Prof. Dr. Vahit Kirişçi ne yapacak?
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

[email protected]

Prof. Dr. Vahit Kirişçi ne yapacak?

07 Mart 2022 - 12:34

İklim değişikliği, küresel ısınma ve azalan su kaynakları…

İki yılı aşan, ne zaman biteceği belirsiz pandemi süreci…

Artan orman yangınları…

Tüm dünyada yükselen tarımsal emtia fiyatları…

Tarımsal ithalatın büyük bölümünü savaşa tutuşmuş iki ülkeden yapan bir Türkiye…

Yüksek girdi maliyetleri, finansa erişim zorluğu, verimsizlik gibi müzminleşmiş sorunu bulunan tarımsal üretimin yaşandığı bir ülkede genel seçimlere bir yıldan biraz fazla zaman kalmışken Tarım ve Orman Bakanlığı görevi ateşten gömlek giymekle eşdeğer.

Prof. Dr. Vahit Kirişçi bu zor görevi üstlendi.

Prof. Kirişçi, öncelikle bir ziraat mühendisi, bir bilim insanı…

Siyasette milletvekilliği deneyimi var.

Ayrıca bir süredir kendi işini yönettiği için iş dünyasını biliyor.

Önceki gün kendisiyle uzun uzun konuştuk.

Görevinin zorluklarından bahsettim. “Biliyorum” dedi ve ekledi:

Gücümü vatan-millet sevgimden ve bilimden ayrılmayacak irademden alacağım.

Prof. Kirişçi, görevi için donanıma ve tecrübeye sahip. Fırsat verilir ve yanında olunursa Türkiye tarımına ve ormancılığımıza hamle yaptıracağına inanıyorum.


KENDİ KOVANIMA DEĞİL, ANAVARZA’NIN KAVANOZUNA GÜVENİRİM

Arılar gözümün önünde bal yapsa tercihim kendi kovanımdan değil, Anavarza Bal’dan olur. Zira arılarıma güvensem hangi çiçekten ilaç kalıntısı getirdiklerini, dönerken egzoz dumanına maruz kalıp kalmadıklarını nereden bilebilirim ki?

Anavarza Bal’ın tesislerini gezdim.

Anavarza tesislerine giren her teneke bal analizden geçiyor.

Öncelikle gelen ürün gerçekten bal mı?

Zirai ilaç kalıntısı, antibiyotik var mı?

Bu balı yapan arılar hangi çiçeklere ne oranda konmuş?

Buna benzer yüze yakın sorunun yanıtı, yapılan analizler sonunda verilebiliyor.

Peki, tüm analizlerden başarıyla geçen bal, Anavarza kavanozuna girebiliyor mu?

Giremiyor.

Anavarza etiketi taşıyacak balın liderliğini Sezen Gıda’nın kurucusu Süleyman Sezen’in yaptığı, sertifikalı deneyimlilerden oluşan Tat Kurulu’ndan da lezzet onayı alması gerekiyor.

O yüzden ben gerçek ve lezzetli bal tüketmek istiyorsam, Anavarza kavanozu dışında hiçbir bala elimi uzatmam.


PİRİNÇ ŞURUBUNDAN BAL!

Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen’le baldaki sahteciliği konuştuk.

Piyasada bal diye satılan ürünler arasında pirinç şurubundan ve adını zor telaffuz edebildiğim beta fruktofuranozu kimyasalıyla yapılanlar var. Üstelik bu ürünlerle yapılan sahte ballar Anavarza’nın da sahip olduğu birkaç laboratuvar hariç mevcut analizlerden geçiyor.

Can Sezen, bu analizlerin kamu ve perakende sektörüne yön veren kurumlar tarafından yapılmasını istiyor.

Tam analiz ve etkin denetim yapılmadığı sürece işini layıkıyla yapan bal markaları haksız rekabete maruz kalmaya devam edecek.

Tabii, biz de şifa kaynağı olarak gördüğümüz bal yerine hastalık sebebi ne olduğu belirsiz ürünleri tüketmeye devam edeceğiz.

İŞSİZ GENÇLER NEDEN ARICI OLMUYOR?

Türkiye, dünyanın Çin’den sonra en fazla bal üretebilme potansiyeline sahip ikinci ülkesi…

Bunu çok renkli bitki örtüsüne borçlu… Türkiye’nin endemik bitki sayısı tüm Avrupa kıtasında olandan daha fazla…

Arılar, Anadolu’daki 3 binin üzerindeki endemik bitkiye konabiliyor, üstelik 500’ünden bal üretebiliyor.

Buna rağmen Türkiye bal ihraç edemiyor.

Bunun türlü nedeni var.

Bir kere, kovan başına verim bizde çok düşük… Çin’in 40 kg, dünya ortalamasının 20 kg olduğu kovan başı üretimde bizim rakamımız 13 kg.

Arıcılığımızın bir rota programı yok. Bir bölge verimliyse bin kovan kapasitelik alana 5 bin kovan konabiliyor. Bu da verimi düşürüyor.

Öte yandan bal, bitki örtüsü özelliğine göre sınıflandırılamıyor. Örneğin Yeni Zelanda, ‘Manuka’ bitkisinden elde ettiği balın 250 gramını 1000 liradan satıyor. Bizde ‘Manuka’ bitkisinden daha değerli bitkilere konan arının balı çiçek balına harman edilip pazara kilosu 40 liradan sunuluyor.

Arıcılar ağırlıklı olarak daha fazla bal üretimine odaklanıyor. Oysa balla birlikte katma değeri yüksek propolis, arı zehri gibi ürünlerle geliri on katına yükseltebilmek mümkün. 

İklim değişikliği, kuraklık, orman yangınları, yüksek girdi maliyetleri, plansızlık, teşviksizlik, markalaşamamak Türkiye’de arıcılığın önündeki en büyük engel.

Maalesef arıcılar kazanamıyor. Kazanamayınca genç kuşağın bu alana ilgisi gittikçe azalıyor.

Türkiye’de arıcıların yaş ortalaması 54.

Tek başına bu rakam bile işlerin yolunda gitmediğini göstermiyor mu?

Bu yazı 758 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar