamı olamaz. Ekonomi, her şey demektir. Yaşamak, mutlu olmak ve insan varlığı için ne lazımsa hepsi güçlü ekonomiyle olur. Ekonomi; ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir.”

İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasında tam bağımsızlığın ancak güçlü ekonomiyle var olabileceğini anlatan Atatürk, Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 2 yıl geçmeden Türk Hava Kurumu’nu (THK) kurdu. İlk bağış, kendi maaşındandı. ‘Nutuk’ telif gelirini de THK’ya aktarılması talimatını verdi. 

Atatürk, “Kendi uçağımızı yapacağız” dediğinde tarih 1925’ti. Hissesinin yüzde 51’i Savunma Bakanlığı’na, yüzde 49’u Alman Jankers Uçak Fabrikası’na ait Tayyare Motor Türk Anonim Şirketi, Kayseri’deki fabrikasında uçak üretimine başladı. Bu fabrikada 1926-1942 yılları arasında 7 ayrı modelde 212 uçak üretildi. Hatta Atatürk uçaklardan birini İran’a hediye etti.

Atatürk’ün vefatından sonrası uçak üretim serüvenimizin sonu hazin.

İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’nin elindeki kullanılmış uçakları Türkiye ‘uygun fiyatla’ ve ‘hibe’ ile alınca uçak üretim endüstrimiz can çekişmeye başladı. 

Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı, “ABD yardımlarından bedava uçak almak dururken fabrikanıza uçak siparişi verirsem yarın bu millet beni asar” dediğinde aslında uçak endüstrimizin ipi çekilmiş, idam edilmişti.

Şimdi yeniden İzmir İktisat Kongresi’ne, Atatürk’ün burada yaptığı konuşmasına dönüyorum:

“Kılıç ile fetih yapanlar, sabanla fetih yapanlara yenilmeye ve sonuçta yerlerini bırakmaya mecburdurlar. Örneğin Fransızlar, Kanada’da kılıç sallarken oraya İngiliz çiftçisi girmiştir. Bu medeni sabanla kılıç mücadelesinde sonunda muzaffer olan sabandır. Bakın Kanada’ya, İngilizler sahip oldu. Kılıç kullanan kol yorulur, sonunda kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenmeye, paslanmaya mahkûm olur. Lakin saban kullanan kol; gün geçtikçe daha fazla kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa sahip olur.”

Geçen hafta aynı Kanada, Dağlık Karabağ’da kullanılan Türk SİHA’larında Kanada yapımı teçhizat bulunduğu iddiaları üzerine Türkiye’ye bazı malzemelerin ihracatını askıya aldı.

Atatürk’ün temelini attığı uçak endüstrimizi yaşatabilmiş olsak, bugün Kanada’nın ambargosuna sadece tebessüm ediyor olabilirdik. 

Yazım için klavyenin başına geçmeden saatlerce toprağa gömülen Kayseri Tayyare Fabrikası’ndan çekilmiş bir fotoğrafa baktım.

Belki, tam bağımsızlığın ilk fotoğrafıydı bu.

Sonra, İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararları okudum defalarca. 

Belki, bu kongredeki ruhtu tam bağımsızlığın kıvılcımı…

Cumhuriyet, tam bağımsızsak anlamlı. 

Cumhuriyet, Atatürk’ü tam anlıyorsak manalı.

Cumhuriyet, üretirsek var olacak.


Bu yazı 5466 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar