Çanakkale Cephesi yaralılarının sargı bezi hep Adana'dan...
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Çanakkale Cephesi yaralılarının sargı bezi hep Adana'dan gönderildi

08 Ocak 2022 - 06:21

Çok bilinmez. Detaylarıyla yazayım.

1861’deki Amerikan iç savaşı pamuk alıcısı İngiliz tekstilcileri darboğaza soktu.

Dünyada pamuğun yetiştirilebileceği bölgeler sınırlıydı.

Çukurova, bu sınırlı bölgelerden biriydi.

İngilizler, 1864 yılında Osmanlı yönetimiyle anlaştı. Getirdikleri tohumları bölge çiftçisine dağıttılar. Finans için banka şubesi açtılar. Devlete sulama kanaletleri yaptırttılar.

1886’da yetişen pamukları limana taşımak için Adana-Mersin demiryolu bile açılmıştı.

Çukurova artık tekstil sektörünün en önemli pamuk ambarlarından biri olmuştu. Hatta ilkel yöntemlerle çırçır tesisleri bile kurulmuştu.

1889 yılı geldiğinde Adana’da artık iplik ve bez fabrikaları vardı.

Bu fabrikalar Osmanlı’da ilkti. Cihan Harbi’ne hazırlanan Osmanlı’nın Adana’da iplik ve bez fabrikaları vardı.

Şimdi sıkı durun, “Çok bilinmez” dediğim gerçeği yazayım:

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale dâhil tüm cephelerdeki yaralıların pamuk ve sargı bezi ihtiyacı Adana’daki bu fabrikalardan karşılandı.

Cephelerde yaralanan her askerimizin yarasına Adana pamuğu basıldı, sargıları Adana’da üretilen kumaşlar oldu.

O yüzden Adana’daki fabrikalar o dönem ülkenin en stratejik sanayi kuruluşları arasında yer aldı.

Mustafa Kemal Paşa da bu gerçeğin farkındaydı.

1918 yılının Ekim’inde Suriye’den Toroslara kadar ilerlemeyi hedefleyen İngilizleri ve onlara kanan Arapları, Katma Muharebesi’yle durdurmayı başardı. Ve ardından Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı Alman General Liman von Sanders’ten devralmak için Adana’ya geldi.

Osmanlı’nın en önemli sanayi ve tarım şehri düşmana bırakılamazdı.

Adana’dan emirler veriyor, yaklaşan işgal gemilerine ateşle karşılık veriliyordu. Osmanlı yönetimi Mustafa Kemal Paşa’ya Mondros Mütarekesi’ni hatırlatıyor, düşman kuvvetlerinin Çukurova’yı işgaline adeta destek veriyor, “İngilizleri kızdırmayın” telgrafları çekiyordu.

Mustafa Kemal Paşa, bin bir zorlukla yapılan Toros tünelleriyle geçilebilen Bağdat Demiryolu Hattı’na, verimli topraklara ve ülkenin başka yerinde olmayan tekstil fabrikalarına sahip olan Çukurova’yı, dolayısıyla vatanı tek başına da kalsa teslim etmemeye kararlıydı.

Ama tek başına kalmadı. Adana’da kaldığı 11 gün, yiğit Adanalılarla gizli-açık toplantılar yaptı. Bu toplantılarda aldığı destek ve güvenceyle İstanbul Hükümeti’nin acizce aldığı kararlara rağmen bu milletin kendi kurtuluşunu sağlayabileceğine inandı.

O yüzden kurtuluş sağlandığında Atatürk, “Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da vücut bulmuştur” demiştir.

Demem o ki, Adana, tekstil sanayiin doğduğu şehirdir.

Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yılını kutladığımız şu günlerde tekstil sanayiimizin geldiği aşama elbette gurur veriyor. Zira dünyanın birçok konfeksiyon markasının kumaşı Adana’dan gönderiliyor.

Bu durum elbette gurur veriyor. Ancak böylesine köklü bir tekstil endüstrisine sahip Adana’dan beklentimiz konfeksiyonda da dünya markaları çıkması…

Bu yönde bazı şirketlerimizin çabasını ilgiyle izliyoruz.

Hedefe daha erken ulaşabilme çerçevesinde sanayi kuruluşlarımızın yanı sıra ilgili tüm kurumlarımızla bir yol haritası belirlenip güç birliği yapılamaz mı?

Bu yazı 171 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar