Doğu Akdeniz ekonomisinin sorunu ne?
MEHMET ULUĞTÜRKAN

MEHMET ULUĞTÜRKAN

mehmet@memedya.com.tr

Doğu Akdeniz ekonomisinin sorunu ne?

22 Eylül 2020 - 11:39
Reklam

Var olan potansiyeliyle Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş’ın oluşturduğu Doğu Akdeniz Bölgesi, Türkiye’nin Marmara’dan sonra ikinci büyük üretim üssü olarak değerlendiriliyor. 2018 yılı itibariyle yaklaşık 3,8 trilyon liralık Türkiye’nin gayrisafi yurtiçi hasılasına (GSYİH) 5 kent toplamda yaklaşık 235 milyar liralık bir katkı sağlayabiliyor.

83 milyonluk Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun yaşadığı Doğu Akdeniz, gelir için eşsiz fırsatlar sunmasına rağmen 3,8 trilyon liralık GSYİH’nın neden sadece yüzde 6,3’lük bölümünü ortaya koyabiliyor?

Tarımda bereketli topraklara, su kaynaklarına, uygun iklime; ticarette limanlara, havaalanlarına, eşsiz coğrafi konuma; sanayide 200 yıla yaklaşan kültüre; hizmette turizm çeşitliliğine, güçlü üniversitelere sahip bölgede nasıl oluyor da 2017 rakamlarıyla 38 bin 680 lira olan kişi başına GSYİH’nın Doğu Akdeniz ortalaması 21 bin 389 lirada kalıyor?

Anadolu’ya sanayiciliği öğreten Adana’yı, bir dönem 10’un üzerinde ülkenin konsolosluklarla temsil edildiği Mersin’i, demir-çelik sektörünün Türkiye lideri Hatay’ı bünyesinde bulunduran bölge; bugün 2019 rakamlarıyla yaklaşık 166 milyar dolarlık Türkiye ihracatının neden yüzde 5’ini bile gerçekleştiremiyor?

Bu sorulara; “Doğru yönetilemiyor”, “Kamu, gerekli olan altyapıyı sağlamıyor”, “Bölgenin Başkent’te yeterli lobisi yok” gibi onlarca ‘bahane içeren’ yanıtlar verilebilir. Bu yanıtların doğruluk payı da olabilir. Ancak hiçbiri Doğu Akdeniz şehirlerinin ‘İhracat Teknoloji Düzeyi’ tablosu kadar sorulara net cevap veremiyor. ‘Düşük’, ‘Orta Düşük’, ‘Orta İleri’ ve ‘İleri’ olarak sınıflandırılan ‘İhracatın Teknoloji Düzeyi’ tablosunda Doğu Akdeniz kentlerinin en iyi durumda olanı Adana. Ancak Adana ihracatının yüzde 53’ünün ‘düşük’ teknolojili, sadece yüzde 1’inin ‘ileri’ teknolojili ürünlerden oluştuğunu belirttiğimizde yazı boyunca sorduğumuz soruların tamamına yanıt vermiş olabiliriz. Türkiye ihracatında ‘düşük’ teknolojili ürünler oranının yüzde 21, ‘ileri’ teknolojili ürünler oranının yüzde 12 olduğunu hatırlatmak sanınım tabloyu daha net okuyabilmemizi sağlayabilir.

Bu tabloda Adana’dan daha vahim durumda olan diğer 4 Doğu Akdeniz kentlerinin istatistiklerini vererek moral bozmak istemiyorum. Ama gerçek şu ki, kendisinden Türkiye’ye yeni ekonomik hamle yaptırması beklenen Doğu Akdeniz, düşük teknolojili üretim yapıyor, tarımsal hammaddesini işlemeden satıyor, marka çıkarmıyor, katma değer yaratamıyor. Özeti, Doğu Akdeniz hamallık yapıyor. Varlıklarının yeterince değerlendiremiyor, üretebildiğini de yok pahasına satıyor.

Bölge kentleri, ‘İhracat Teknoloji Düzeyi’nde sadece Türkiye ortalamasını yakalayabilse bile Doğu Akdeniz’in ihracata, nitelikli istihdama, dolayısıyla ülke ekonomisine olan katkısı yüzde 100 artabilecek. Böylece bölgede yaşayanların kişi başına düşen milli geliri de iki katına yükselerek Türkiye ortalamasının üzerine çıkabilecek.

Elbette bu iyileştirme bir strateji gerektiriyor. Bu stratejinin geliştirilmesinde en önemli aktörler elbette bölge üniversiteleri olacak. Ancak bu güzide eğitim kurumlarımızın bölgenin tarımına, sanayisine, hizmet sektörüne yeterli katkıyı sağlayabildiklerini söyleyebilmek mümkün değil. 1,1 trilyon dolarlık pazar hacmi bulunan ilaç endüstrisinin en önemli hammaddeleri arasında yer alan endemik bitkileri tüm Avrupa coğrafyasından daha fazla bulunduran Toros dağlarına sahip Doğu Akdeniz’in pazardan sıfır pay aldığını hatırlattığımızda ne söylemek istediğimiz daha net anlaşılabiliyor.

Bu çerçevede bütün gözler ar-ge, tasarım ve markalaşma çabalarına çevriliyor. Bu alanda da Doğu Akdeniz’in karnesi zayıf. Türkiye genelinde sayısı 1239’a yükselen ar-ge merkezlerinin sadece 28’inin, 371’e yükselen tasarım merkezlerinin sadece 10’unun Doğu Akdeniz kentlerinde yer alıyor olması gelecek adına kaygı verse de bu çerçevede ar-ge ve tasarım merkezleri kuran bölge şirketlerinin özendirilme bakımından daha fazla teşvik edilmeleri gerekiyor.


Bu yazı 3703 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar