'Nişasta bazlı şeker' üretiminde Adana'yı ne...
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

'Nişasta bazlı şeker' üretiminde Adana'yı ne bekliyor?

19 Mart 2018 - 11:17

Pancardan üretim yapan kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilme süreci, çok farklı tartışmaları beraberinde getirdi.

Daha çok ‘verimlilik’, ‘piyasa düzenlemesi’, ‘dünya ile rekabet’ gibi konular tartışılması gerekirken, konu aniden nişasta bazlı şeker üretim kotasının yüzde 10’dan 5’e düşürülmesi noktasına getirildi.

Hangi üründen elde ediliyorsa ihtiyaçtan fazla şekerin insan sağlığına etkisi bilimsel raporlarla bilinen bir gerçek…

Ancak bu alanda bilinçli bilinçsiz söylemler ilgili ilgisiz kişiler tarafından kamuoyuyla paylaşılmaya devam ediliyor.

En son bir siyasetçi, şeker pancarı üreticilerine yönelik yaptığı konuşmasında nişasta bazlı şekerin kısırlık yaptığını söyledi. Yani konu buralara kadar geldi.

Bu yazıda şeker pancarından, mısırdan ya da başka üründen elde edilen şekerin sağlığa etkilerini irdelemek değil amacım.

Ben konunun Adana penceresini aralamak istiyorum.

Son yıllarda Çukurova’da mısır üretimi arttı. Bir dönem pamuk üretimiyle ünlenen bölgede buğdaya göre katma değeri yüksek mısır, önemli bir alternatif oldu.

Çukurova çiftçisi GDO’suz, kaliteli ve verimli mısır üretiyor. Para kazanıyor, ekipmanlarını geliştiriyor.

Mısır üretimi bölgede bu ürüne dayalı sanayiyi de geliştirdi. Öyle ki mısır işleme endüstrisinde Türkiye kapasitesinin yüzde 50’si Adana’da oluştu.

Tat Nişasta’, ‘Amylum Nişasta’, ‘Sunar Mısır’ ve ‘Omnia Nişasta’ gibi dev sanayi kuruluşlarına sahip olan Adana’daki bu tesislerde sadece gıda endüstrisine üretim yapılmıyor. Yem sektörüne hammadde sağlanıyor. Mısır özü yağı, nişasta elde ediliyor. Hatta bazı ürünler kâğıt ve ambalaj sektörünün girdisi oluyor.

Yıllık 1,5 milyar lira ciro elde eden bu 4 tesiste bin 500’e yakın istihdam sağlanıyor. Lojistikten enerjiye kadar onlarca yan sektörü de hareketlendiren bu sektör TÜİK verilerine göre 176 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Bu verinin yüzde 70’inin Adana’daki yaklaşık 400 milyon dolarlık yatırım maliyeti bulunan bu tesislerden sağlandığı tahmin ediliyor.

Yatırım planlarını mevcut kotaya, hatta olası kota artırımına göre belirleyen Adanalı sanayi kuruluşları son verilen kota kısıtlama kararıyla zor duruma düşecek.

Kapasite azaltmak yeni yatırımları durdurma, mısır alımını ve istihdamı azaltma sürecini beraberinde getirecek. Bu da Adana ekonomisinin ciddi anlamda zarar görmesine neden olacak.

Yaşanan bütün bu gelişmeler çerçevesinde bu alanda Adana’nın ve nişasta bazlı üretim yapan sanayi kuruluşlarının da dinlenmesi gerekmiyor mu?

Sorun daha fazla büyümeden, çözüm üretmek, alternatifler geliştirmek için konu gündeme taşınamaz mı?  

Adana’nın milletvekili olan Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik başta olmak üzere bölge milletvekillerimizden meslek odalarımıza, çiftçi sivil toplum kuruluşlarımızdan işçi sendikalarımıza, hatta yerel yöneticilerimize kadar sorunu ekonomi yönetimine bir an önce sunmak gerekmiyor mu? |

Bu yazı 3788 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar