Kurtuluş ihracatta; ama yapabilecek miyiz?
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Kurtuluş ihracatta; ama yapabilecek miyiz?

08 Aralık 2018 - 07:55

Türkiye ekonomisi 2017’de yüzde 7,4 büyüdü. Yüzde 8,4 büyüyen İrlanda ve yüzde 7,7 büyüyen Vietnam’dan sonra 3’üncü olduğumuz yıldı, 2017.

Ekonomistlerin 2018 yılı beklentisi ortalama yüzde 3,5.

Zor bir yıla girmek üzereyiz.

Ekonomi yönetiminin 2019 için büyüme hedefi yüzde 2,3. Bunun yüzde 1,8’i ihracattan bekleniyor.

Peki, 2019’da ihracat yapabilmek kolay olacak mı?

İhracatımızın yüzde 60’ını Avrupa’ya gerçekleştiriyoruz. Ancak Avrupa’da da işler yolunda gitmiyor. Birçok Avrupalı alım gücünün azaldığını, akaryakıt başta olmak üzere tüketim ürünlerinin aşırı zamlandığını belirtiyor ve Paris’te, ‘sarı yelekleri’yle durumu protesto ediyor. Daha az alışveriş yapıyor. Talep iyice daralıyor. Ayrıca Avrupa dışında ABD dâhil birçok pazarda sıkıntı var.

Ancak şu an ihracattaki tek sıkıntı dünyada daralan talep değil.

Size, dün sohbet ettiğim bir sanayicinin söylediklerini aktaracağım:

Elimizde çanta, dünyayı dört bucak dolaşıyoruz. İş var. Ama artık büyük siparişleri alamıyoruz. Bankalar yakın zamana kadar kredide esnekti. Üretiyor, ihraç ediyor, kredimizi ödüyorduk. Hiçbir aksatmamız olmamasına rağmen krediler kesildi. Birçok işi bu yüzden kaybettik.

Bu dönem belki temkinli gitmekte yarar var” diyorum. Şöyle devam ediyor Adanalı sanayici dostumuz:

Kredi almakta bu denli güçlük çekmediğimiz dönemde yatırım kredisi aldık. Üretim hattımızı büyüttük. İstihdamı artırdık. Şimdi bu kapasitemiz atıl kaldı. Keşke büyümeseymişiz... Bankaların böyle bir tutum içerisine gireceğini tahmin etmedik.

Kendisine, geçtiğimiz hafta Adana’da gerçekleştirilen ‘Reel Sektör ve Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı’nı hatırlattım. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın’ın, bölge meslek odaları ve banka yöneticilerinin iş dünyasıyla bir araya geldiği toplantıya katılıp katılmadığını sordum, “Keşke bu sıkıntıları orada aktarsaydınız” dedim.

Toplantıdan haberdar oldum; ama gitmedim” deyip sebebini şöyle açıkladı:

Orada olsam, bankalarla bir sıkıntımızın olduğu izlenimini verebilirdim. Şu an herhangi bir sıkıntımız yok. Ama bu toplantıda görünmem, tedarikçimden müşterime, finans kuruluşlarından çalışanlarıma kadar her kesimi endişelendirebilirdi.

Böyle bir dönemde bankalarla reel sektörü bir araya getirmek yararlı olabilir; ama yeterli olmaz.

Her sektörde nakit sıkıntısı yaşanıyor. Finansmana erişim zor ve pahalı. 8 ay öncesine göre faizler 11 puan yüksek. Aynı dönemde kur artışı yüzde 50’ye yaklaştı. Hem şirketler hem tüketiciler yüksek oranda borçlu. Şirketler de tüketiciler de mevcut durumlarını saklıyor.

Durum, diyalog toplantılarında dile getirilenden daha kötü görünüyor. Dolayısıyla, diyalogla birlikte karşılıklı sakin olmaya ihtiyaç var. Bankaların her şeyden nem kapar halde tutum değiştirmek yerine öncelikle yumurtlayan tavuğu yaşatmaya çalışması gerekiyor. Sonrasında karşılıklı fedakârlık mekanizması çalıştırılmalı.

Bugünler elbette geride kalacak.

Ekonomi uçağa benzer. Her uçak yere iner. Hiçbir uçak havada kalmaz. Ama tekerleklerinin üstüne iner, yumuşak veya sert iner! Ama gövde üstü iner, pistin dışına çıkarak veya paramparça olarak! Sonuçta mutlaka iner.

Ancak sadece sağlam olarak inmesi herkese ve herkesin işine yarar.

Bu yazı 1325 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar